• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Kocaeli 7 °C

Kendisi de bu kadar yaşamak istememiştir

İsmet ÇİĞİT
Gece saat 23.00 sıralarıydı. Fenerbahçe yine son dakikalara sıkıştırdığı bir golle, zorlu Sivas deplasmanından 3 puan çıkartmıştı. Maraton programında Şansal Büyüka, Mustafa Denizli, Tümer Metin’in değerlendirmelerini izliyorduk. 
Alt yazılar geçmeye başladı. Türkiye’nin 7 nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 98 yaşında  ölmüştü.. Haber kanalları, zaten uzun süredir ağır hasta olan, artık ölümü beklenen 12 Eylül 1980 darbesinin liderinin ölüm haberi için gerekli hazırlıkları yapmışlardı. Hemen, 1918 Manisa doğumlu Kenan Evren’in hayat hikayesi, Türkiye’nin en karanlık dönemi olan darbe yıllarında yaşananlarla ilgili bilgiler, ölen eski Cumhurbaşkanı’nın “Nitekim” kelimesiyle başlayan nutukları ekranlarda akmaya başladı. 
Bizim ülkemizde kamuoyunda tanınan önemli insanlar öldüğü zaman, televizyon kanallarında hemen canlı bağlantılar yapılır; ölen kişiyi tanıyanlar, arkadaşları, yakınları telefon bağlantılarında ağlayarak  “Kör ölür, badem gözlü olur” misali arkasından övgüler yağdırır, rahmet okurlar.. 
7 nci Cumhurbaşkanı, bir dönem Türkiye’yi titretmiş, herkesin önünde el pençe divan durduğu, gittiği her yerde korumaların tüfek dipçiklerini yemeyi göze almış binlerce kişi tarafından alkış kıyamet tezahüratlarla karşılaşmış Darbe liderinin ardından kimse bir güzel söz söyleyemiyor. Televizyon kanalları, Kenan Evren’in arkasından konuşturacak insan bulamıyorlar. Mecburen bir şeyler söylemek zorunda olanlar da, Evren’in arkasından bir “Rahmet” bile dilemiyor, ya da dileyemiyorlar. 
………
Gece televizyonu 1993 doğumlu oğlumla birlikte izliyoruz. Ne bilsin Kenan Evren’i?.. 
Dayanamadı, sordu:”Baba bu Kenan Evren çok mu kötü bir adamdı?” Ne diyeyim ben şimdi ölmüş adamın arkasından.. 
Türkiye’nin 1970’li yılları, hafızamdan bir film şeridi gibi akmaya başladı. 
Biz gençtik. Çok zor yıllardı.  Çok karanlık günler.. Böyle sosyal medya, cep telefonları falan yok. Siyah-beyaz tek kanallı TRT televizyonu. Akşamları ana haber bültenlerinin tamamı, Türkiye’de o gün gerçekleşen cinayetleri, kıraathane taramalarını anlatırdı. Eğer o günün bilançosunda ölen, öldürülen genç insan sayısı 10 kişinin altındaysa, Türkiye için o gün sakin geçmiş sayılırdı. 1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanında büyük felaket yaşandı. Aslında o yıllarda henüz PKK terörü falan yoktu. Toplum, özellikle gençler “Sağcı-Solcu” diye ayrılmışlardı. Çok büyük olasılıkla aynı ortak el, hem sağcı, hem solcu gençleri birbirine kırdırtıyor, onların eline silah verip, birbirlerini vurduruyorlardı. 
1976’da İzmit Lisesi’ni bitirdim. İstanbul Yıldız Üniversitesi Kadıköy Mühendislik Yüksek Okulu Elektrik Mühendisliği bölümünü kazandım. Her sabah eski garajlardan Varan otobüsüne binip D-100 üzerinde Acıbadem köprüsünde iner, okula giderdim. Bir yıl boyunca, bir tek gün bile doğru dürüst ders yapamamıştık. Hem sağcı, hem solcu grupların örgütlü olduğu Kadıköy Mühendislik’te, her gün büyük kavgalar çıkar, gruplar ellerinde demir sopalar, zincirlerle birbirlerine öldüresiye girer, okulun tatil olduğu açıklanır, ya da öğrenci liderlerinden biri, “Bugün boykot var. Kimse derse girmeyecek” derdi. Okul binasından çıkar, Acıbadem Köprüsü üzerinden D-100’e inip, Harem yönünden gelen ve doğuya doğru giden ilk otobüse köprü altından binip, İzmit’e dönerdim. 
Okul binasından köprü altına doğru giderken, sağcılar sağ kaldırımda, solcular sol kaldırımda yürürler, karşılıklı sloganlar atardı. Benim derdim okulu bitirmekti. Caddenin ortasından yürümeyi tercih ederdim. Her defasında ya sağ kaldırımdan, ya sol kaldırımdan bir genç yanıma gelir, “Arkadaş, gel bizim aramıza katıl. Ortada kalırsan, kim vurduya gidersin” derdi. Ben köprü altından İzmit otobüsüne bineceğimi söyler, ortadan yürümeye devam ederdim. 
………..
Kenan Evren, tek başına değildi. Milli Güvenlik Konseyi vardı. En sevimsizi, Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya, en saf ve sessiz gözükeni Jandarma Komutanı Sedat Celasun’du. Konseydeki Kara Kuvvetleri Komutanı Nurettin Ersin güvenilir bir insan görüntüsü verirdi. Beyaz elbiseli olan(Deniz Kuvvetleri Komutanı) Nejat Tümer’in eşi tarafından İzmit bağlantısı vardı. Bizim şehrimizde devletle işi olan Nejat Paşa’ya ulaşmaya çalışırdı. 
Bu millet, Kenan Evren’in Anayasası’na “Evet” dedi. Sonra bu millet, Kenan Evren’i yüzde 90’ı bulan oy oranı ile Cumhurbaşkanı ilan etti. Şimdilerde HDP milletvekili olan Sırrı Süreyya Önder’in  “Beynelminel” isimli filmi- en az 10 kez izlemişimdir- Türkiye’nin darbe yıllarını çok iyi anlatır. Çok fazla insanın işkenceden ölümüne neden oldular. Bir sağdan, bir soldan fidan gibi gençleri darağacında sallandırdılar. Ocakları söndürdüler. Ama iş başında oldukları 3 yıl boyunca gittikleri her yerde, millete kan kustursalar da alkışla, tezahüratla karşılaştılar. İnsanlar onlardan korkardı. 
12 Eylül 1980 sabahını da hatırlarım. Değirmendere’de yazlıktaydık. Babam gazeteci. Bize gece yarısı askeri darbenin haberi ulaşmıştı. Sabah babamla İzmit’e gelmek için yola çıktık. Elinde tüfekli asker, “Sokağa çıkma yasağı var. Eve dönün” diye çevirmişti. Babamın, “İşte Türkiye şimdi bitti” dediğini hatırlarım. 
Millet, askeri cuntaya tepkisini, öfkesini, bu ülkedeki demokrasi özlemini, 1983’deki ilk seçimlerde ortaya koydu. Konseyin veto ettiği değerli insanlar aday olamamış, her ilde genellikle silik, darbeye boyun eğmiş insanlar milletvekili adayı çıkmıştı. Konsey ve Evren çok açık biçimde kendi kurdukları, eski bir emekli generalin-Turgut Sunalp-lideri yapıldığı partiye açık destek veriyordu. Ama millet, Turgut Özal’ın partisini seçti. Necdet Calp’in partisi ikinci, Sunalp’in partisi ancak üçüncü olabilmişti. 
12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye’yi kan gölü olmaktan durdurmuş, çatışmalar, cinayetler bıçak gibi kesilmişti. Ama çok uzun yıllar, 1980 öncesindeki bu cinayetler, ülkeyi darbeye hazırlamak için mi işletiliyordu sorusuna yanıt bile aranmadı. Türkiye demokrasisi geriledi. Ekonomisi çöktü. Terör hortladı. Sözde askeri darbe yapılmıştı ama, irtica da, din istismarı da bu darbe ile birlikte gelişti. Bugün ülkemizde hala darbenin izleri vardır. En önemlisi, Türkiye bugün hala, Kenan Evren döneminde hazırlanan Anayasa ile yönetilmektedir. 
……….
Gece yanımdaki oğlum, “Bana Kenan Evren çok mu kötü biriydi?” sorusuna yanıt bekliyor. Açık, net yanıt veremedim. “Herkes ölümlüdür oğlum” dedim.” Kenan Evren her halde 98 yaşına kadar yaşamak istemezdi “diye ekleyip, soruyu geçiştirdim. Bu dünyada hesap vermedi ama, her halde öbür dünyada işi kolay olmayacaktır.
Bu yazı toplam 242 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37