1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. “Kenkart” Konusunda Bir Eleştiri
“Kenkart” Konusunda Bir Eleştiri

“Kenkart” Konusunda Bir Eleştiri

Halkla iç içe olmanın bir yararı da insanımızın derdini dinleyebilmektir. Bir gazetede -haftada bir de olsa- köşe yazarlığı yapıyorsanız, bu durum önem taşır sizin için. Birkaç gün önce,

A+A-

Halkla iç içe olmanın bir yararı da insanımızın derdini dinleyebilmektir. Bir gazetede -haftada bir de olsa- köşe yazarlığı yapıyorsanız, bu durum önem taşır sizin için. Birkaç gün önce, kentkartla ilgili sıkıntı yaşayan bir vatandaşımızın sorununu dinledim. Adını şimdilik saklı tutuyorum. Hakkını aramasını bilen, duyarlı ve tutarlı bir vatandaşımız. Kocaeli Büyükşehir Belediyesinden olumsuz yanıt gelirse, yaptığı telefon konuşmalarıyla birlikte, ilgili kişinin adını da vereceğim. Herkesin dert diye söyledikleri bu köşede yer alamaz. Aldatılabilirsiniz çünkü.

Gelelim konuya. Karamürsel-Umuttepe hattında çalışan belediye otobüslerinde şikâyetçi kişiden fazla para kesilmiş. Değirmendere’den otobüse binen bu kişi iki ayrı günde toplam iki kez Karamürsel-Umuttepe parası ödemiş. Anlattığına göre sorun şoförden kaynaklanıyor. Bu kişi Karamürsel’den değil, Değirmendere’den otobüse biniyor; ama kendisine Karamürsel’den binmiş işlemi yapılıp daha çok para ödemesine neden olunuyor.

İlgili kişi telefon ederek durumu yetkili birime bildirmiş. Ama söylediği şu: Ben yanlışlığı anladım; yanlışlığı anlayamayanların hakkı yeniyor demek ki.

Bu duyarlı vatandaşımız, yerden göğe kadar haklı. Duyarlılığından dolayı kutluyorum kendisini. Diyeceksiniz ki durum yetkili birime iletildiğine göre siz niçin yazıyorsunuz? Kentkart kullanan herkes kendisinden kesilen paranın doğru olup olmadığına dikkat etmelidir; çünkü yanlışlık yapılabiliyor, diye yazıyorum.

ÖSYM’nin Düşündürdükleri

Önemli bir görev üstlenen ÖSYM’nin işi bugüne dek hep zor olmuştur. Bilindiği gibi ÖSYM Başkanı Ali Demir’e kadar, bu kurumun yaptığı tüm sınavlar için, kimsenin kafasında kuşku ve soru işaretleri yoktu.

Bu satırları yazarken Ali Demir hâlâ koltuğundaydı. Kars’taki İnsanlık Anıtı için olumsuz konuşan Başbakan Erdoğan heykelin yıkılmasına nasıl neden olduysa, şimdi de Ali Demir’in süreci iyi yönetemediğini söyleyen Başbakan acaba bu açıklamasıyla ÖSYM’de yeni bir ada gereksinim olduğunu mu ima etti?

Kars’taki heykelin yıkılması çok üzücü ve düşündürücüdür; ama ÖSYM Başkanı Ali Demir bu kurumun başından giderse sevindirici olacaktır.

Kars’taki heykelin varlığı AKP’ye oy kaybettirmezdi; ama ÖSYM Başkanı Demir’in bu kurumun başında olması AKP’ye oy kaybettirmektedir. Neden mi? İnsanımız şöyle düşünüyor: Bugüne dek var olan iktidarlar dönemimde ÖSYM sorunsuz çalışmıştı. AKP iktidardayken ÖSYM’nin yaptığı sınavların birçoğundan pis kokular geliyor. Olumsuz fatura sadece ilgili kuruma değil, AKP’ye de çıkmaktadır.

ÖSYM gibi gözde bir kurumumuz, AKP iktidarında, Ali Demir başkanlığında itibar kaybetmiştir. “Hayır” diyebilir misiniz bu gerçeğe?

Kasaba Sanat’ın 3. Sayısı

Üç ayda bir yayımlanan Kasaba Sanat’ın “Evvelbahar 2011” tarihli 3. sayısını okudum geçen hafta sonu. Yayın yönetmenliğini Emine Kuşoğlu’nun üstlendiği Kasaba Sanat’ın danışma kurulunda şu adlar yer alıyor: Fikri Çalışkan, Turan Enginoğlu, Levent Tuğrul ve Salih Özbaran. Bu sayının yazı kuruluysa şu adlardan oluşuyor: Necdet Aracı, Mehmet Gökyayla ve Emine Yıldırım Kuşoğlu.

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde çıkarılmakta olan Kasaba Sanat’ın bu sayısında birçok değerli yazar ve şairi görmek sevindirdi beni. Anlaşılan o ki bu arkadaşlar dergiye destek vermek istiyorlar. Hep böyle olmasını diliyorum. Saygı duyulacak bir davranış bu. Kutluyorum çabalarını.

Kasaba Sanat’ı yayımlayabilmek için uğraş veren değerli arkadaşları da yürekten kutluyor ve destekliyorum. Örnek insanlar, örnek davranışlarda bulunur.

Bu sayının yazar ve şairleri: Meral Sevim Görgöç, Tijen Çıkıkçı, Ahmet Uysal, Hüseyin Peker, Ahmet Günbaş, Mine Ömer, Seval Arslan, Metin Soydeveli, Mehmet Salim Sanal, Hüseyin Alemdar, Gökhan Poyraz, Fikri Çalışkan, Necdet Aracı, Uğur Çınaroğlu, Mehmet Büyükçelik, Burcu Akkanlı, Oğuz Tümbaş, Gökçe Parlakyıldız, Ali Soyer, Hasan Ildız, Gül Evren Ertürk, Mehmet Gökyayla, Arif Madanoğlu, Nursel Aras, Metin Aydın, İbrahim Şan, İbrahim Acet, Soner Atalan ve Aziz Küçük.

Kasaba Sanat’a sürdürümcü (abone) olmak, yazı göndermek isteyenler, derginin elektronik adresine ([email protected]) yazabilirler.

Bu kısa tanıtma yazısını, dergide yayımlanan güzel bir şiirle noktalamak istiyorum:

İÇE DÖNÜK AĞIT

sestim

….. küle döndüm

yalnız avazım kaldı

….. dağların koyaklarında

o da harabe

tenin sıcaklığına inat

saydam düşlerimin

gerçekliğine, ben biraz

daha yenildim

vah gözlerin

görmez konuşmalarına

aşkını duldalarsın

kendi gölgende

çöl susuzluğuyla

aşk ulaşılmazlığıyla büyür

öğrendim

yürek çeker

lâl susmanın yükünü

kitaplar arası

kurumuş güller aşkına

öğüt suskunluğunu

har yürek

yalnız kendine inle

Aziz KÜÇÜK

Fıkra

Üniversiteyi yeni bitiren genç, zor bela bir iş bulur. Çalışacağı ilk gün patron:    - Hey, sen al şu bezi, yerleri silmeye başla.    Genç:    - Ama efendim, ben üniversite mezunuyum.    Patron:    - Ha, o zaman başka. Ver bezi bana, sana nasıl yapacağını göstereyim.

Devlet, bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak 1000 TL aylıkla bir bekçi işe almaya karar verir. Talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak? Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere 1. 500’er TL aylıkla iki kişi işe alınır. Bir süre sonra “İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz?” diye düşünülerek 2. 000’er TL aylıkla iki denetmen işe alınır; biri denetim yapar, diğeri raporları yazar. Bir süre sonra “Bunların aylıkları hesaplanıp nasıl ödenecek?” diye tartışılır ve 2. 500’er TL aylıkla bir mali müşavir, bir kâtip, bir de istatistik uzmanı işe alınır. Bir süre sonra “Peki bunlardan kim sorumlu olacak?” diye düşünülür ve 5. 000 TL aylıklı bir müdür ve 3. 000’er TL aylıkla iki de müdür yardımcısı işe alınır. Bir süre sonra ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır.

Sağlık

Çeşitli hastalıkların tedavisinde bitkisel ürünlere olan talebin giderek attığını belirten uzmanlar, bu durumu istismar eden kimilerinin sahte ürünler satarak, halkın sağlığıyla oynadığını bildirdi.

“Bitkisel Sağlık Rehberi” kitabının yazarı Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu, yaptığı açıklamada, son yıllarda bitkisel ürünlere olan talebin attığını belirterek, birçok kişinin de şifalı bitkileri bilinçsizce satın aldığını söyledi.

Bu durumun kimileri tarafından istismar edildiği uyarısında bulunan Prof. Dr. Saraçoğlu, son dönemde ''yaban mersini'' bitkisinin satışında insanların aldatıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Yaban mersini diye insanlara başka bitki satıyorlar. Gerçek yaban mersininin buruk bir tadı vardır. Bugün insanlar şişkinlikten bahseder. Yaban mersininden bir avuç tüketildiğinde ne şişkinlik ne de gaz problemi kalır. Ama insanlara yaban mersini diye, yabani ayı üzümünü tanıttılar. Birde bunu satarken şeker hastalarına iyi geliyor diye reklamını yapıyorlar. Yabani ayı üzümünün yaban mersiniyle uzaktan yakından alakası yok ve bol şekerli. Şeker hastalığına da kesinlikle iyi gelmez aksine şeker hastalarına zararlı.”

Saraçoğlu, insanoğlunun artık doğayı ve doğal olanı aradığını belirterek, “Ama ne acıdır ki doğaya dönüş yapan insan 1960’lı yıllardaki o doğayı bulamıyor. Bugün tabiat insanoğluna karşı savaşan bir düşman haline geldi. Yani insan bunu kendi eliyle yaptı” diye konuştu.

(Kaynak: www.gazeteport.com.tr, 30 Nisan 2011)

Bu haber toplam 1454 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.