1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Kentin en büyük sorununu kavgasız, birlikte çözmeliyiz
Kentin en büyük sorununu kavgasız, birlikte çözmeliyiz

Kentin en büyük sorununu kavgasız, birlikte çözmeliyiz

Sizce, bugün itibariyle Kocaeli’nin en önemli sorunu nedir? Trafik, çevre kirliliği, tarım arazilerinin yağmalanması, işsizlik diyenleriniz, daha pek çok sıkıntıyı sayanlarınız çıkabilir. Bence bugün

A+A-

Sizce, bugün itibariyle Kocaeli’nin en önemli sorunu nedir?..

Trafik, çevre kirliliği, tarım arazilerinin yağmalanması, işsizlik diyenleriniz, daha pek çok sıkıntıyı sayanlarınız çıkabilir.

Bence bugün itibariyle Kocaeli’nin en büyük sorunu, son LYS’de ilimizin 81 il içinde 75 nci sırada yer almış olmasıdır.

Sorun, yılların birikiminin bir sonucudur. Çok ciddi, çok sıkıntı verici ve üzerinde hep birlikte  düşünmemiz, çözüm aramamız gereken bir  sorunla karşı karşıyayız. Kavga ederek, bu konuyu siyasi polemik konusu haline getirerek çözemeyiz. Bu kentte yaşayan herkes, bu sorunun ortaya çıkmasında payı bulunduğunu kabul etmeli, gönüllü olarak çözümün bir parçası olmayı benimsemelidir.

Ortaya çıkan tabloda bütün suçu Vali’ye, Milli Eğitim Müdürü’ne atmak, hem kolaycılık hem haksızlıktır. Vali Topaca’nın ortaya çıkan tabloya çok üzüldüğünden eminim. Milli Eğitim İl Müdürü  Nevzat İspirli, tanıdığım kadarıyla çalışkan, hoşgörülü, işini iyi yapmak için çırpınan bir yöneticidir. Mutlaka o da çok üzülmüştür. Üstelik, Vali, Milli Eğitim Müdürü çaresizdir.

Elbette LYS’de Kocaeli’nin 75 nci olmasının altında yatan eğitim kaynaklı sorunlar vardır. Benim tanıdığım, bildiğim, son derece dürüst, idealist, ama üzerine “Bu adam solcudur” damgası vurulmuş pek çok değerli eğitimci, pasifize edilmiştir. Son yıllarda bu eğitimcilere aktif görevler, yöneticilik verilmiyor. Okul Müdürleri, Milli Eğitim İlçe Müdürleri, eğitimde kritik noktalardaki bütün yöneticiler, siyasi görüşleri, yaşam biçimleri değerlendirilerek ve hep aynı şekilde yetişmiş insanlardan oluşturuluyor. Bu bir sıkıntıdır kabul ediyorum.

İlimizde eğitim çok fazla ticaretleşmiştir. Bunu da yıllardır yazıyorum. Bugün bizim kentimizde, kendi alanında “Uzman” olarak nitelendirilen,  evinde, ya da kiraladığı küçük bir dairede çok büyük paralar karşılığında çocuklara özel dersler veren  “Sınavcı öğretmenler” türemiştir. Dershaneler arasındaki acımasız rekabete, artık sayıları  bilinmeyen bu özel ders öğretmenleri de katılmıştır.

İlimizdeki eğitim kadroları yetersizdir.  Öğrenciyle ilgisizdir. Devlet okullarındaki öğretmenler, sınava hazırlanan öğrencileri dershanelere veya özel ders öğretmenlerine pazarlayan birer komisyoncu, aracı haline gelmiştir. Türkiye’nin her yerinde bu sisteme gidiş var. Ama Kocaeli’de çok fazladır. Bütün bunlar Kocaeli’deki öğrencilerin başarısızlığında çok önemli etkenlerdir.

Konunun uzmanı değilim.  Ama meraklısıyım.  Bir de bu memlekete hayırlı insanlar olarak yetişmesi için çaba gösterdiğim, iki genç evlat sahibiyim. Yani işin içindeyim. Bu nedenle gözlemlerim var, tespitlerim var.

Benim kanaatime göre, Kocaeli’nin bu büyük sınavlarda çok geride kalmasının, ilimizde eğitimin tamamen çökmüş olmasının temel nedeni sosyolojiktir.

15-18 yaş grubundaki çok genç insanlardan söz ediyoruz. Kızların da, erkeklerin de kendilerini yeni yeni tanımaya başladığı,  en duygusal, en kırılgan, en hassas dönemde bulundukları dönem.

Büyükler çok farkında değiller. Ama bu kent, bu genç insanları artık boğmaya başladı. Bu kentte sosyal yaşam değişti. Bu kentte anlayışlar, insanların birbirlerine bakış şekli değişti. Bu şehirde gençler özgür değil..

Gençlerimize, okul ve dershane dışında kalan zamanlarında  “Git Seka Park sahiline otla” demekten başka sunabileceğimiz cazip bir sosyal programımız var mı?..

Günümüzde bu şehirde gençler,  kız-erkek el ele dolaşırken bile bakışlardan rahatsız oluyorlar. Şehrin bir köşesinde oturup, şöyle masum bir aşkla öpüşüp, koklaşmaları mümkün değildir.

Her konunun içine bunu kattığım için bana kızanlar olduğunu biliyorum ama; bence önemli bir konudur. Bu kentte gençlerin spor heyecanı yaşaması da söz konusu değil. Kaç yıl oldu, bu şehre F. Bahçe, Beşiktaş, G. Saray gelmedi. Bu kentin futbol takımı yok. Bu kentin basketbol, voleybol takımı yok. Bu kentte genç kızların spor imkanı yok. Önemli eksikliklerdir.

Öğrenci gençler bu kentte hiçbir alanda pozitif ayrımcılık göremiyor.

Her şey ya “Yasak”, ya “Günah”, ya da “Ayıp”.

Gençlerin toplu taşım araçlarında, sinemalarda bile ciddi avantajı, imtiyazı yok. İlköğretimi Kocaeli’de tamamlayıp, hasbelkader SBS’de başarılı olarak kapağı İstanbul’daki okullara atan Kocaelili çocuklar üniversite sınavında başarılı oluyor; Kocaeli’de liseyi bitirenler sürünüyor. Bu tabloyu, sadece İstanbul’daki okulların eğitim kalitesinin ilimizdekilerden daha yüksek oluşu ile izah edemeyiz.

İzmit Lisesi’nin, Gazi Lisesi’nin, İnkılap, Mimar Sinan Lisesi’nin ruhu kalmadı. Anadolu liseleri dökülüyor. Özel okullar sadece kazandığı paraya bakıyor. Dershaneler arasında inanılmaz bir öğrenci kapma yarışı var. Dershaneler çocuklara sadece para olarak bakıyor. Bir tek Fen Lisemiz var. O’nun da başarı kalitesi giderek aşağıya doğru iniyor.

Mezunları ile, mevcut öğrencilerinin kaynaştığı, sık sık birlikte hareket edebildiği tek  eğitim kurumları İmam Hatip’ler. Şu LYS’nin ayrıntıları açıklansa, eminim ilimizde en başarılı öğrenci grubu İmam Hatip mezunlarıdır. Şehirdeki bütün koşullar, İmam Hatip tahsili almış, bu anlayışla yetişmiş öğrencilerin lehine ve anlayışına uygun hale gelmiştir.

Bu kentte kaç yıldan beri uluslararası büyük bir etkinlik olmadı, biliyor musunuz?.. Bu kentte hala doğru dürüst bir kütüphane yok, biliyor musunuz?.. Eğitim, sadece okulda veya dershanelerde sıralarda oturup; öğretmeni dinlemek değildir. Eğitim, ders dışı alanlarda gençlerin özgürlüklerini yaşaması, ruhlarını dinç tutmasıyla da yakından ilgilidir. Bizim şehrimizde ailelerinin göçü ile bu bölgeye gelen gençler de, bu şehirde doğup büyümüş gençler de farklı açılardan ciddi kimlik sıkıntısı içinde bulunuyorlar. Kendilerini ifade edemiyor, gençliklerini yaşayamıyorlar.

Bu kentte gençlerin övünebileceği, kendilerini bir parçası olarak hissedebilecekleri, peşinden koşacakları, örnek alacakları hiçbir şey yok, kalmadı. Ellerinde cep telefonu birbirleri ile mesajlaşıyorlar. En büyük lüksleri, şehir merkezinde kaldırımları işgal etmiş abuk sabuk kafelerde oturup, bir bardak çay içerken piyasa yapmak.

Sorun sosyolojiktir. Bu kentte özellikle gençler mutsuzdur. Sahipsizdir. Bu tablodan herkes sorumludur. Bence çözüm, gençleri daha iyi anlamak, bugünün büyüklerinin kendi gençliklerini hatırlamasını sağlamak ve topyekün bu sosyal çöküntüyü bertaraf etmek için çalışmaktır. Büyükler, eğitimciler oturup konuşmasın. Son LYS’de düşük puan alan bu kentteki on binlerce öğrenci çağırılsın. Onlara sorulsun, “Çocuğum, nedir senin sıkıntın?” diye sorulsun. Görün bakın ne farklı, ne şaşırtıcı yanıtlar çıkacaktır.

Bu haber toplam 1261 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.