1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Kentsel dönüşüm bu yaz başlamalı
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Kentsel dönüşüm bu yaz başlamalı

A+A-
Hükümetin geçen dönem Meclis’ten geçirdiği en önemli yasa, “Kentsel Dönüşüm” yasasıdır. Birkaç kez daha yazdım. Bu “Kentsel Dönüşüm” yasası, aslında özellikle Kocaeli için çıkartıldı. 17 Ağustos 1999 büyük deprem felaketinin merkezi olan Kocaeli’de, hasarlı yapıların yıkılması, kentin yenilenmesi için çıkartıldı.
Ama aradan geçen iki yılı aşkın süre içinde Türkiye’de Kentsel Dönüşüm yasasının uygulanmadığı belki de tek şehir, bizim şehrimiz oldu. Sözde belediyelerimiz Kentsel Dönüşüm konusunda çalışıyorlar. Özellikle Gölcük Belediyesi, üç ayrı bölgede, İzmit Belediyesi öncelikle Cedit bölgesinde kentsel dönüşüm için bazı çalışmalar yaptılar.
Ama hala, bir arpa boyu yol gidilemedi. Bu şehirde hala Gölcük Denizevler bölgesinde bile “Kentsel dönüşü” yasası uygulanmamışsa, kimsenin konuşacak sözü olmasa gerektir. 
Artık, özellikle Gölcük ve İzmit’te bu yaz kentsel dönüşüm konusunda fiilen çalışmaya başlanması gerekir. Derince’de, Körfez’de ihtiyaç var. Bakın, Karamürsel Belediyesi Kentsel Dönüşüm yapamasa da, ilçedeki binaları yeniliyor. Güçlendiriyor. Diğer ilçelerde “Tık” yok. Kartepe’de, Başiskele’de kentsel dönüşüm gereken yerler var.
İzmit’te Cedit için laf ağızdan çıktı. İnsanlar binalarına dokunamıyorlar. Artık bu işin laftan çıkması, icraata dönmesi gerekiyor. Biran önce Gölcük ve İzmit’teki kentsel dönüşümün başlaması, daha sonra gerek duyulan diğer ilçelerde de bu işe girişilmesi lazım.

BÜYÜKŞEHİR’İN PROJESİ NE OLDU?
 
Bir de Büyükşehir Belediyesi’nin açıkladığı, ama hala uygulamaya koyamadığı  yeni imar planı düzeni var. Kent genelinde depremden etkilenmiş bölgelerdeki binaların yıkılması halinde, bunların yerlerine yapılacak yeni binalar için yüksek kat verileceği açıklanmıştı. Bu da bir bakıma kentsel dönüşüm uygulamasıdır. Böyle bir çalışmanın olduğu açıklandı ama, hala kesinleşmedi. Yaz sezonu, yani inşaat sezonu gelirken bu konuda da artık somut adımların atılması lazım. Bir koca yılı daha kaybetmeyelim. 

*10 yıl önce daha samimiymiş
Dün bu gazetede  “10 yıl önce bugün” köşesi dikkatimi çekti. 2004 yerel seçimleri yapılmış.  O yıllarda,  belde belediyeleri de var. Malum, 2004 yerel seçimlerinde AK Parti ilk kez ortaya çıkmıştı. İlimizdeki belediyelerin tamamını değil ama, büyük bölümünü kazanmıştı. İbrahim Karaosmanoğlu, ilk kez Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti.
2006 yılının mart ayında, yani 2004 yerel seçimlerinden 2 yıl sonra, ilimizdeki AK Partili Belediye Başkanları Derbent’teki KOÜ Uygulama Oteli’nde toplanmışlar. Birlikte bilardo oynamışlar, masa tenisi oynamışlar, sohbet etmişler. Sonra, yerel yönetimlerdeki ilk iki yılı birlikte değerlendirmişler. 
Şimdiki tabloya bakalım.. İlimizdeki yerel yönetimlerin tamamı AK Parti’de. Bütün belediye başkanları aynı partiden. Ama 2014’deki yerel seçimlerin ardından 2 yıllık dönemin değerlendirmesi, her Belediye Başkanı tarafından ayrı ayrı yapılıyor. Bizim Belediye Başkanları artık bir araya gelirlerse, yurt dışı seyahatlerinde bir araya geliyorlar. Ya da, Afyon’da, Kızılcahamam’da falan.. 
Oysa her yıl en azından mart ayında, yani yerel seçimlerin yıldönümünde, bütün Belediye Başkanları bu kentteki mütevazı bir otelde bir araya gelip, birlikte deneyimlerini paylaşabilir. Ama belli ki, AK Parti içinde de o eski, 10 yıl önceki samimiyet yok. Bu da ciddi bir durum değil mi?
“Transfer yok, 330’u aşarız”
Artık Türkiye’nin tek gündemi Başkanlık seçimi.. Muhalefet ne kadar bağırırsa bağırsın, bu gündemi değiştiremez. Şehit cenazeleri, ülkenin bir bölgesindeki savaş, ülkenin her yerindeki terör tehdidi,  piyasalardaki sıkıntılar; her şey bir tarafa..
Şu Başkanlık Sistemi konusunda sonuca ulaşana kadar başka bir konuyu tartışamayacağız. AK Parti,  en fazla 2 ay içinde Başkanlık sistemi temeline dayalı yeni Anayasa metnini hazırlamış olacak. Başbakan açıkladı, “Tek kamaralı Başkanlık”. Yani, halkın seçtiği tek meclis, halkın seçtiği Başkan.
Ben Başkanlık Sistemine karşı değilim. Bu sisteme, “Bu millet Recep Tayyip Erdoğan’ı Başkan yapar” mantığıyla karşı çıkılmasını da yanlış buluyorum. Bu milletin kimi seçeceğinin garantisi yok. Başkanlık sistemi, Türkiye’nin daha iyi yönetilmesini, önemli kararların daha hızlı alınmasını ve demokrasinin gelişmesini sağlayabilir.
Bunlar ayrı tartışma konusu. 1 Kasım’da çıkan siyasi tabloya göre, bu sistem nasıl kurulacak. 1 Kasım tablosu, AK Parti’yi umutlandırıyor. AK Parti’nin elini güçlendiriyor. Ama Başkanlık sistemini getirmesine yetmiyor.
AK Parti’nin, Başkanlık sistemini referanduma götürmesi için bile 14 milletvekiline ihtiyaç var. Meclis’te 330 oyla kabul edilirse,  Anayasa değişikliği referanduma gidecek. Referanduma gerek olmadan sistemin kabulü için ise, 367 oy gerekiyor. Başbakan geçen gün şöyle dedi:
“-Başkanlık sistemini içeren Anayasa metnini hazırlayacağız. Meclis’e getireceğiz. Ama 14 eksik için Meclis’te transfere sıcak bakmıyorum. Partimiz dışından 16 milletvekilinin oy vereceğine inanıyorum.”
Türkiye siyasetinde geçmişte çok ahlaksız milletvekilliği transferleri görülmüştü. Ama bu defaki çok kritik bir konu. Üstelik,. Ülkede siyaset ve toplum çok keskin şekilde bölünmüş durumda. Bu durumda, Başkanlık Sistemi, 16 milletvekili transferi ile referanduma giderse çok ciddi toplumsal infial olabilir. Referandumda rüzgar ters esebilir.
O halde, AK Parti dışındaki partilerden; MHP-CHP ve HDP’den 16 milletvekili nasıl bulunacak?.. Çok bilinmeyenli bir denklem var önümüzde. Ama belli ki bu denklemi çözmeden de ülkenin başka hiçbir işine bakamayacağız. Biran önce bu süreci geçmemiz gerekiyor.
*Sanayicisi hemşeri olunca 
Dün, Türkiye’nin en büyük, en önemli gazetesi Hürriyet, Gaziantep şehrine tam 4 sayfa ayırmış. Gaziantep, son iki yıl içinde Türkiye’nin yükselen değeri. Hürriyet’te de zaten  “Dünya kenti Gaziantep dosyası”  başlığı altında bu kentteki değişim, gelişim ve ilerlemeyi anlatmış.
Kocaeli, Türkiye hazinesine kişi başına en yüksek vergiyi ödeyen şehir. Kocaeli, Türkiye’de vergi tahsilat oranının en yüksek olduğu şehir. Türkiye hazinesine giren her 100 TL’lik verginin 79 TL’sini İstanbul, İzmir ve Kocaeli karşılıyor. 
Ama bizim halimize bakın, Gaziantep’in haline bakın. Gaziantep’i, 2014 yerel seçimlerinde aslında çok başarılı olduğu Bakanlık görevinden ayrılıp, kendi şehrinde Belediye Başkanı seçilen Fatma Şahin uçurdu. Ne yaptı Fatma Şahin?.. İl bütçesini disiplin altına aldı. Ankara’dan tuttuğunu koparttı. Aslında Gaziantep’in Kocaeli’ye göre dezavantajları var. Terör bölgesine yakın. Suriye ile sınırı var ve çok fazla Suriyeli göçmeni de barındırmak zorunda. Ama buna rağmen, iki yıl içinde müthiş ilerleme gösterdi. Gaziantep’in havaalanı çalışıyor. Yılda yaklaşık 1 milyon kişi, Türkiye’nin batısından Gaziantep’e günü birlik gidip geliyorlar. Sadece yemek yiyor, alışveriş yapıyor, akşam dönüyorlar. 
Bütün bunların yanında Gaziantep’in çok büyük bir avantajı var.Gaziantep’in sanayicisi, işadamı, o kentin hemşerisi. Bizim şehrimizin sanayicisi Avrupalı, Amerikalı, Karadenizli. Hatta artık bu kentin yerli esnafı bile neredeyse kalmadı. Gaziantep de uzun yıllar CHP’li Celal Doğan tarafından yönetilmişti. Fatma Şahin, geçmişin mirasını ret etmedi. Gaziantepspor’a sahip çıktı. O’nun döneminde Gaziantep basketbolda da çok güçlü bir takım kurdu. Kentin sanayicisini, kentin hizmetine soktu Fatma Şahin. Şehri Dünya Markası yaptı. Müthiş Gaziantep mutfağını dünyaya tanıttı, Unesco’nun “Dünya mirası” korumasına aldırdı.
Biz burada, D-100 üzerinde bir yürüyen merdivenli yaya köprüsü ile uğraşıyoruz. Üstelik bu devlete en yüksek vergiyi ödeyen kentiz. Türkiye’nin bütün yükünü sırtımızda taşıyoruz. Ama Antep’in haline bakın, bizim halimize bakın. 
Ne futbol takımımız, ne basketbol takımımız, ne havaalanına inip kalkan uçağımız var. Bu kentteki hiçbir yöneticinin çıkıp da bana “Biz çok başarılıyız” demeye hakkı olamaz.
Yerel Sen neden işi zora sokuyor.

*Yerel Sen neden işi zora sokuyor
İzmit Belediyesi’nde çalışan 252 işçi adına yeni dönem toplu sözleşme pazarlığı iki aydır devam ediyor. Bugüne kadar işçi sendikası ile işveren sendikası 5 kez bir araya geldi. Taslaktaki idari maddeler geçildi ama,  ücret konusunda taraflar arasında uçurum var.
İzmit Belediyesi’nde Sefa Sirmen döneminden beri, DİSK’e bağlı Genel-İş yetkiliydi. Aslında, işçiler Genel-İş’ten memnundu. Genel-İş ile, İzmit Belediyesi yönetimi arasında da sorun yoktu. Ama AK Partililerin “Kendilerinden olmayana tahammül edememe” sorunu var. Operasyon yapıldı. İşçiler Genel-İş’ten istifa ettirilip, Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş’e geçmeye zorlandı.
Hizmet-İş, İzmit Belediyesi’nde ilk kez pazarlık masasına oturdu. Bu sözleşme sendika için bir prestij sözleşmesi. İdris Ersoy’un omuzlarında yük var.
Hizmet-İş İzmit Belediyesi işçileri için yıllık yüzde 25 artış istedi. Elbette bu zammın verilmesi söz konusu olamazdı. Zaten bunu, isterken Hizmet-İş de biliyordu. İzmit Belediyesi adına pazarlığı yürüten Yerel Sen İşveren Sendikası ise, karşı teklif olarak 3 yıllık sözleşme önerdi. Birinci yılın ilk altı ayı için yüzde 4, ikinci altı ayı için yüzde 4 zam, diğer yıllarda enflasyon oranında zam öneriyorlar.
Nasıl ki, işçi sendikasının yüzde 25 zam talebi kabul edilemezse, işveren sendikasının (4+4) zam teklifi de kabul edilemezdir. Mutlaka birileri devreye girecek, İzmit Belediyesi sözleşmesinde en az enflasyon oranında (8-10) bandında bir zam verilecek. 
O halde, bu zorlama neden?.. İlimizdeki belediyelerin zorlama ile kurduğu, aslında hiçbir amaca hizmet etmeyen Yerel Sen İşveren Sendikası, sadece kendisine bir misyon yaratmaya çalışıyor. Ama gereksiz zaman kaybediliyor. Kaybedilen zaman da işçinin zamanı. Hem İzmit Belediyesi işçilerini Genel-İş’te kopartıp, Hizmet-İş’e geçirttiniz, hem neden Yerel Sen üzerinden topu taca atıyorsunuz. Verin makul zammı, bitirin şu işi. Hiçbir toplu sözleşme pazarlığında, sadece zamanı uzatmak dışında hiçbir fonksiyonu bulunmayan bu Yerel Sen için belediyeler bir de para ödüyorlar. Bu şehirde çok yapmacık işler yapılıyor ya, buna üzülüyorum. 
*Akşener adı çok öne çıkıyor
Özellikle bizim ilimizde mi böyle bunu bilemem. Ama MHP’de olağanüstü kurultay yaklaşırken, siyasette Meral Akşener adı çok öne çıkmaya başladı
Öyle ki, halen Türkiye’de muhalefet liderleri Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli. Ama  şu an itibariyle milletvekili bile olmayan Meral Akşener’in popülaritesi, bu iki ismin önünde.
İzmit’in Meral Abla’sı, kentleri dolaşıyor,.  MHP’liler ile buluşuyor. Artık ulusal medyada da daha geniş yer bulmaya başladı. Kalabalıklara yönelik konuşmaları gösteriliyor. Akşener, samimidir, inandırıcıdır.. Dalga dalga bir ilgi yayılması görülüyor. Çevremde hissediyorum. Bugüne kadar AK Parti’ye oy vermiş pekçok kişinin de ağzında “Meral Akşener” var. CHP’den umudunu kesen CHP’li seçmenlerin ağzında  “Meral Akşener” var.  MHP’de “Devlet Bahçeli’nin gazabından” korkmayan herkes zaten Meral Akşener diyor.
Meral Abla geçenlerde kesin dille reddetti ama, MHP’de olağanüstü kurultaya gidilmez, ya da Akşener’in önü kesilirse, Meral Akşener’in, Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi isimlerle birlikte merkez sağda yeni bir oluşumun içinde yer alacağı da konuşuluyor. 
En azından bizim kentimizden Türkiye siyasetine bakılırsa, AK Parti yönetimlerinden sıkılan herkesin dilinde Meral Akşener adı dolaşıyor. Kocaeli, Türkiye siyasetinin aynasıdır. Her zaman bu kentte çıkan sonuç, Türkiye ortalaması ile örtüşür. Meral Akşener olayını çok dikkatle takip etmek lazım. Bizim İzmitli Meral Abla, çok sağlam adımlarla Türkiye siyasetinin zirvesine yükseliyor.

*“Transfer yok, 330’u aşarız”
Artık Türkiye’nin tek gündemi Başkanlık seçimi.. Muhalefet ne kadar bağırırsa bağırsın, bu gündemi değiştiremez. Şehit cenazeleri, ülkenin bir bölgesindeki savaş, ülkenin her yerindeki terör tehdidi,  piyasalardaki sıkıntılar; her şey bir tarafa..
Şu Başkanlık Sistemi konusunda sonuca ulaşana kadar başka bir konuyu tartışamayacağız. AK Parti,  en fazla 2 ay içinde Başkanlık sistemi temeline dayalı yeni Anayasa metnini hazırlamış olacak. Başbakan açıkladı, “Tek kamaralı Başkanlık”. Yani, halkın seçtiği tek meclis, halkın seçtiği Başkan.
Ben Başkanlık Sistemine karşı değilim. Bu sisteme, “Bu millet Recep Tayyip Erdoğan’ı Başkan yapar” mantığıyla karşı çıkılmasını da yanlış buluyorum. Bu milletin kimi seçeceğinin garantisi yok. Başkanlık sistemi, Türkiye’nin daha iyi yönetilmesini, önemli kararların daha hızlı alınmasını ve demokrasinin gelişmesini sağlayabilir.
Bunlar ayrı tartışma konusu. 1 Kasım’da çıkan siyasi tabloya göre, bu sistem nasıl kurulacak. 1 Kasım tablosu, AK Parti’yi umutlandırıyor. AK Parti’nin elini güçlendiriyor. Ama Başkanlık sistemini getirmesine yetmiyor.
AK Parti’nin, Başkanlık sistemini referanduma götürmesi için bile 14 milletvekiline ihtiyaç var. Meclis’te 330 oyla kabul edilirse,  Anayasa değişikliği referanduma gidecek. Referanduma gerek olmadan sistemin kabulü için ise, 367 oy gerekiyor. Başbakan geçen gün şöyle dedi:
“-Başkanlık sistemini içeren Anayasa metnini hazırlayacağız. Meclis’e getireceğiz. Ama 14 eksik için Meclis’te transfere sıcak bakmıyorum. Partimiz dışından 16 milletvekilinin oy vereceğine inanıyorum.”
Türkiye siyasetinde geçmişte çok ahlaksız milletvekilliği transferleri görülmüştü. Ama bu defaki çok kritik bir konu. Üstelik,. Ülkede siyaset ve toplum çok keskin şekilde bölünmüş durumda. Bu durumda, Başkanlık Sistemi, 16 milletvekili transferi ile referanduma giderse çok ciddi toplumsal infial olabilir. Referandumda rüzgar ters esebilir.
O halde, AK Parti dışındaki partilerden; MHP-CHP ve HDP’den 16 milletvekili nasıl bulunacak?.. Çok bilinmeyenli bir denklem var önümüzde. Ama belli ki bu denklemi çözmeden de ülkenin başka hiçbir işine bakamayacağız. Biran önce bu süreci geçmemiz gerekiyor.
 
Bu yazı toplam 996 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum