1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. KEŞKE HAYAT HER ZAMAN BAYRAM OLSA…
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

KEŞKE HAYAT HER ZAMAN BAYRAM OLSA…

A+A-

  İşte  gördünüz.. Ramazan  ayını  bitirdik  derken,  kurban  bayramına da  sayılı  günler  kaldı.. Kiminle  konuşsam  geçen  zamanın  hızından  mustarip..  Anlaşılan  şu ki,                                  insan  oğlunda  geleceğe  karşı  duyulan  derin  özlem,  geçen  zamanın  bizlere  kaybettirdiklerini   gizlerken,   hasretle  beklediklerimizi de  rüya  alemine  dönüştürerek               alıp  götürüveriyor  yaşamımızdan.. Ve  sonuçta  geçip  gidenin  hızına  yetişmemiz  mümkün  olmuyor.. Rüyadan  uyanana  dek.. Bir  bakıyoruz ki,  acı  veya  tatlı.. Olan  olmuş,                                                          yaşanmış  ve  bitmiş.. Bizler  hiç  bir  şey  anlayamamışız  bile,  o  uzun  zamandır  gelmesini  beklediğimizden.. Düğünler, doğumlar, tatiller  daha  nelerr  neler,  gelippp  geçmişler..

  Evet  sayın  okurlar.. Bilhassa  mutluluk  ve  sevinç  adına  beklediklerimiz  çok  çabuk  geçiyormuş  gibi  gelmiyor mu  hepimize.? Belki de  hayatın  kuralı  bu.. Yani  erişilmesi  mümkün  olmayan  bu  hız  içinde  yoluna  devam  etmeyi  sürdüren  ömrümüzün  bitişe  yaklaştığını  hissettirmemenin  ilahi  bir  formülü..  Hep  geleceğe  koşmak..                                                       Hep  geleceği  istemek.. Kim  zamanın  durmasını  istemiş ki  normal  hayatta.. Gelecekte  yaşayacağı  mutlu  bir  günün  bir  an  önce  gelmesi  için  kim  çekmemiş  günleri  iple..                 Kim  düşünmüş ki  bu  beklenen  günlerle  biraz  daha  yaklaşılıyoruz  bitecek  ömre..

   Babaannem  arada  bir  bu  konuya  yakın  bir  hikaye  anlatırdı  bizlere.. Hiç unutmam.. “Çoook   eski  bir  zamanda  esnaf  çarşısında  bulunan  dükkanların  birinde  kumaş  satan  bir  yaşlı gayet  iyi  iş  yapıp  güzel  para  kazanmasına  rağmen,  her  akşam  evine  gitmeden  neredeyse  ağlayacak  bir  sesle “ Of  of.. Allah’ım  bu  günde  zarardayız”  dermiş..                          Bir,  üç,  beş  derken  buna  şahit  olan  komşu  dükkan  sahipleri  sinir  olmaya  başlamışlar..  “Yahu  bu  adam  ne  güzel  kazanıyor.. Tamam da  neden  her  akşam  zarardayım  diye  ağlaşıyor” derlermiş.. Sonunda  dayanamamışlar  ve  bu  durumu  kendisine  söyleyerek,  ayıp  ettiğini  anlatma  kararı  almışlar. “Ya  arkadaş  sen  ne  biçim  adamsın.. Kazancın  hepimizden  iyi.. Ama  sen  nispet  yapar  gibi  her  akşam  yakarıyor,  oflayıp,  pufluyorsun” Yaşlı  adam  bu  kişilere  şöyle  bir  bakmış  ve  tebessüm  etmiş.. Ona  daha da  kızdıklarını  anladığı  komşularına  “Dostlar  hele  şöyle  bir  oturun”  demiş.. Adamlar  yaşlının  karşısına  oturmuş,  kendisini  nasıl  savunacağını  merakla  beklemeye  başlamışlar.. Adam  aynı  tebessümle  devam  etmiş.. “ Komşularım  iğlinize  teşekkür  ederim,  ama  ben  kazancım  adına  oflayıp,  puflamadım  hiç  bir  zaman.. Benim  derdim  kendimle..                                           Yani  sizin  anlayacağınız  benim  kaybım  ömürle.. Her  geçen  gün  bizler  adına  geri  dönmez  bir  kayıp  değil mi.? İşte  ben de  her  akşam  ömrümden  kayba  uğrayan  o  gün  için  yakınıyor,  Allah’a  günahlarımın  affı  için  yalvarıyorum.. Sizce  bu  yakınmaya  değmeyecek  bir  kayıp mı  sorarım” demiş.. Komşu  esnaf  bu  cevaba  karşın  söyleyecek  kelime  bulamamış  ve  çok  doğru  diyerek  yaşlı  dükkan  sahibinin  yanından  ayrılmışlar..                          Ve  o  günden  itibaren  ömürden  giden  günlük  kayıp,  hepsinin  yaşamında  en  önemli  faktör  olarak  almış  yerini..

Her  ne  kadar  yaşlı  satıcıya  katılsak ta,  hayatımızda  beklenerek  yer  alan  bu  tür  ayrıcalıklı  günlerin  bizlere  sunduğu  manevi  zenginlik  yadsınamaz.. Keşke  ömrümüzden  kayıp  giden  günlerin  arasında  yer  alan  özel günlerin  bizlere  sunduğu  zenginlikleri  idrak  ederek  yakalaya  bilsek.. İşte  o  zaman  dağarcığımızda  bilinmeze  götüreceğimiz  çok  değerli  olgularla  kazancımızı  güçlendiririz.. Bunu  düşünmek  bile  ruhu  tedavi  eden  ışıktır.. 

Biliyorsunuz “ Ömrü  olana   bayramlar  bitmez”.. Şimdi  sıra  Kurban  Bayramında.. Sadece  iki  ay,  on  gün  sonra.. Yeni  bir  bayram,  yeni  bir  heyecan  ve  coşku.. Heyecan  ve  coşku  diye  söz  ediyorum  bayramlar  için  farkındaysanız.. Çünkü  bu  bayram  iyice  inandım ki  bizim  halkımız  bu  tür  günlerdeki  mistik  havadan  müthiş  etkileniyor..  Alış  veriş  yapılsın  yapılmasın  dükkanlar  dolup  taşıyor.. Sokaklarda  yürümek,  trafikte  ilerlemek  büyük  bir  beceri  ister.. Herkeste  bir  telaş.. Sanırsınız ki   kıtlık  ve  yokluk  salgını  kapıda.. Bu  durun  arife  gecesi  saat  ikilere  kadar  böyle  sürüyor.. Ta ki  bayramın  ilk  günün  akşamına  dek..    Ve  yavaş  yavaş  durulup,  sakinliyor.. Yeni  bir  bayram  öncesine  kadar..                                                 Keşke  hayat  her  zaman  bayram  tadında  ve  bayram  heyecanında  olsa.. Ancak  olamıyor  maalesef.. Uzaktayım  biliyorsunuz  ama  acı  haber  anında  ulaşıyor  insana.. Şurada  bayrama  günle  kala,  herkes  bayram  heyecanı,  sevinci  yaşarken  sadece  bizim  bildiğimiz  kaç  haneye  ateş  düştü.. Sevdiğimiz  dostlarımızdan  hayata  veda  edenler  oldu.. Yazımı  yazıp  bitirmiş  olduğumda  aldım  kardeşimiz  Bora  Uluç’un acı  haberini.. Yazıma  kısa  bir  ekleme  yaparak  bora  Uluç  kardeşimi  yad  etmeliydim.. Evet,  mahallemizin  ağırbaşlı,  efendi,  gülen yüzlü  çocuğuydu  Bora.. Ve  hiç  değişmedi.. Avukatlık  hayatında  ve  Baro  Başkanlık  döneminde.. Ne  gülen  yüzü,  ne  saygısı,  ne de  yardım severliği  hiç mi  hiç  değişmedi.. Hep  insanların  Bora  ağabeyi  olarak  kaldı.. Yardımlarına  koştu..                      Çok  erken  veda  etti  dünyaya.. Aslında  yapacağı  çok  işi vardı.. Ama  ilahi  taktir  böyle  buyurdu.. Güle  güle  Bora  Uluç.. Nur  içinde  uyu..                                                                                   Bu  bayram  sevdiklerin  ve  tüm  dostların  seni  arayacak  ve  biliyorum ki  yokluğun  oldukça  fazla  hissedilecektir.. Seni  unutmayacağız  sevgili  kardeşim.. Huzurla  uyu..                         Evet,  hayat  bu  işte.. Kimine  bayram,  kimine  hüzün.. Bizim  sıramız  gelene  dek  gidenlere  rahmet,  kalan  hüzünlere de  sabırlar  dileyeceğiz.. Hayat bu.. Kazancı  ve  kaybı hesap  kitapla  olmuyor  işte.. Gelecekte  bir  sır  perdesiyle  kaplı  olunca,  elden  gelen  düğün  bayram  demişler ya.. Eh  o  zaman  her  şeye  rağmen  herkese  iyi  bayramlar  dilerim..

Bu yazı toplam 950 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum