1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kılıçdaroğlu, ABD'ye gitmiyor
Kılıçdaroğlu, ABD'ye gitmiyor

Kılıçdaroğlu, ABD'ye gitmiyor

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı olarak henüz partisine tam olarak damgasını vuramadı. Henüz Türkiye'de hedeflenen popülarite ve desteği de yakalayamadı. Ama dünya, Kılıçdaroğlu'nu önemsiyor

A+A-

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı olarak henüz partisine tam olarak damgasını vuramadı. Henüz Türkiye'de hedeflenen popülarite ve desteği de yakalayamadı. Ama dünya, Kılıçdaroğlu'nu önemsiyor. Avrupa Birliği, Avrupa sosyal demokrat partileri Kılıçdaroğlu'nu gelecek vaat eden bir lider olarak görüyorlar.

CHP Genel Başkanına dünyanın her yanından davetler geliyor. Tanımak istiyorlar. ABD de Kılıçdaroğlu ile ilgilenmeye beşladı. Şimdiden ilişki kurmak istiyorlar. ABD hükümet ve devlet mekanizmasından Kılıçdaroğlu'na pek çok davet var. Çok partili döneme geçtiğimizden beri iktidar hesabı yapan liderler önce ABD'ye gidip görüşmeler yaptı. Türkiye’de iktidara geden yolun Washington’dan geçtiği söylendi...

Demirel, Özal, Çiller, Yılmaz iktidar olmadan önce ABD’yi ziyaret etmişti. Geçmişte Menderes, son dönemde Recep Tayyip Erdoğan da, önce ABD'den destek aldılar, sonra Türkiye'de iktidar oldular.

Kılıçdaroğlu'na çok ciddi davetler gelmiş. ABD üst yönetimi, kapıları sonuna kadar açmış, görüşmek için Kılıçdaroğlu'nu bekliyor. Ama Kılıçdaroğlu, önümüzdeki Haziran seçimleri öncesinde ABD'ye gitmeme kararı almış. Kılıdaroğlu ABD'ye gitse, bu ülkenin üst düzey yöneticileri ile görüşüp, bir-iki Amerikan televizyonu ile gazetesine mülakat verse, Türkiye'de yankısı büyük olurdu. Ama genellikle, “Kılıçdaroğlu, ABD'den icazet aldı. ABD'nin desteğini yanına aldı” denilir, bu da rakibini, yanı AKP'yi güçlendirirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çok iddialı hazırlandığı bir seçime, ABD'ye gidip görüşme yapmadan giren az sayıdaki Türk muhalefet liderinden biri olacak.

Diyarbakırspor'un anlamlı mücadelesi

Bu sezon seyrettiğim her Galatasaray maçı hüsranla sona erdiği için uğursuz geldiğimi kabul etmeye başladım. Geçen Pazar akşamı Galatasaray maçını seyretmeme kararı aldım. Aynı saatte TRT-1'de yayınlanan Altay-Diyarbakırspor maçına takıldım.

Diyarbakırspor geçen yıl Süper Lig'te mücadele ediyordu. Aslında iyi bir kadrosu da vardı. Ama sahipsizlik onları ligin dibine itti. Küme düştüler. Bu yıl Bank Asya Ligi'nin de en alt sırasındalar. Büyük olasılıkla gelecek yıl 2 nci Lig'e düşecekler.

Zaten işler kötü gidiyordu. Devre arasında 13 futbolcu paralarını alamadıkları gerekçesiyle takımdan ayrıldı. Diyarbakırspor lige gençlerden oluşan bir kadroyla devam ediyor.

Koskoca şehrin takımına sahip çıkan yok. Antrenman için bir araya gelen futbolculara yemek çıkartılamadığı, deplasman yolculuklarını yapacak paranın denkleştirilemediği söyleniyor.

Bu gelişmelerin aynısını Kocaelispor'da yaşamıştık. İki yıl üst üste küme düştük. Tesislerin elektriği, gazı kesildi. Futbolculara değil transfer taksiti ödemek, bir öğle yemeği yedirilemedi. Yeşil-Siyahlı takımdan trilyonlar kazanan futbolcular kaçıp gitmiş, birkaç onurlu ve gerçek Kocaelisporlu futbolcunun yanına 19-20 yaşında gençlerden takviye yaparak kadro kurabilmiştik.

Bu sezon lig başladığında ilk üç maçını kaybeden, bunun üstüne federasyon tarafından altı puanı silinen Kocaelispor'un yine küme düşeceği tahmin ediliyordu. Ama gençler müthiş bir direniş gösterdi. Bütün yokluğa, bütün sahipsizliğe rağmen mücadele ettiler. Takımı küme düşme hattının üzerine çıkarttılar. Play-Off umudunu yeşerttiler.

Diyarbakırspor Pazar günü Altay deplasmanında sahaya çıkarken tüm otoriteler maçın Altay galibiyetiyle sonuçlanacağını tahmin ediyordu. Başlama düdüğü çaldı. Diyarbakırspor'un kaleci dahil 11 futbolcusu sahanın ortasında omuz omuza toplanıp, çimlerin üzerine diz çöktüler. Altay'lı futbolcular da bu duruma şaşırdı. Topu sürüp götürseler boş kaleye gol atacaklar. Yapmadılar. Topu yaklaşık 30 saniye sonra ayağa kalkan Diyarbakırsporlu futbolculara verdiler.

Türkiye'nin en büyük, en önemli şehirlerinden birinin takımının oyuncuları çaresizlik karşısında diz çökmüştü.

Bu yılgınlık içersinde çıktıkları maçta pes etmediler. Büyük bir direniş gösterdiler. Çok koştular. Golsüz berabere kalarak İzmir deplasmanından puan çıkarttılar.

Maç sonunda İzmir'deki az sayıda Diyarbakırspor taraftarıyla bu puanı coşkuyla kutladılar.

Diyarbakırspor'un yönetimi yok, başkanı yok. Birinin çıkıp takımı içinde bulunduğu zorluktan çıkartmasını bekliyorlar. Oysa zorlama yönetimlerle bu işler yürümüyor. Futbolcu istesin, sahada dişiyle tırnağıyla mücadele etsin. Türkiye'nin her yerinde çok sayıda bulunan Diyarbakırspor taraftarı takıma sahip çıksın başarı gelecektir. Bu yıl gelmese bile önümüzdeki yıllar için umut olacaktır.

Aynı yollardan Kocaelispor geçti… Hava atmak için gelen yöneticiyle, paraya tapan futbolcuyla bu işlerin yürümeyeceğini gördü. Kocaelispor camiası acılar çekerek de olsa doğru yolu buldu.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.