1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kılıçdaroğlu Halkı Etkiliyor
Kılıçdaroğlu Halkı Etkiliyor

Kılıçdaroğlu Halkı Etkiliyor

Kılıçdaroğlu CHP’nin eski CHP değil, yeni CHP olduğunu çekinmeden açıklıyor. Tabii ki partinin adı “Yeni CHP” olmadı. Anlayış değişti. Diyeceksiniz ki ne değişti? Herkes hakkını vermelidir

A+A-

Kılıçdaroğlu CHP’nin eski CHP değil, yeni CHP olduğunu çekinmeden açıklıyor. Tabii ki partinin adı “Yeni CHP” olmadı. Anlayış değişti. Diyeceksiniz ki ne değişti? Herkes hakkını vermelidir ki Kılıçdaroğlu sayesinde halkçı bir CHP var karşımızda. Deniz Baykal zamanındaki CHP ile bugünkü CHP’yi karşılaştırıyorum da halkçı yaklaşımdaki farkı ve iktidar partisi olma arzusunu net bir şekilde görebiliyorum.

Kılıçdaroğlu’nun şu sözleri çok etkileyici:

“Naylon faturacıların Maliye Bakanlığı yapmadığı bir Türkiye’yi ayağa kaldıracağız.”

“Ben hiç kimsenin önünde diz çökmedim, hiçbir ülkeye gidip ‘bana destek verin’ demedim, hiçbir yerden talimat almadım.”

“Senin oğlun Burdur’da 21 gün askerlik yaparken ‘memleketi kim savunacak’ diye aklına gelmiyor da vatandaşın oğlu 9 ay askerlik yapınca mı senin aklına geliyor?”

“Sen İstanbul’a 50 milyar dolarlık kanal yapacaksın, kimse ‘kaynağı nereden buluyor’ diye hesap sormayacak. Ben yoksulların karnını doyuracağım diyorum, ‘parayı nereden bulacaksın?’ diyor.”

“Rasmussen kendi ülkesinde Başbakan iken Peygamber Efendimizin karikatürü çizilmişti. Türkiye’de de tepki çekmişti, hatırlarsınız. Başbakan çıkıp NATO Genel Sekreteri seçiminde ‘Rasmussen’e oy vermeyeceğim’ dedi, ‘eyvallah’ dedik; ama gidip tıpış tıpış oy verdi. Bunları bilmenizi isterim.”

Bu sözler tabii ki etkiler duyanı ve okuyanı.

Kılıçdaroğlu’nun oturaklı sözleri az değil. Birkaç tanesini buraya aldım sadece. Bir başka şey daha var. Bilmem dikkatinizi çekti mi? Başbakan Erdoğan’ın konuşma yaptığı meydanlardaki coşku, Kılıçdaroğlu’nun konuşma yaptığı meydanlardaki coşkunun yanında cılız kalıyor. AKP ve Erdoğan’ı korkutan en önemli gerçek bu.

Facebook Kullanıcılarının Dikkatine

İnternet kullanıcıları olarak zaman zaman tanımadığımız kişilerden iletiler alırız. Bu iletilerin bazıları işe yaramaz, bazıları yanlışlıklarla doludur, bazılarından ise yararlanılabilir. Ahmet Kalkan imzalı birkaç gün önce gelen aşağıdaki iletiden yararlandım. İstedim ki okurlarım içindeki Facebook kullanıcıları da bu bilgiye ulaşsın. İşte bu amaçla ilgili ileti metnini aynen aşağıya alıyorum:

Facebook bilgi vermeden bir değişiklik yapmış. URL’nize bakın (ekranın tepesindeki adres çubuğu); -https- değil de -http- veya sadece -www- yazıyorsa oturumunuz hacklenebilir. Hesap> Hesap ayarları> Hesap güvenliği> Güvenli gezinme (https) yolunu işaretleyip kaydedin. Ayarın hemen altındaki iki kutucuğu da işaretleyin.”

Not: Konuyla ilgisi yok, ama bu metindeki bir dil yanlışına değinmek istiyorum. Özel ad olmayan “hack” sözcüğü, Türkçede “hek” olarak okunduğundan aynen böyle yazılmalıdır. Okunduğu gibi yazılması gerektiğinden “hacklenebilir” yazımı yanlış olup doğrusu “heklenebilir”dir. “Cafe” sözcüğünün “kafe” biçiminde yazılması gerektiğini de aklıma gelmişken belirteyim. İngilizce dil kurallarını Türkçenin dil kuralı gibi göstermek yanlışlığına düşmemeliyiz.

Namık Kemal Zeybek’i Kınıyorum

DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Başbakan Erdoğan’ı “angut” ilan etti. Hatta o kadar ileri gitti ki Erdoğan’ın kendisini mahkemeye vermesini, mahkemede Erdoğan’ın “angut” olduğunu kanıtlayacağını söyledi. Fıkra gibi geliyor insana.

“Angut”un anlamını veriyorum: Ördekgillerden, tüyleri kiremitrenginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu.

“Angut”un bir de mecazi anlamı var, yenilir yutulur gibi değil: Ahmak.

Namık Kemal Zeybek mahkemede Başbakan’ın bir yaban kuşu olduğunu kanıtlayamayacağına göre, bu sözcüğü mecazi anlamda kullanarak Başbakan’a “ahmak” demiş.

“Ahmak”ın anlamı da şu: Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, aptal.

Yani Başbakan, Zeybek’i mahkemeye verirse, Zeybek “budala” ve “aptal” olduğunu kanıtlayacak Başbakan’ın. Nerelere düştü siyaset? Yerlerde sürünüyor. Aptal bir insan milyonların sevgilisi olabilir mi Sayın Zeybek? Bunları yazmam için, AKP’li olmama gerek yok.

AKP iktidarları döneminde ülkemizdeki hayvancılığın neredeyse bitirildiğini söylemek doğrudur. Bunları da söylüyor Zeybek. Aynen katılıyorum sözlerine. Ama Başbakan’ın ya da herhangi bir insanın “angut” ilan edilmesini çok çirkin buluyor, Namık Kemal Zeybek’i şiddetle kınıyorum. Ayıptır Sayın Zeybek, yakışmıyor size. Çünkü sizi ve her lideri, her siyasetçiyi gençlerimiz de dinliyor ya da konuştuklarınızı okuyor gazetelerden. O gençlerimiz de beğenmediklerine “angut” mu desinler? Böyle kirleniyor toplum zaten. Küçüklerin büyükleri örnek aldığı gerçeğini unutan siyasetçilerin geleceği yoktur.

“Kurşun Kalem”in 11. Sayısı

Kurşun Kalem dergisinin Mayıs-Haziran 2011 tarihli 11. sayısını okudum geçen hafta sonu. Her geçen sayı daha da güçlenen dergi, Mine Ömer yönetiminde çıkıyor. 48 sayfalık derginin 2 lira olması şaşırtıcı doğrusu. Kâr düşüncesi taşımayan dergi, daha çok okuyucuya ulaşmak için ederini çok düşük tutmuş. Alkışlanacak bir tavır.

Bu sayının gündeminde Hilde Domin var. Şair hakkında Gültekin Emre, Danyal Nacarlı, Ulla Hahn (çev: Danyal Nacarlı) ve Michael Braun’un (çev: Danyal Nacarlı) nitelikli yazıları var bu sayıda. Okunmalı. Ayrıca dergide özel bir dosya var: Şiir İda’nın Kalbinde. Bülent Güldal’ın hazırlayıp kendisinin de yazdığı bu dosya çekici geldi bana.

Bu sayının diğer yazar ve şairleri: Ümit İnatçı, Halim Yazıcı, Nevzat Süer Sezgin, Rilke (çev: Melike Öztürk), Volkan Şenkal, Bedri Karayağmurlar, Sedef Kandemir, Seviye Merih, Suna Güler, Meltem Ruscuklu, Sabahattin Yalkın, Gönül Çatalcalı, Seçil Özcan, Ersan Erçelik, Ömer Akşahan, Özge Kocatürk, Maksut Koto, Mehmet Gökyayla, Ahmet Uysal, Oğuz Tümbaş, M. Sadık Kırımlı, Hıfzı Aksoy, Ahmet Günbaş, Çiğdem Sezer, Mine Ömer.

Kurşun Kalem’in 12. sayısının gündeminde M. Sadık Kırımlı olacak.

Dergi adının Kurşunkalem olmayıp Kurşun Kalem olması dikkatimi çekiyor. Neden acaba? diyorum kendi kendime. Kapakta her sayı değişmeyen bir kurşunkalem resmi var. O zaman Kurşun Kalem niye? Takısız ad tamlaması yapılmış oluyor böylece. İşte bu nedenle bir yanlışlık var bence Kurşun Kalem yazımında.

Özellikle edebiyatsever genç arkadaşların bu dergiye sürdürümcü olmalarını öneriyorum. İki ayda bir çıkan derginin yıllığı 10 lira. Dergiye yazı göndermek ve de sürdürümcü olmak isteyenler, derginin elektronik adresine ([email protected]) yazabilirler.

Kurşun Kalem’in orta sayfalarını oluşturan 4 sayfalık Alaz ekinde, Kıbrıslı şair ve ressam Ümit İnatçı’nın resimlerine yer verilmiş.

Yazımı Sabahattin Yalkın’ın dergide yer alan uzunca bir şiirinin 5. bölümüyle bitirmek istiyorum:

Melez Bir İklim

Sarımsaklı atlaslarda sarhoş bir çizgi

Balkonlar kendi şiirinde masalar kendi

Yanbak-lı akşam kadınları dallı budaklı

Midilli karşıda ışıkları afili afili

Yunmuş yıkanmış yusyuvarlak bir ay

Doğanın bedava mezesi

Paylaşılır kadehlerde senli benli

Denizin notalar sığmayan nefesi

Karışır açık saçık Sirenler’e

Aramızda sır gerisi

Sabahattin YALKIN

Fıkra

Temel ile İdris’in canları sıkılmış ve stadyuma gitmişler. Atletler koşarken, aralarında şu konuşma geçmiş:

- Ula İdris, bu uşaklar niye koşayi?

- Biri birinci gelecek, madalya alacak.

- Peki öbürleri niye koşayi?

***   ***   ***

Temel’le Dursun kamyona 5 metre yüksekliğinde eşya yükleyip Trabzon’dan İstanbul’a götürüyorlarmış. Giderken ileride bir köprü gözlerine çarpmış. Trafik levhasında köprünün yüksekliği 4. 50 m olarak yazılıymış. Bunu gören Dursun, köprüye 15 m kala arabayı durdurmuş. Temel etrafa bakmış: - Dursun gazla, etrafta polis yok.

Sağlık

ABD’de yapılan bir araştırmada, şeker hastası olanların olmayanlara göre bazı kanser türlerine yakalanma riskinin daha yüksek olduğu ortaya çıktı.

Araştırmaya öncülük eden Atlanta Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi epidemiyolojisti Chaoyang Li, kanser ile şeker hastalığı arasındaki önemli ilişkinin kendileri için sürpriz olmadığını belirterek, özellikle şeker hastası erkeklerde kolon ve pankreas kanseri ile şeker hastası kadınlarda meme kanseri riskinin daha yüksek olduğunu söyledi.

Li ve ekibi, araştırmalarında yaklaşık 400 bin yetişkinle telefonda konuştu. Çalışmanın sonucunda şeker hastası her 100 erkekten 16’sının, her 100 kadından 17’sinin kanser olduğu belirlendi. Bilim adamları, şeker hastası olmayan kişilerde bu oranın erkeklerde yüzde 7, kadınlarda ise yüzde 10 olduğuna dikkati çekti.

Li, Reuters’e yaptığı açıklamada, başka araştırmaların da şeker hastalığıyla kanser arasında bağlantı olduğunu ortaya çıkardığını ifade ederek, şeker hastası olmayanlarla karşılaştırıldığında şeker hastası olan erkeklerin kolon, pankreas, rektum, mesane, böbrek ve prostat kanseri, şeker hastası olan kadınların ise meme, kan kanseri ve rahim kanserinin bir türüne yakalanma olasılığının daha yüksek olduğunu vurguladı.

Araştırmada, şeker hastası erkekler için en büyük riskin pankreas kanseri olduğu, 10 bin şeker hastasından 16’sının bu kanser türüne yakalandığı, bu oranın şeker hastası olmayanlarda ise sadece 10 binde 2 olduğu kaydedildi.

Kadınlar için en büyük riskin ise kan kanseri olduğu, şeker hastası olmayan 1000 kadından biri lösemi olurken, bu oranın şeker hastası kadınlarda 1000 kişide 3’e çıktığı belirtildi.

(Kaynak: www.gazeteport.com.tr, 15 Mayıs 2011)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.