• BIST 89.252
  • Altın 146,114
  • Dolar 3,6370
  • Euro 3,9042
  • Kocaeli 21 °C

KİMİNİN DUASI, KİMİNİN PARASI

Sevcan TAMER
İnsanlar  kaderlerinde  ne  yazılıysa  onu  görürler  diye  bir  söz  vardır ya.. Bu  söze  artık  iyice  inanıyorum.. Çünkü  bu  tezi  doğrulayacak  o  kadar  çok  hayat  hikayesi  var ki  dağarcığımda, her  biri  diğerinden  dramatik  ve  düşündürücü.. İşin  beni  bu  söze  iyiden  iyiye  inandıran  kısmı,  ben  bu  aileleri  tanıdığım  günden  bu  güne  yaşam  kalitelerinde  en  ufak  bir  değişiklik  olmaması.. Çocukları  küçücük  bebekti  çoğunun.. Aradan  geçen  mücadeleli  uzun  yıllar  içerisinde  hepsi  büyüdü.. Erkekler  askere  gitti.. Kızlar  genellikle  evlendi.. Bu  anlamlı  günlerinde  elimden  geldiğince  aralarında  bulundum.. Acılarına da,  tatlı  günlerine de  eşlik  ettim.. Gel  gelelim  o  çocuklarında  kaderleri  değişmedi   ne  yazık ki.. Kızlar  kocalarından  ya  dayak  yediler,  ya  dernek  kapılarına  el  açmaya  itildiler,  ya da   terk  edildiler.. Sonra  kendi  analarının  kaderine  büründüler..
Erkeklerin  çoğunun  rol modeliyse,  maalesef  babaları.. Örneğin  son  günlerde  anacığının  hayatını  düzene  sokmak  için  büyük  mücadele  verdiğimiz  ve  kendisi  o  günlerde  masum  bir   kız  çocuğu  olan  Nilgün S…..  nin  her  gün  bir  yenisiyle  sarsılan  yaşantısı   içler  acısı.. Dört  çocukla  kalakalmış.. Hikayesi  oldukça  uzun.. Son  sıkıntısı hepsinden   katmerli.. Çocukları  için  felç  geçirecek  kadar  yıpranmasına  rağmen,  ailevi  bir  eksik  16  yaşındaki  kızını  bela  etti  başına.. Kız  aslında  saf  ve  temiz.. Ancak  besbelli  zehirlemişler  onu.. Evden  kaçıyor.. Günlerce  o  kadın  sokaklarda  kızını  arıyor.. Emniyet  teşkilatının  katkılarıyla  buluyor.. Ancak  yine  kaçıyor.. Diğer  çocukları  çok  üzgün  bu  yaşananlardan.. Onlar  şimdilik   ablalarına,  annesi  ve  kendileri  adına  kızıyorlar.. Fakat  gelecek  günler  bu  kadıncağıza  ne  gösterir  bilemem.. Emine,  Meral,  Sevim,  Seval,  Sibel, Fatma,  Nuran,  Sultan, Filiz  vs vs  vs….. Saymam  ve  yaşadıklarını  anlatmam  kolay  değil  inanınız.. Yanıma  geliyorlar.. Onlarla  çok  şey  paylaşıyorum.. Kimisi  huzur  istiyor,  kimisi  soba.. Kimisi  başını  dayayarak  dertleşmek   istediği   samimi  bir  omuz.. Halinden  anlayacak  koca  bir  yürek.. Empati  yapmayı  beceren  bir   bakış  açısı.. Sıcacık  bir  tebessüm..
  Bu  yaklaşıma  o kadar  çok  ihtiyaçları  var ki.. Küçümsenmeden,  yan  bakış  atmadan,  bıkkın  tavırlarla  derin  bir  “off”  çekmeden,   içlerini  dökebilmek,  dertlerini  paylaşmak..  Sonra  ne mi  yapıyorlar.?  Dua..  Bol  bol,  içten  gelen  DUA.. Verebildikleri  tek  hediye  bu..  Ona   dostça  yaklaşana  yürekten  kopan   bir  Dua.. Bazı  insanlara  göre  değeri  hiç  bir  şeyle  ölçülemez.. Bazılarınıysa  ne  derece  etkiler  bilemem.. Eh  malum.. Kiminin  duası,  kiminin  parası.. 
    Evet  sevgili  okurlar.. Biraz  dertleşmek  istedim  yine  sizlerle.. Bazen  çok  iyi  geliyor  inanınız.. Gerçekten  bu  bütünlükler  sonucu  bolca  dua  ediliyor  ceddimize.. Bu da  son  derece  huzur  veriyor  bizlere.. Geçen  gün  bu  mevzuları  konuşurken   bir  ablamız  bize  “Duanın  Fazileti” ile  ilgili  güzel  bir  hikaye   anlattı.. Bu  yazının  ardına da  gider  doğrusu.. Sizlere  de  anlatmak  istiyorum.. Ve  Yaratan  kimseyi  dua sız  bırakmasın  diyorum..
  * Orta  yaşlı  bir  kadın  mahallede  bir  manava  giderek  kocasının  çok  hasta  olduğunu, çalışamaz  duruma  düştüğünü  ve  yedi  çocukla  aç  kaldıklarını, yiyeceğe  ihtiyaçları  olduğunu  söyler. .Manav  ona  ters  ters  bakarak derhal  dükkanımı  terk  et  diye  bağırır.. Ama  kadın  çok  zor  durumdadır  besbelli.. “Lütfen  efendim,  paramız  olur  olmaz  getireceğim” diye  boynunu  büker..
Manav  tekrar  eder.. “ Yok  dedik ya.. Sana  bir  şey  veremem,  hem  hesabında  yok  bende”  cevabını  verir.. O  sırada  dışarda  duran  bir  müşteri  bu  konuşmayı  duyar.. İçeri  girerek  manava  yaklaşır.. “Ben  o  kadının  almak  istediklerine  kefilim.. Gerçekten  ailesinin  ihtiyacı  var.. Ona  ver  istediklerini” der.. Bunun  üzerine  manav  isteksiz  bir  şekilde  kadına  döner  ve  “ Alışveriş  listen  var mıydı”  diye  sorar.. Kadın “ Hayır  efendim” der.. Manav  “ Şimdi  yazacağım  listeyi  terazinin  bir  kefesine  koy,  onun  ağırlığınca  diğer  kefeye  istediklerinden  koyacağım   o zaman”  diyerek  güler.. Kadın  bir  an  duraklar.. Manavın  ne  demek  istediğini  anlayamaz  fakat  manavın  verdiği  kağıda  kalemle  bir  şeyler  karalar ve  manavın  gösterdiği  kefeye  özenle  bırakır.. Çok  utandığı  başını  kaldıramamasından o kadar  belliydi ki.. Manavın  ve  diğer  müşterinin  gözleri  terazinin  kefesine  dikilirken  hayretle  büyür.. Manav  müşteriye  dönerek  kısık  sesle  “İnanamıyorum” der.. Gerçekten  inanılacak  gibi  değildir.. Manav  hayretle  kefeye  gıda  maddelerini  koymaya  devam  ederken  diğer  küçük  kağıtlı  kefe  yerinden  bile  oynamıyordu.. Terazinin  kefesi  artık  üzerindekileri  alamayacak  kadar  dolmuştu.. Manav  çaresiz  ve  şaşkın  kefeyi  bir  torbaya  doldurarak  garip  kadına  verir.. Sonra  kefedeki  kağıdı  alır  ve  merakla  okur.. Bakar ki  orada  alışveriş  listesi  falan  yoktur.. Kağıtta  sadece  bir  DUA  yazılıdır..                                               “Allah’ım, Neye  ihtiyacım  olduğunu  ancak  sen  bilirsin”
“Kendimi  senin  ellerine  teslim  ediyorum”
“Bana  yardım  elini  uzatanları da  koru  Ya Rabbim”….     
Bu yazı toplam 393 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37