• BIST 89.282
  • Altın 145,496
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Kocaeli 13 °C

Kimler gelecek, ne diyecek?

İsmet ÇİĞİT
Bugün, CHP’nin ilimizdeki geleceği açısından çok önemli bir gün.. İl Başkanı Cengiz Sarıbay, çok cesur bir kararla, partide herkese açık, herkesin konuşma hakkının olacağı bir toplantı düzenledi.
Aslında CHP’nin yıllardır, bizim ilimizde kendi içinde bir hesaplaşma yapmaya, herkesin eteklerindeki taşları dökmesine ihtiyacı vardı. Çok fazla dedikodu var CHP’de. Çok fazla iç çekişme, iç mücadele. Tabii, bu dışarıdan çok rahat görünüyor ve bu nedenle de parti her seçimde biraz daha oy kaybediyor. AK Parti arayı açıyor.
Bu sabah saat 11.00’de, KYÖD Sosyal Tesislerinin altındaki Tanyıldız Düğün Salonunda, İl Başkanı Sarıbay, partililer için kahvaltılı toplantı organize etti. 500 kadar CHP’linin katılması bekleniyor. Sarıbay açık çağrı yaptı, özellikle partinin eskilerini, parti için fikri, önerisi olanları çağırdı. İl Başkanı, örgüt yöneticileri, milletvekilleri arada olacaklar. 
Kimler katılacak, kim ne söyleyecek gerçekten merak ediyorum. Bu toplantıda her şey konuşulmalı. Herkes, içini dökmeli. Gerekirse, sinirler iyice gerilsin, kavga çıksın. Ama CHP’nin içindeki bütün sorunlar bugün bu toplantıda ortaya dökülsün.. Birileri salonun bir köşesinde yumruklaşırken, başkaları salonun öbür köşesinde birbirlerine sarılsın, kucaklaşsın, barışsın.. Önemli olan CHP’nin bu toplantı bittiğinde salondan kol kola çıkabilmesidir. Bunu başarırlarsa, belki geleceği daha sağlıklı bakmak mümkün olacaktır. Aksi halde, CHP’de hiç kimsenin siyaseten bir yerlere gelebilmesi mümkün değil.

*İhsaniye, ne kadar değişmiş
Gölcük’ün İhsaniye beldesi (şimdilerde resmen mahalle gözüküyor), benim annemin köyüdür. Eskiden  sık sık giderdim.. Elektrik yoktu. Dedemin evinde, lüks lambası, gaz lambası ile aydınlatma sağlanır;  kuzine ateşi ile hem ev ısınır, hem yemek pişirilirdi.
Dedem(Acenta Mehmet Uzuner),  dayılarım (Nedim, Fevzi, Metin Uzuner) vefat ettikten sonra, yıllardır İhsaniye’ye gitmemiştim.  Geçen hafta Çarşamba gününü annemin köyüne, İhsaniye’ye ayırdım.
Benim hatırladığım İhsaniye merkezde bir yaşlı çınar, bir büyük kıraathane, bir kara fırın, bir de rahmetli dayım Kaleci Metin Uzuner’in küçük, basit büfesi vardı. D-130 karayolundan çıkıp, İhsaniye kavşağından girdikten sonra yolu kaybettim. Deprem sonrası yapılan kalıcı konutlar bölgesinin içine dalmışım. Akrabalarımı arayıp, sorarak yolu bulabildim. İhsaniye merkeze geldim. Beni, Mustafa Okyar ve İlhan Sunar karşıladılar. Onlara ziyaret sözüm vardı.
Ne kadar değişmiş İhsaniye.. Gölcük Belediyesi, gerçekten çok şık bir meydan düzenlemesi yapmış. Yemek ısmarladı akrabalar. İhsaniye çarşısında bir dönerci varmış. Orada yemek yedik, sohbet ettik. Merkezde büyük bir yeraltı otoparkı da var. Çoktan bitmiş, ama otopark hala kapalı. Otoparkın üzeri çok şık bir kent meydanı. Hemen yan tarafta şık bir düğün salonu var. 
İhsaniye’de son zamanlarda asıl ünlenen, bu meydandaki bir kokoreççi olmuş. Biz öğlen vakti köydeydik. Kokoreç saat 15.00’den sonra hazır oluyor, dükkan her gün gece yarısına kadar dolup taşıyormuş. Bir müsait günde de kokoreç için İhsaniye’ye gideceğim.
Yemek sonrası meydandaki açık hava kıraathanesine geçtik. Merkez Mahallesi muhtarı da yanımıza geldi. Ulaşımdan sıkıntıları yok. Gölcük Belediyesi’nin meydan düzenlemesine teşekkür ediyorlar. Meydanla ilgili bir talep var. Atatürk anıtı, eski yerinde, kenarda kalmış. Atatürk anıtının meydanın üzerine çıkartılması isteniyor. Ben anıttaki Atatürk figürünün boyunu biraz kısa buldum. Meydana çıkartılacaksa, yeni, daha şık bir Atatürk anıtı yapılmalı. 
İhsaniyelilerin tek sıkıntısı, hala Güney Marmara Otoyolu güzergahının açıklanmamış olması. Yolun köyün ortasından geçeceği söylentileri herkesi tedirgin ediyor. Bu konuda Gölcük Belediye Başkanı’ndan daha aktif bir çaba bekliyorlar. 
İhsaniye’deki değişime gerçekten şaşırdım. Aslında, böylesi büyük bir yerleşim alanının belediyesinin kapatılması, bir mahalle statüsüne düşürülmesi olacak iş değil. Sadece İhsaniye değil; Değirmendere, Hereke gibi büyük ve tarihi geçmişi bulunan yerleşim alanlarının kendi belediyesinin bulunması gerekiyor. Umarım, günün birinde İhsaniye yeniden kendi belediyesine kavuşur. 

*Sungurlu Barajı işi oldu bittiye getirilemez
Kandıra bölgesinde Akçaova ile Teksen köyleriyle, çevrelerindeki köylerin bulunduğu alanda, İstanbul’un gelecekteki su ihtiyacı düşünülerek bir baraj yapılması gündemde. Bu baraj çok gerekli olabilir. Ama bölgedeki pekçok kişinin hayatını etkileyecek. Köyler sular altında kalacak. İnsanlar, ailelerinin yüzyıllar öncesinden beri yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kalacaklar. 
Tarım alanları baraj gölünün altında kalacak. Belki İstanbul su açısından rahatlayacak ama,  Kandıra’nın bu bölgesinde hayat bitecek.  İstemiyor insanlar burada baraj yapılmasını. Hayatlarının değişmesini istemiyorlar. Ama bölge halkına rağmen, baraj inşaatı ile ilgili bürokratik ve yasal süreç işliyor. 
Türkiye’de hakkını savunan, taleplerini dile getirmeye çalışan insanlara “Terörist” muamelesi yapılan bir dönemden geçiyoruz. Ama bu insanlar Kandıra’nın köylüsü. Bu insanlar bugüne kadar hiç devlete kafa tutmamış. Hep azla yetinmiş. Hep uysal olmuş.. Bir hırka, bir lokma ile yaşamış. Şimdi, “Baraj yapılacak, ben evimi tarlamı kaybedeceğim” korkusu içindeler. 
Tatsızlık olacak. Çok fazla insan üzülecek. Kandıra köylüsü, hiç alışık olmadığı biçimde devletine karşı eylem yapacak. Kimi siyasetçiler bu ortamı kullanmaya, acılı köylüyü tahrik etmeye yönelecek. 
Gelin şu işi bir daha düşünün. Vatandaşa, “Senin bütün haklarını ödeyeceğim. Sana başka yerde çok daha lüks ev vereceğim” demekle olmuyor. İnsanlar ata topraklarını terk etmek istemiyorlar. Bölgede barajla ilgili ÇED toplantısına bile izin vermediler. Şimdi Ankara’dan kafalarını balyoz indirerek istemedikleri bir şeyi yapmaya kalkmak, devlet adına da doğru olmasa gerek. 

*Önce Silopi, sonra Tahran 
Her şeye, ülkedeki bütün gerilime rağmen, Başbakan Davutoğlu’nun yüzünde tatlı bir tebessüm devam ediyor. Ortamı yatıştırmak, Türkiye’yi sakinleştirmek, yeniden halklar, devletler arasında bir diyalog köprüsü kurmak için çaba harcıyor.
Geçen Cuma günü bu bağlamda önemliydi. Başbakan, terör nedeniyle çok büyük sıkıntılar çeken,  uzun süre sokağa çıkma yasağı uygulanan, evlerin yıkılıp, yakıldığı Silopi’ye sürpriz bir ziyaret yaptı. Cuma namazını Silopi’de kıldı. Şehrin baştan başa yenileneceği müjdesini verdi, bitik durumdaki Silopi esnaflarına devletin elini uzattı. Bence, önemli bir ziyaretti. Silopi özelinde Güneydoğu’ya mesajdı. Önümüzdeki Bahar aylarında terör örgütünün çok daha vahşi eylemler yapacağı tehditlerine yönelik, bölge halkını devlet yanına çekmek adına mühimdi. 
Davutoğlu, Silopi’den, Tahran’a geçti. Malum, son zamanlarda  Suriye krizi nedeniyle İran’la da aramız açık. Oysa İran, batı ile arasını düzeltti. Ambargolar kalktı. Seçim yaptı, modernleşme ve demokatikleşme yolunda adımlar atıyor. Suriye krizinde, İran ile Rusya el ele görünüyor. Bu ortamda Tahran ziyareti  çok önemli. Türkiye’nin İran’la dostluğunu sürdürmesi, ticaretini geliştirmesi lazım. Bunun için de önce oturup konuşmak lazım. 
Cuma günü Başbakan iyi işler yaptı, önemli adımlar attı. Silopi ve Tahran ziyaretlerini bu bağlamda çok değerli buluyorum.

*Milyon tirajdan kayyuma
Çok değil, 3-4 yıl öncesine kadar, sabah erken saatlerde İzmit’te yaya olarak işe giderken, hemen her dükkanın kepenginin içinde, kapısının altında aynı gazeteyi ZAMAN’ı görürdüm. Müthiş bir elden dağıtım ağı kurmuşlardı.  2002 yılının sonundaki genel seçimlerde AK Parti iktidara gelirken, ZAMAN Gazetesi’nin önemli katkısı vardı. Sonra, AK Parti iktidarı döneminde 2013’te “Dershaneler Krizi” başlayana kadar ZAMAN hep iktidarın yanında yer aldı.
Üst düzey askerlere yönelik kumpaslarda, Ergenekon, Balyoz, Şike davalarında; Türkiye’yi sarsan her konuda ZAMAN AK Parti iktidarının yanındaydı. Elinde, dükkanında ZAMAN Gazetesi ile gözükmek, bu iktidara destek vermenin en belirgin işareti haline gelmişti. Güzel gazete yapıyordu Ekrem Dumanlı.  Mizanpajı (sayfaların estetik görünümü) en iyi olan gazeteydi. Günlük satış rakamında milyon barajını aşmıştı. En çok satılan, buna paralel olarak en çok reklam alan, özellikle kamu kurumlarının reklamlarının sürekli yer aldığı bir gazeteydi.
Sonra,  iktidar ile, Gülen Cemaati’nin arası bozuldu. Büyük bir savaş başladı. İktidarın en büyük destekçisi ZAMAN, birden bire en muhalif gazete oldu. Ekrem Dumanlı ortadan kayboldu. Hiçbir AK Partili, eline gazeteyi almaz, alamaz hale geldi. Eskiden ZAMAN’a abone olmak için kuyruğa girenler, bu kez aboneliklerini iptal ettiriyor, “Ne olur, benim dükkanıma gazete bırakmayın, görünmesin” diyorlardı.
Önceki gün, bir de yargı kararı çıktı. ZAMAN’a el kondu, kayyum atandı. Herhalde bir süre sonra da kapatılır, yok edilir. Türk basınının bu hale gelmesinden çok büyük üzüntü duyuyorum. Doğru dürüst gazete, gazeteci olmak lazım. Devletin, iktidarların ve hukukun da basına batılı standartlarda tahammül etmeyi öğrenmesi lazım.


-Pazarcı’nın “Gitmem” deme lüksü var mı?
İzmit’te yıllardır bir kapalı pazar yeri yapılsın istiyoruz. Büyükşehir Belediyesi yaptırdı. Hem de en büyüğünü, en görkemlisini yaptırdı. Kadıköy Mahallesi’ndeki kapalı pazar yeri binası tamamlandı. Bin küsur araç kapasiteli otoparkı var. 200’e yakın pazarcı tezgahı yeri var. Kompleksin bünyesinde iki büyük düğün salonu, toplantı salonları var. Ama şimdi Pazarcılar Odası, “Biz bu binayı beğenmedik, gitmeyiz” diyor. Yıllar önce Osman Pepe, İzmitli pazarcılara, Tekel’in malı olan Otogar arkasındaki çok değerli araziyi vermişti. Büyükşehir üzerini düzeltmişti. Pazarcılar orayı da değerlendiremedi. Şimdi hala perşembe günleri Perşembe Pazarı alanını, pazar günü İnönü Caddesi’nin Kozluk’taki bölümünü açık pazar olarak kullanıyorlar. Dev bina yapılıyor, “Biz buraya girmeyiz. Doğu Kışlayı isteriz” diyorlar. Olacak şey mi?..İzmit’te Perşembe Pazarı, Cumartesi Pazarı ve Pazar Pazarının mutlaka kaldırılması gerekiyor. Pazarcılar, kendileri için yapılan kapalı pazar binasına girmeye bir şekilde ikna edilmelidir. Bu binada tezgah açacak pazarcıların, orta ve uzun vadede çok karşı çıkacaklarından da eminim.

-Bütün sinemalar indirim yapsa 
Sık sık bahsediyorum. Sinema tutkunuyum. Fırsat buldukça, eşimle birlikte sinemalara giderim. Sinemalarda, hafta içi günlerde tam bilet ücreti 12-15 TL arasındaydı. İki kişi gitseniz 25-30 TL sırf bilet parası. Sinema işletmeciliği kolay değil. Büyük yatırım, yüksek kira. Ama sinemalara seyirci çekmek için de fiyatların makul olması gerekiyor.
İzmit’teki sinema fiyatlarından yakındığımda, arkadaşlarım, “İstanbul’da fiyatlar İzmit’in iki katı. Buna şükret” diyorlardı. Ama belli ki yüksek fiyat politikası, İzmit’te biraz akılları başa getirmiş. Arastapark’taki sinemalar-ki çok şık salonlar- fiyatta büyük indirim yaptılar.  Sinemalarda haftanın her günü, öğrenci-tam bileti 7 TL’ye çekildi. Zaten yaz sezonu geliyor, Sinemalara ilgi azalacak.  Fiyat indirim kararındaki zamanlama çok yerinde.
Umarım, Arasta sinemalarını İzmit’te diğer AVM’lerdeki sinemalar da takip eder. İnsanların ayağını, sinemaya alıştırmak lazım. 7 TL makul fiyat oldu. Arasta sinemaları bu indirimin karşılığını alacaktır. Bütün sinemalar indirime giderse, İzmitli sinemaseverler için de çok iyi olacaktır.
 
-Bir okurum sitem etti
Dün bu sütunlarda,  bir arkadaşımın rahatsızlığı nedeniyle gittiğim Seka Devlet Hastanesi’nde, SSK Hastanesi’nden dönüşümden sonraki gelişmeleri görüp, takdirle değerlendirmeye çalışmıştım. Bir okurum aradı, şunları söyledi:
“- Her gün sizin yazılarınızı okurum. Bugün Seka Devlet Hastanesi ile ilgili yazınızı okuyunca, aramak istedim. Dün gece benim çocuğum rahatsızlandı. Taksi ile, Derince Araştırma Hastanesi’ne götürdüm. Acil’de bekleyen tam 73 hasta var. Ama görevli bir tek doktor. Kimseye yetişemiyor. Çocuğumu muayene ettiremeden geri dönmek zorunda kaldım. Sağlık sistemi, sizin anlattığınız kadar iyi değil.”
Sağlık sektöründe bazı işlerin kötüye gittiğinin farkındayım. Ama benim dünkü yazımda anlatmak istediğim faklıydı. SSK İzmit Hastanesi’nin halini çok iyi bilenlerdenim. Şimdiki Seka Devlet Hastanesi, o eski hastane ile karşılaştırılınca çok farklı. Bunu anlatmaya çalıştım.
Bu yazı toplam 483 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37