1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Kimlik üzerine bir hatıra
Kimlik üzerine bir hatıra

Kimlik üzerine bir hatıra

Kürt Açılımı konusunda tartışmalar bitmeyecek gibi görünüyor. Git gide “Türk” adından daha çok insan rahatsızlık duyuyor. Nereye gidiyoruz, bunun sonu ne olur bilemem. Şimdi tarihi bir anıya

A+A-

Kürt Açılımı konusunda tartışmalar bitmeyecek gibi görünüyor. Git gide “Türk” adından daha çok insan rahatsızlık duyuyor. Nereye gidiyoruz, bunun sonu ne olur bilemem. Şimdi tarihi bir anıya yer vereceğim. Rumeli Türklerinin aydınlarından Prof. Dr. Murat Esin Hocam göndermiş. Dikkatle okumanızı tavsiye ediyorum:

Madem soy-sop ve kabul konuları söz konusu oldu, Rahmetli Rauf Orbay'ın bir “hatırası” çok açıklayıcı olacaktır.

Bu yönü ne yazık ki çok bilinmez ama, Rahmetli Rauf Orbay, zaman zaman Atatürk'le aykırı düşünmesine rağmen Kurtuluş Savaşımızın önemli karakterlerinden birisi olmadan çok önce Milletin gönlünde “Hamidiye Kahramanı” olarak taht kurmuştu.

O günleri hatırlayalım; Devlet memuruna-subayına maaş ödeyemez durumda, maaş karşılığı olarak tersane hurdalığından demir teklif edecek hale düşmüş... Denizaşırı Osmanlı topraklarına donanma ile koruma sağlanamadığından birer birer elimizden çıkartıyoruz. Bu devirde Asil Türk Milleti bir kez daha varını yoğunu bağış olarak ortaya koyuyor ve topladığı paralarla devletine gemiler satın alıyor. Hatta bu gemilere “Hamiyet-i Millet” gibi isimler veriliyor.

Bu arada İstanbul'da mukim Rumlar da aralarında para toplayıp o devrin en mükemmel gemilerinden birisini alıp hediye ediyor. Kime mi? Yunan Hükümetine. Geminin adı Averof. Bu ad da yabancı değil ve pek imalı. Hani Girit'i Türklerden “arındıran” Yunanlı general.

Bu Averof Çanakkale Boğazı ağzını ablukaya alıyor ve sivil-askeri hiçbir Türk gemisinin Ege'ye çıkmasına izin vermiyor. O devirde karayolu, hele hele demir yolu birçok sahil şehrimize ulaşamadığından ne asker ne de erzak sevk edilemiyor.

Tek çare Averof'u meşgul ederek Çanakkale'den uzaklaştırmak. Eldeki en iyi gemi “Hamidiye” ve ona kumanda etmeye Rauf Bey gönüllü oluyor.

Denizcilik tarihimizde “Hamidiye'nin akınları”olarak bilinen bu dönemde, Hamidiye Ege'ye açılıyor. Tabi haber alan Averof da peşinden gidiyor, abluka kalkmış oluyor. Hamidiye, bir yandan kendisinden çok hızlı ve güçlü Averof ile köşe kapmaca oynayarak Atina'dan artık Yunanlıların eline geçmiş Ege adalarına, Mısır, Lübnan hatta Trieste'ye kadar dolaşıyor. Yunan liman ve gemilerine darbeler indiriyor.

Bu harekat o kadar hayranlık uyandırıyor ki; daha sonra karşılaştıkları eski İtalyan amirali yeni diplomat birisi Rauf Bey'e “Size özenip aynı tür bir harekatı biz de denedik ama bizim gemi limandan çıkar çıkmaz yakalanıp batırıldı” diye hayranlık arz ediyor.

Gelelim hatıraya;

Hamidiye, Adriyatik Denizinde Dalmaçya sahiline pek yakın olarak Trieste'ye doğru gitmektedir. Bir grup subay Rauf Bey'e gelerek, “Efendim, bizim gemide bir Arnavut er var. Bu harp başladığında Arnavutluk bizimdi. Şimdi ise ayrı devlet oldu. Vakıa artık bize askerlik yapmak mecburiyeti kalmadı. Zaten şimdi de onun köyünün açıklarındaymışız. İzniniz olursa bir filikayla sahile yakın bir yere kadar kadar götürüp denize bırakalım. Yüzüp ailesine kavuşsun” diyorlar.

Rauf Bey kabul ediyor ve o zamana kadar bu sürprizden haberi olmayan eri çağırıyorlar. Kararı bildiriyorlar.

Geminin kıçında dalgalanan Türk bayrağını gösteren er; “Komutanım. Ben bu bayrak altında doğdum. Bu bayrak için askere geldim. Şimdi memleketim bu bayraktan kopmuş olabilir. Ama benden gerekirse bu bayrak için ölmek şerefini esirgemeyin” deyince gözler doluyor, kendisinden özür dileniyor ve sefere devam ediliyor.

Bilmem kim kimdir diye daha fazla eşelemeye ihtiyaç var mı?

Bu haber toplam 679 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.