1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kimse yetişemez, kimse geçemez
Kimse yetişemez, kimse geçemez

Kimse yetişemez, kimse geçemez

Ülkemizde medya sektörünün hali ortada.. Yerel medya da ne yazık ki dip yapmış durumda.

A+A-

Bu ortama rağmen, Kocaeli’de bir araştırma yapın. Kentin en değerli, en güvenilen markalarının ilk sıralarında mutlaka ÖZGÜR KOCAELİ gelir…

Biz bu işe başlarken sermayesiz başladık. Emeğimizi, kişiliğimizi, insanlığımı ortaya koyarak çalıştık. Bu kentte çok güçlü bir marka yarattık. Elbette sevenler kadar sevmeyenler de oldu. Ama herkes güvendi. Herkes inandı. ÖZGÜR KOCAELİ markasının altında sadece gazetecilik olduğunu kabul etti.

Kocaeli kenti, beş yıl kadar önce bu gazetenin el değiştirmesini çok konuştu, çok tartıştı. Hala konuşuluyor. Hala tartışılıyor. Hala bilen bilmeyen bu konuda ahkam kesiyor.

Biz sadece yarattığımız markayı sattık. Gayrimenkul, bina falan yoktu. Teknik ekipmanımız, ancak siyah beyaz, kimi zaman çamur gibi gazete yapacak kadar eski, demode ve değersizdi. Türkiye’nin en büyük, en güçlü gazetesini basan baskı makinamız, ancak Seka Park’taki kağıt müzesinde görsel bir materyal olabilirdi. Ama marka, ama ÖZGÜR KOCAELİ markası bu kentte başlı başına bir değerdi. Mavi zemin üzerine dizayn edilen gazete logosunun başlı başına değeri ve saygınlığı vardı.

…………………

Bir kısım okur, “Bu gazeteyi neden sattınız” diye bize kızdılar. Gazetenin satışı tamamlandıktan sonra pek çok kişi, “Bize söyleseydiniz biz alırdık” veya “Ne kadar paraya ihtiyacınız varsa biz verirdik” dediler.

Oysa biz gazeteyi gizli kapaklı satmadık. Bağıra bağıra “Bu şartlarda biz bu işi yürütemeyiz. Sahtekarlık, şantajcılık yapamayız. Bu kirli ortama ayak uyduramayız. Biz çalışanlarımızın maaşını bir gün geciktirsek yaşayamayız” diye bağıra bağıra markaya alıcı aradık.

Bir grup çıktı. Detaylı pazarlıklar yapıldı, nedense son anda iş bozuldu. Sonra Haldız Grup çıktı. “İsmet Çiğit işin başında kalmaya devam ederse alırız” dediler.

Oysa, bu işten, bu şehirde gazetecilik yapmaktan en çok kurtulmak isteyen bendim. Nahit vefat etti, Nazif ve Hazım emekliliğin tadını çıkartıyorlar. Ben eskiden de ameleydim, şimdi de ameleyim.

………………………

Çok kıskananlar oldu. Sandılar ki, ben köşeyi döndüm. Sandılar ki, ben kendimi AKP’ye sattım, bir elim yağda, bir elim balda, istediğim gibi at oynatıyorum.

Bugün bu kent piyasasında “Ben gazeteciyim” diye geçinen, internet üzerinde klavye kahramanlığına soyunan (Gebze bölgesi hariç) insanların çok büyük bölümüyle yıllarca birlikte çalıştım.

Bir tanesi, “İsmet Çiğit bana kötülük yaptı. Benim hakkımı yedi. Benim üzerimde emeği yoktur” diyemez. Ama nedendir bilemem bir çekememezlik var. Benimle sidik yarışına girme arzusu var.

Yazdıklarımı veya söylediklerimi başka yerlere çekip, beni yıpratmak isteyenler var. Hatta geçen hafta işi aileme uzatacak kadar abarttılar.

Kesinlikle sosyal medya ile ilgilenmiyorum. Hakkımda yazılanlar, çizilenler, yapılan yorumlar da hiç umurumda değil.

Ama şunu belirtmek isterim.. Bu kentte tırnaklarımla kazıyarak, çok büyük özverilere katlanarak edindiğim manevi gücün büyüklüğünün farkındayım. Bu kent halkının, ÖZGÜR KOCAELİ okurlarının bana verdiği bu gücü de hiçbir yerde, hiçbir zaman kötüye kullanmamak, istismar etmemek konusunda kararlıyım.

İzmit’te İsmet Çiğit olmak çok zor bir iş. İsmet Çiğit kalabilmek ise çok daha zor bir iş...

İki kelimeyi bir araya getirmekten aciz, cahil cühela, küstah şantajcı tipler, istedikleri kadar benimle uğraşabilirler, beni itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapabilirler.

Ben onlara uymam. Onların seviyesine inmem. Onlarla kendimi aynı kefeye koyup, sidik yarışına girmem…

……………………

Biliyorum çok iyi gazete yapmıyoruz.

Biliyorum, eskisi kadar saygınlığımız yok.

Ama hala bu kentte çok büyük markayız. Bu kentte, gazete bayilerinde satın alınan tek yerel gazeteyiz. Belki Sözcü hariç, bütün ulusal gazetelerden de çok daha fazla satılan ve okunan gazeteyiz.

ÖZGÜR KOCAELİ’de çıkan küçücük bir haberin bile bu kentte ne kadar etkili olduğunu biliyoruz.

Hala bu kentin en düzgün, en dürüst, en ön yargısız, en sevimli gazetesiyiz.

Çünkü ÖZGÜR KOCAELİ’de çoluk çocuk, egosu altında ezilmiş cahil tipler çalışmıyor. Hepsi tecrübeli, hepsi bu mesleğe yıllarını vermiş, bu kenti ve insanlarını çok iyi tanıyan gazeteciler bu gazeteyi hazırlıyor.

Her gün kendimizi yenileyerek, her gün kendimizle yarışarak daha iyi gazeteler yapmak için çaba harcıyoruz. Çünkü bu bizim mesleğimiz. Çünkü biz bu işi severek, özveriyle yapıyoruz.

Hala bu şehirde her gün binlerce gazete satıyoruz.

Hala bu kentte insanlar ihtiyaç duyduklarında sadece ÖZGÜR KOCAELİ’ye gelip reklam veriyorlar. Ne şikayetleri olursa olsun bu gazeteye iletiyorlar. Sevinçlerini de, hüzünlerini de sadece bu gazeteyle paylaşıyorlar.

Ben bugün varım, yarın yokum. Ama ÖZGÜR KOCAELİ gibi öylesine büyük, öylesine güvenilir bir marka yarattık ki, çökertmek için kim ne kadar çaba harcarsa harcasın, bu marka pırıl pırıl parlamaya devam ediyor.

Kimse bize yetişemez. Kimse bu gazeteyi geçemez.

……………………

Zaman zaman bu şekilde kendimi ve kurumu savunur duruma düşmek, emin olun bana zül geliyor. Eminim, neyi neden yazdığımı, laflarımın kime gittiğini bile pek çok okurum anlamıyor.

Ama hiçbir lafın altında kalmam, kalamam. “İsmet Çiğit yazarsa olur”, ya da “İsmet Çiğit istediğini işe koyar” diye düşünenler var. Yok, böyle bir şey. Benim böyle bir hırsım, böyle bir iddiam yok.

1975 yılından beri, yani 45 yıldır sadece bu işi yapıyorum. Oturduğum yerden yazı yazarak ailemi geçindiriyorum. Bir gün, bir tek ihaleye müdahil olmadım. Bu meslekten kazandığım dışında bir gün cebime avantadan 5 kuruş sokmadım. Keriz değilim, gücümü biliyorum. Ama bu gücün nasıl oluştuğunu da biliyorum.

Bütün okurlarıma saygılar, sevgiler sunuyorum. Çok kötü bir huyum var, beni sevmeyenleri bile ben seviyor ve sayıyorum.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.