1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. Kırılan kalp eski haline gelmez
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

Kırılan kalp eski haline gelmez

A+A-

Müslüman, müslümanın kalbini kırmaktan sakınmalıdır. 

Zira incinen kalbin, ilk haline dönmesi kolay değildir.  Kalp; Yüce Allah’ın evi olduğundan kalp kıranlar Yüce Allah’ı üzdüklerini düşünerek,  kalbini kırdığı kişiden özür dilemeli,  kalbi kırılan kişi de özrü kabul etmelidir.  Kırılan kalpler yapmacık özürlerle, tamam efendim sözcükleriyle tamir edilemezler. Kırılan kalbin ilk haline dönmesi için, taraflar samimi bir tövbe ile imanlarını sağlamlaştırmalı, birbirlerine geçen haklarını helal ederek İslam kardeşi olmanın yolunu tutmalıdırlar.

Kırılan kalp, kırılan testinin durumuna benzemez.  Kırılan testi su tutmadığından sahibine de başkasına da faydası olmaz. Kırılan kalp yüce Allah’a yaklaşarak ait olduğu bedeni tevazuya, kendisini kıran insanın gıyabında dua etmeye çalışır. Bu ulvi görevi yapabilmek için,  kalpten kalbe giden sevgi kanalarının yeniden bağlanması için, kalp kıran taraf tahkiki bir imanla ve nasuh tövbesiyle Yüce Allah’a iltica ederek, kırılan kişinin kalbine samimi bir sevgiyle ve güzel bir ahlakla girmenin yolunu aramalıdır.  İmanla ve sevgiyle tamir edilmeyen kalpler, sevgi kanallarının tıkanıklıklarını gideremezler.

Anne kalbi ile baba kalbi farklıdır. Annelerin kalbi esnek olduğundan evlatların haylazlıklarına karşı kolayca kırılmazlar. Babaların kalbi,  esneklik bakımından annelerin kalbine benzemediğinden zor kırılsa da, kırıldığında tamir edilmesi kolay olmayabilir. İnsan kalbinde,  Allah ve peygamber sevgisi olmazsa, diğer sevgiler kalıcı olmaz.  Geçici olan dünyeviliklerin zahiri cazibesine kapılanlar, kalıcı olan sevginin batını cazibesini göremeyenler veya idrak edemeyenler kalbi kırma noktasında dikkatli olmayabilirler.

Sevgi ile alakalı bazı incelikleri bilmeyenler, kaş yapayım derken göz çıkarabilirler.  Mü’min mümine sevmeye mecbur ise de, her bir mümini aynı derecede sevmeye mecbur değildir.  Allah, peygamber, din ve iman sevgisi, anne, baba, eş, kardeş, evlat, dost sevgisinden farklıdır. Müslümanları sevmek, İslam kardeşi bilmek ve ona göre muamele etmek her bir müslümanın görevidir. Müslümanlar arasından dost ve eş seçmek sevginin bir başka yönü olduğundan, herkesi dost edinemediğimiz gibi, herkesi de eş olarak kabul etmeyebiliriz. Bir müslüman bayan, bir müslüman beye birlikte aile olmak hususunda kalplerini birbirlerine açmaya bilirler. Birbirlerine açık olmayan kalbi güç kuvvet kullanarak açmaya çalışmak doğru bir davranış değildir.

Bay ve bayanların kalpleri karşılıklı olarak birbirleriyle eş olma hususundaki sevgi kanalları açık olursa, bu evlilikten mutlu bir aile meydana gelir.  Bay veya bayanlar tek yönlü bir sevgiyle kendisine kabalı olan bir kalbe zorla girmemelidirler.  Zorla girilen kalpten beklenilen sevgi ve saygı olamayacağından, böyle bir evlilikten huzurlu bir aile meydana gelmeyebilir. Sevgi kanaları kabalı olan veya açmaya çalışan aileler usul bilmezlerse, eşler düzelteyim derken, birbirlerinin kalbini kırabilirler.   Bu durumda olan eşler, Nisa Suresinin 19.  Ayetini hatırlarından çıkarmamalıdırlar. “Haydi, onlarla güzel geçinin, şayet kendilerinden hoşlanmadınızsa, mümkündür ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız, fakat Allah onda birçok hayır dilemiş olabilir.”

Büyüklerimiz ne güzel söylemişler; “İki gönül bir olunca samanlık seyranlık olur” sevgi mutluluğun anahtarıdır. Eşler arasında ki samimi sevgi aile bireylerini olumlu yönde etkilen çok önemli bir nimettir. Sevgiyle büyütülen çocuklar anne ve babasına karşı edepli saygılı ve merhameti olurlar. Birbirini tanımayan eşler arasındaki sevginin doğal ve fıtri olduğu da unutulmamalıdır. 

“Nikâhta keramet vardır” sözünü eşler çok iyi anlamalıdır. Nikâh akdiyle Yüce Allah kadın ve erkeğin kalbine muhabbet yerleştirir.  Sevgiye ve saygıya dayalı bu muhabbet ailenin huzurlu olmasına vesile olur. Eşler birbirine karşı çok nazik ve kibar olmalıdırlar. Birbirlerini çok iyi tanımalıdırlar, aile huzurunu bozacak sözlerden ve fiili davranışlardan sakınmalıdırlar.

Küçük bir kızgınlıkta veya tartışma ortamında “ Bir daha dünyaya gelsem seninle evlenmezdim. Dünya sende ibaret değildir. Bir kendine bak, birde başkasına bak. Sen bana kötülükten başka ne yaptın, sana hakkımı helal etmiyorum. Başkalarının yaşantısına bak, bir de bizim yaşantımıza bak.” gibi benzeri sözler sarf etmemelidirler.  Huzurlu ve mutlu bir ailenin temelinde karşılıklı sevgi saygı ve güven vardır. Hiçbir eş ve evlat bu güveni sarsmamalıdır.

İnsan kalbinde iman kökleşmemişse kalpler arasında sevgi kanalları tıkanır.  Sevgi kanallarını açan tek güç imandır, tevhit inancıdır. Ailede sevgi yoksa o aile her türlü maddi imkânlara sahip olsa huzurlu değildir. Toplumu meydana getiren aile huzurlu değilse, toplumda huzurlu değildir. Kalpten kalbe sevgi yolu yoksa veya sevgi kanalı tıkalıysa, o kalplerin etrafında sevgi okyanusunu getirseniz bir damla sevgi suyu kalbe intikal etmez.

Sevgi kanalı açıkça eşler dostlar, evlatlar arasında meydana gelen kırgınlıklar sevgi nuruyla izale edilir ve gerçekten İslam kardeşi olurlar. Sevgi, Kur’an sünnet kaynağından beslendiği surece, riyasız sevginin insana, çevreye, hayvana, anne, babaya, eş ve çocukları çok büyük faydası olur.

Kusursuz dost arayan dostsuz kaldığı gibi, kusursuz eş arayanda eşsiz kalır. Gerçek ve kusursuz dost sadece Yüce Allah’tır (CC).  Beşer planında eşler ve dostlar kusurludur. Lakin kusurlarında ısrarcı olmamalıdırlar, hatadan dönmek fazilettir inancıyla hatalarından dönmeyi, kırdıkları insanlardan özür dilemeyi kendilerine şiar edinmelidirler.  Akılı mü’min Yüce Allah’ın huzuruna kul hakkıyla gitmemelidir, fırsat varken helalleşmelidir. Akılı mü’min dost ve eş seçerken çok dikkatli olmalıdır. Dostunu ve düşmanın çok iyi tanımalıdır.

Yüce Allah (CC) Haşr suresinin 18. Ayetinden şöyle buyuruyor;” herkes yarın için ne takdim ettiğine dikkat etsin” Hz. Peygamberimiz (S.A.V.) de şöyle buyuruyor:  “Akılı kişi nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası çalışandır.” .

Alaettin  KÖKSAL

Bu yazı toplam 1479 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.