1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Kısmetini denizde arayanlar
Kısmetini denizde arayanlar

Kısmetini denizde arayanlar

Türkiye tanımlanırken; “Üç tarafı denizlerle çevrili” deyimi çok kullanılır. Yalan değil de, belki de yanlıştır bu tanımlama. Yanlış de demeyelim, eksiktir. Van Gölü’nü deniz saymayacak mıyız? “Deniz”

A+A-

Türkiye tanımlanırken;

“Üç tarafı denizlerle çevrili” deyimi çok kullanılır.

Yalan değil de, belki de yanlıştır bu tanımlama. Yanlış de demeyelim, eksiktir.

Van Gölü’nü deniz saymayacak mıyız? “Deniz” olarak tanımlanacak kadar büyük değil midir yani?

Öyleyse;

“Dört tarafı denizlerle çevrili” demek belki de en doğrusudur.

Bu kadar mı?

Dünyanın belki de önemli su havzalarından biridir Türkiye. Sayısız deremiz, çok sayıda nehrimiz vardır ki, çok büyük çoğunluğunun suyu tatlıdır, içilebilir özelliktedir.

Nereye gelmek istiyorum!

Bunca denizin, bunca nehrin, bunca derenin var olduğu Türkiye’de balıkçılık ne durumdadır?

Hiç eveleyip gevelemeden yanıt verebilirsiniz. Diyebilirsiniz ki;

“Norveç’ten ithal uskumru alıyorsak, hangi balıkçılık!”

Haklı da olursunuz yani. Yalnızca Norveç uskumrusu almakla yetinmiyor, donmuş olarak başka balıklar da ithal ediyoruz. Paramızın dışarı gitmesini geçtim, işin ayıbı da var bence…

Neden peki? Nedendir bizim yeteri kadar balık üretemememiz? Hiç değilse balık ithal etmeyecek pozisyona getiremez miyiz ülkemizi? Bu kadar zor mudur bu?

İlk bakışta, birileri;

“Yeteri kadar devlet ilgisi, desteği yok” gibi bir şeyler söyleyebilir.

Doğru yanı var. Var da, tek neden “devlet” midir?..

Duymuşsunuzdur, bu yıl çinakop yiyemeyebiliriz. Gerekçesi, 20 santimden küçük lüfer cinsi balıklara avlanma yasağı gelecek.

Bu haberi okuduğumda; yıllar önce Hereke taraflarında, Kirazlıyalı sahilinde, dip mantarlı olta ile kıyıdan, neredeyse kofanaya dönmüş lüferler tuttuğumuz günleri anımsadım. Körfez aynıydı, adı İzmit Körfezi’ydi ama, artık o lüferler yoktu. Bırakın lüferi, İzmit Körfezi’nin yerli balıklarından olan izmarit bile bulunmuyordu artık.

Kirlilik! Deniz kirliliğine kimsenin bir diyeceği yoktu çünkü gerçekti. İnsanlar, yani biz, kendi ellerimizle, kendi akılsızlığımızla kirletiyorduk denizlerimizi ve balıkları kovuyorduk denizlerimizden…

Bilinçsiz avlanma. Buna da kimsenin bir diyeceği olamazdı ve belki de en acı olanı bu idi. Balıkçılarımız, kendi bindikleri dalları kesip buduyor, kendi ekmeklerini elleriyle yok ediyorlardı. Mevsimli mevsimsiz avlanıyor, ağ gözlerinin ölçülerine dikkat etmiyor, aç gözlülükleri nedeniyle, tüm balık yuvalarını darmadağınık edecek yöntemler kullanıyorlarsa, kime ne söyleyebilirler? İzmit Körfezi’nin en uçlarına kadar gelip, geceleri projektörlerle avlanan balıkçılarımıza ne söyleyebiliriz?..

Ve HES denen şu yanlışlıklara, çirkinliklere ne demeliyiz? Güzelim derelerimizin az bulunan lezzetteki balıklarını yok etmek için AKP tüm gücünü harcamıyor mu? Bu girişimlerini yasalardan sıyırabilmek için kanun hükmünde kararname çıkarmadı mı?..

Kısmetini denizde ama adam gibi arayanlara rasgele diyorum…

Bu haber toplam 935 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.