• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli 26 °C

KIZ DOĞMAK, KADIN OLMAK VE ANALIK…

Sevcan TAMER

 Evet,  kız  olarak  dünyaya  geldikten  sonra  başlayan  bir  serüven  bu..Kız  doğmak,  kadın  olmak  ve  anne  olmak.. Aslında  doğanın  bir  canlıya  sunabileceği  en  üstün  ayrıcalık,  en  değerli  armağan..  ANA  olmak.. Buna  rağmen,   belli  bir   kitlenin  değiştirilemeyen  acı  kaderi.. Kadın  olmak..  Anne  olmak.. Ne  yaşı  son  bulur  gözde,  ne de  yara  iyileşir  yürekte.. İtilir – Kakılır.. Dövülür – Satılır.. Üstüne  kuma  getirilir,  sokağa  atılır.. Tecavüze  uğrar,  yine  suçlusu   kadın  sayılır..

   İşte  bu.. Kadınımızın  yere göğe  sığdırılamayan  kutsiyetine!  kazınan   genel   bakış  açısı  böyle.. Ne  yazık ki  böyle.. Kadın  ikilemi  sürüp  gidiyor  ülkemizde..

Bu  gerçekler  çerçevesinde,  yeni  bir  “Anneler  Gününü”  geride  bıraktık.. Sahte  şaşaalar  eşliğinde,  ticari   beklentilerin  doğrultusunda  ve  göz  yaşları  ile  ıslanmış  bir  Anneler  Günü.. Törelere,  kumalara,  taciz  ve  tecavüzlere   reva  görülen, “ Kadın  Anaların”  günü..

  Ama  bu  esas.. Bu  gerçek.. Ve,  bunları  bile  bile  ve  küçük  bir  kesim  olarak  kendimizi  kandırmamız   hiç   hoş  gelmiyor  bana.. O  nedenle,  bu  anneler  gününün  ardından  okuduğum  gerçek  yaşam  hikayelerinden  birini   paylaşmak  istiyorum  sizlerle..

ANNELER GÜNÜNDE “O ANNE “..

Şehirden  yüksek, şirin  bir  dağ  köyünde, zemherinin  soğuğunda  dünyaya  gözlerini  açtı.. Dünyaya  ayak  bastığı  andan  itibaren  çileyle  geçecek  hayat  onu  bekliyordu.. “Kız,  erkek  arasında  ayrım  yapılmasına  müsaade  edilseydi, ben  kız  çocuklarını  tercih  ederdim” diyen  bir  Peygamberin  ümmeti  olmasına  rağmen  peş  peşe  kız  çocuğu  olunca öfkelenen, bundan  sonrakiler  erkeğe  dönsün  diye  ablasına  “Döndü”  adını  koyan,  gene  kız  çocuğu  olunca  kızgınlıkla  adı  “Yeter” konulan  bir  kız  çocuğu..

  1942  yılında  gece  meydana  gelen  Çorum  depreminde  kız  çocuğunu  bırakarak,  oğlan  çocuğunu  alıp  kurtarmaya  çalışa  bir  babanın  kızı.. İlkokula  başlayıp,  ancak  okulun  yıkılmasıyla  üçüncü  sınıftan  itibaren  okuma  imkanı  bulamamış  kız  çocuğu..Eşi  rahmetli  olmuş  ve  üç  çocuğu  bulunan  köy  muhtarıyla  evlendirilmeye  karar  kılınmış  bir  küçük gelin..Babanın  karşısında  iki  kelam  edemeyen  ancak,  söz  kesildiğinde  ve  ortadaki  kadınların  halini  bildiğinden  anasına  “Ana,  izinnamemi  alın, ne olur” diye resmi  nikah  isteyince  “İzinname  alınca  O….. mu  olacaksın?” denip  sopa  yiyen  ve  deyip  değeceğine bin pişman  olan  İmam  nikahlı  bir  çocuk  gelin..

  Zamanla,  üç  çocuğu  olduktan  sonra,  üzerine  “kuma”  getirileceğini  duyunca kocasına “Ne  olur,  üç  çocuğumun  üzerine  getirme, düzenimizi  bozma,  ben  sabredemem”  diye  eşine  günlerce  yalvardı..  Ağladı..  Sonuç  alamayınca,  kuma  gelecek  kızın  ailesine  yalvaran  bir  anne.

Evine  kuma  geldiğinde  dayanamayıp  babasının  evine  giden  ancak  anasının  sahiplenmesine  karşın  babasının  “ Çocuklarını  at  öyle  gel”  teklifi  karşısında  “ Ben  yavrularımdan  ayrılırsam  yaşayamam.. Ne  olur  baba,  yavrularım  yanımda  olsun  ben  bağ,  bahçede  durmadan  çalışırım”  diye  babasına  yalvaran  o  anne.

  Babası  kızmasın  diye  fazla  fazla  çalışan,  sofraya  oturmaya çekinen  ve  çocuklarını da  oturtmayan “Yavrum,  dedenizin  yanında  sofraya  oturmayın da  bize  kızmasın..Ben  size  sonra  saklı  getiririm”  diye  gözyaşları  içinde  “Allah’ım  sen  beni  çocuklarımdan  ayırma,  babalarına da  akıl  fikir  ver”  duasını  tekrarlayıp  duran  o  anne..

  Üç  yıl  sonra  eşinin  aklının  başına  gelmesi mi,  yoksa  dualarının  kabul  olması mı  bilinmez,  üzerine  sünger  çekip  evine  dönmesini  isteyen  aracıların  çağrısıyla “ Rabbim  sana  şükürler  olsun.. Çocuklarım  yuvasına  tekrar  kavuşacak”  düşünceleriyle  şükreden  o  anne..

  İlçede  çocuklarının  okumasını  sağlamak  için  merkebe  odun  yükleyip,  bir  elinde  yoğurt,  bir  elinde  yumurta   yükü,  4-5  saat  yürüyerek  çocuklarına  getiren  o  anne..

  Her  gecenin  nehari,  her  kışın  baharı  vardır  sırrınca,  eşi  rahmetli  olduktan  sonra   evlatlarını  meslek  sahibi  yapan  ve  onların  gözü  gibi  koruduğu,  sevip  saydığı   değerli  bir  anne..

  Eşinin  rahmetli  olmasından  sonra  yaşadıkları  acıların  yarattığı  kin  ve  nefret  bir  anda “ İnsanları  acı  hatıraları  kadar,  hiç  bir  acı  birbirine  bağlayamaz” sırrınca  öz  ve  üveyliğin  bittiği  ve   seksen  yaşlarına  yaklaşan  kumasıyla  yan yana  oturunca  mutlu  olduğu, yemek  yiyip,  çay  içtiği,  sohbet  ettiği,  annelerden  biri  o..    Evet  sevgili  okurlar.. Bu  sadece  bir  anne.. Yeter..  Ancak  ne  yazık ki,   yaşam  hikayesiyle  bin  ANNE..

       Eh  o  zaman..  Tüm  bu   geçekler  eşliğinde  bir  kez  daha  “ Anneler  Gününüz  Kutlu  Olsun ”..

Bu yazı toplam 2014 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37