1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Koca dayağından çok daha kötü
Koca dayağından çok daha kötü

Koca dayağından çok daha kötü

Türkiye'de kadına yönelik şiddet konusu sürekli gündemde. Karısını hunharca döven kocalar var. Boşanmak isteyen kadının üzerine kurşun yağdıranlar var. Son günlerde daha da beter bir tablo var. Bazı ka

A+A-

Türkiye'de kadına yönelik şiddet konusu sürekli gündemde. Karısını hunharca döven kocalar var. Boşanmak isteyen kadının üzerine kurşun yağdıranlar var. Son günlerde daha da beter bir tablo var. Bazı kadınlar hiç tanımadıkları kişilerin şiddetine maruz kalıyorlar ve daha kötüsü bu sırada çevrelerindeki insanlardan, polisten ve yargıdan da destek görüp, korunmuyorlar. Birkaç gün önce Erzurum'da bir kadın, Ramazan günü sokakta sigara yaktı diye iki erkeğin saldırısına uğramıştı. Önceki gün İstanbul'da İETT otobüsünde seyahat eden 19 yaşındaki voleybolcu genç kadın Nurcan İbrahimoğlu, üzerinde kısa şort bulunduğu için otobüsteki bir yolcu tarafından tartaklanmış. Nurcan'ın dudağı yumrukla patlamış. Otobüsteki diğer yolcular müdahale etmeye çekinmiş. Hatta saldırıya uğrayan genç kadının polisi aramasına karşı çıkmışlar. “Başımızı derde sokma. Unut gitsin” demişler.

Üzerinde şort var diye otobüste saldırıya uğrayan, dudağı patlayan genç kadın polise gitmiş. Oradan rapor için Adli Tıp'a. Nurcan hem poliste, hem Adli Tıp'ta da aradığı desteği, şefkati bulamamış. Otobüste kadın döven yaratık aramızda serbestçe dolaşıyor...

Bu olaylar koca dayağına, koca kurşununa zemin hazırlıyor. Otobüste şortu için dövülen kadını gören adam, evine gider eteği için, bluzu için karısını döver.

Televizyondan tanıdığım kadarıyla çok başarılı ve çalışkan olarak bildiğim Aile'den Sorumlu Bakan Fatma Şahin'in bu konuya el atması gerektiğini düşünüyorum.

Arap Baharı'ndan Avrupa Yazı'na mı?

İngiltere fokur fokur kaynıyor. Geçtiğimiz hafta sonu polis operasyonu sırasında ağır suçlardan aranan bir siyah genç polis silahından çıkan kurşunla vurulup, ölünce İngiltere'nin başkenti Londra yanmaya başladı.

Avrupa yıllarca yoksul göçmenleri ezdi. Sözde insan hakları savunucusu gözüktüler. Ancak Avrupa ülkelerindeki acımasız kapitalist sistemin içinde yoksul, ezilen halkın sesi hiç duyulmadı. Şimdi Londra'da bir suçlunun polis tarafından öldürülmesiyle büyük olaylar başladı. Kenar mahallelerde toplanan gençler, Londra'yı ateşe veriyor, dükkanları yağmalıyor, önüne geleni dövüyorlar.

Geçtiğimiz yıllarda Fransa'da da benzer olaylar yaşanmıştı. Güvenlik güçleri olaylarla başa çıkamadı. Hükümet tavizler verdi. Fransa'daki ateşin dinmediği benzer olayların her an yine başlayabileceği söyleniyor.

Son yıllarda Yunanistan'da da ciddi sıkıntılar var. Üç yıl kadar önce liseli bir gencin polis kurşunuyla ölmesi sonucu büyük olaylar patlak vermiş. Gençlerin isyanı zor dindirilmişti. Son iki yıldır da hükümetin kemer sıkma politikasına karşı çok şiddetli eylemler gerçekleşiyor.

İşsizlik sorununun zirve yaptığı İspanya'da da büyük kalabalıkların katıldığı protesto gösterileri var.

Sessizliğin, sakinliğin merkezi olarak bilinen Belçika her an patlayabilir.

Birkaç ay önce dünya Arap Baharı adını verdiği olaylarla çalkalanmış, Tunus, Yemen, Mısır, Bahreyn, Libya ve ardından Suriye'de insanlar yönetimlerine karşı ayaklanmışlardı.

Şimdi Avrupa'da çok sıcak bir yaz var. Ezilen, ötelenen, yoksulluğa mahkum edilip, suça itilmiş gençler ayaklanıyor. Londra'daki olaylarla polis başa çıkamıyor. Avrupa korkuyor.

Bakalım bu işin sonu nereye kadar gidecek?

Fikri Işık önemli bir iş başardı

AKP Kocaeli Milletvekili Fikri Işık'ın çalışkan, halkın içinden çıkmayan bir siyasetçi olduğunu herkes kabul ediyor. Dahası Fikri Işık, tuttuğunu kopartan, üstlendiği işi sonuna kadar götüren bir siyasetçi örneği olarak da dikkati çekiyor.

17 Ağustos 1999 tarihindeki büyük deprem felaketinin ardından devlet depremzedeler için önemli işler yaptı. Hak sahibi ilan edilenler çok uygun koşullarda konutlara kavuştular. Ancak yasalar gereği depremde çok ağır darbe yiyen bir kısım insan “Hak sahibi” olamadı.

Hak sahibi olamamış depremzedeler bir dernek çatısı altında toplandılar. Bu insanlar yıllarca, kendilerine de uygun koşullarda ev verilmesini talep ettiler. Dernek bünyesinde kooperatif kurdular, her fırsatta seslerini duyurdular.

Fikri Işık bu çabalar başladığında henüz milletvekili değildi. AKP İl Başkanı sıfatıyla hak sahibi olamamış depremzedelerin taleplerini yerine getirmeyi üstlendi. Konuyu baştan sona takip etti. Milletvekili olduktan sonra, defalarca TOKİ yetkilileri ile bu sorunu konuştu. Sonunda Arızlı mevkiinde, hak sahibi olamamış depremzedeler için çok uygun koşullarda 912 konutun yapılmasını sağladı.

Depremzede Derneği üyesi, hak sahibi olamamış insanlar, ödemeleri eve girdikten sonra başlayan, uzun vadeli, uygun dairelerin sahipleri oldular. Işık, inşaatlar başladıktan sonra da bu konu üzerinden ilgisini çekmedi. Şimdilerde yavaş yavaş bu depremzedeler Arızlı'daki biten konutlarına yerleşiyorlar. Işık da her fırsatta onları ziyaret ediyor.

Gerçekten önemli bir iş yapıldı. Fikri Işık gibi bir siyasetçi olmasa, Depremzedeler Derneği'nin çabalarından çok zor sonuç alınırdı…

Bu haber toplam 943 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.