1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Kocaeli'nin gelecek tasavvuru kimden sorulur?
Kocaeli'nin gelecek tasavvuru kimden sorulur?

Kocaeli'nin gelecek tasavvuru kimden sorulur?

Hakikat kaygısı taşıyan AK Partili dostlarıma sorduğum önemli soru şudur: AK Parti bir gün iktidarı bir başka siyasi partiye devrettiğinde geride toplumsal dokunun güçlendirilmesi namına kalıcı hangi e

A+A-

Hakikat kaygısı taşıyan AK Partili dostlarıma sorduğum önemli soru şudur: AK Parti bir gün iktidarı bir başka siyasi partiye devrettiğinde geride toplumsal dokunun güçlendirilmesi namına kalıcı hangi eseri bırakmış olacak?

Öyle anlaşılıyor ki Başbakan Erdoğan da 12 Haziran seçimlerinden sonra bu sorunun cevabını arıyor ve bu yüzden de 2011'de başlayan yeni iktidar dönemini, makro ekonomik dengelere verilen önemin baskısı altında kalmış makro toplumsal dengelerin düzeltilmesine tahsis etti. Sorunu sadece işsizliği azaltmak ve gelir bölüşümünde adaleti sağlamak olarak ele almayan Başbakan, aynı zamanda toplumsal kesimler ve bireyler düzeyinde aidiyet hissine yaptığı vurguyla da meselenin esas itibariyle toplumun amaç ve hedef beraberliğine ulaştırılması olduğunu hatırlatıyor. Çünkü toplumsal varoluşumuz nicedir ayrıştırıcı ve çözücü enfeksiyona fazlasıyla açık bir halde ayakta durmaya çalışıyor. Kimi kentlerde zaman zaman patlak veren gerginlikler, aslında hiç de sağlam bir sosyal dokumuz bulunmadığını gösteriyor. Ahlaki değerlere bağlılıktaki gerileyiş ürkütücü. Boşanmalardaki artış, ailenin güçlü dayanak olduğu toplumsal yapının anlamını hızla yitirmesi, kadın cinayetleri, aile içi şiddet, şehirlerde siyasi, etnik ve sosyal çatışmaların küçük bahanelerle bile patlak verebilir hale gelmesi toplumsal dengelerin ve sosyal dokuda güçlendirme çalışmalarının, sosyal depremselliğin en yüksek limitini temel alması gerektiğini ikaz ediyor.

Fakat iktidar partisinin yerel yönetimlerindeki kadrosunun böyle bir sorundan ve sorumluluktan haberdar olduğu kuşkulu gözüküyor. Nitekim Başbakan Erdoğan 2004 yerel seçimlerine giderken de kentlerin sorunlarının konvansiyonel belediyecilikle çözülemeyeceğini kendi heyetine hatırlatmıştı ama konvansiyonel belediyecilikten başkasını bilmeyen idarecileri 2004'ten bu yana sadece bildiklerini yapmayı sürdürdü, yeni bir bakışaçısının arayışı içinde hiç olmadı. Bu sebepledir ki AK Parti'nin yerel yönetimlerdeki idarecilerinin, ama en çok da Kocaeli gibi başka kentlere de emsal oluşturacak model geliştirmekle yükümlü merkezi belediyelerin dillerinden düşürmediği “projecilik”i müstehzi eleştirilere konu etmekten başka seçeneğimiz olmuyor. Çünkü onların bahsettiği “projecilik”, kentsel reformla ve şehrin toplumsal makro ve mikro dengeleriyle ilgili değildir. Oysa Kocaeli gibi diğer şehirlere emsal oluşturması gereken merkezi kentlerin, “fikir/düşünce” havzaları olması, yöntem ve model icat edip diğer kentlerin de önünü açması gerekir. Hatta ortaya koyacakları fikirlerle merkezi iktidarı da yönlendirmelidirler.

Ama bu bir kalibre, yetenek, kapasite, bilgi birikimi, ufuk yeterliliği ve entelektüel aşkınlık meselesidir ve ne yazık ki Kocaeli gibi emsal oluşturması gereken merkezi belediyelerde de olmayan budur.

Siyasetçinin sandıktan kendisine çıkan oyla ibra olduğunu düşünmesi doğaldır. Halktan alınmış oy, yapılan herşeyin onaylandığının kanıtı, bir tür ibraname olarak kullanılıyor. Ama aynı siyasetçi, verilen oyun aynı zamanda umut ve beklenti de ifade ettiğini, hatta eğer oylar artmışsa beklentinin de arttığını yorumlamaya pek yanaşmıyor. Bu bir yana, kentte idarî yönteme ilişkin kalıcı reformlar yapmanın, şehir halkına güvenilir bir gelecek inşa etmenin ille de sandıkta cezalandırılmakla mı anlaşılması gerektiğine ilişkin de içbükey bir tartışmanın yaşandığına dair en küçük bir emare göremiyoruz.

Varsayılsın ki şehir halkının kentin nasıl bir gelecek tasavvuruna hazırlanması gerektiği konusunda hiç fikri olmasa, o şehri yöneten idareci böyle bir arayış içinde olmayacak mıdır? Seçmenin, bu işleri en iyi bildiğini sanarak yetkilendirdiği idareci eğer kent halkının düşüncelerinden ve bakışaçısından daha ileride olamayacaksa ona neden idare yetkisi devretmiş oluyor insanlar?

Eğer AK Parti, 2011 döneminde makro dengeler, ekonomik ve maddi kalkınma çerçevesinden insani ve toplumsal dengeler bahsine geçecekse, üstelik de bunu Türkiye'nin çevresini saran siyasi ve ekonomik yangınların yarattığı atmosfer kirliliği, politik ve sosyal dalgalanmalar ve küresel kutuplaşmalar anında yapmaya çalışacaksa şehirleri yöneten aklın telaş içinde merkezi bakışaçısının yerel çözümlerini üretmeye koyulması gerekmez mi?

Kocaeli'de bu söylediğimizi uygulayabilecek yeterlilik, kapasite, uzak görüş, uzun soluklu karar refleksi, derinlik, amaç, hedef ve analiz şuuru var mı?

İzmit'te yaptığım mutat şehir gezileri sırasında neredeyse sorduğum tek soru hep bu oluyor: Kocaeli'nin gelecek tasavvuru kimden sorulur?

Kocaeli'yi temsil eden iki yerel yönetim odağının (Kocaeli Büyükşehir ve İzmit belediyeleri) politikalarını takip eden uzman bir göz, şehrin kalıcı yapısal reformlarla hiç tanışmadığını net biçimde görebilir. Hele toplumsal makro ve mikro dengelerin sağlamlaştırılması ufkunun ne entelektüel, ne pratik izine rastlanmıyor. Mesela bizimki gibi uyarıcı yazılar karşısında bu yönetimlerin başındaki idareciler, acaba nerede hata yapıldığını merak edip (en azından hata yapılmış olabileceğinden şüpheye düşüp) politika yapıcı heyetlerine bizim sorduğumuz soruları sormuyorlar mı? Bu soruya cevap alamadıklarında (görünen o ki cevap alabilecek yeterlilikten hayli uzaklar çünkü!) iktidarın merkezi planlamada başarmak istediği hedefi yorumlayacak düzeye ulaşabilmek için kapasite arttıracak tedbirlere yönelme ihtiyacı duymuyorlar mı?

Yoksa nasıl olsa seçmenin %50 veya daha fazlasının oyunu alabildikleri rehavetiyle eski köye yeni âdete ne gerek olduğu mu düşünülüyor? Gelecek tasavvuru gibi yorucu ve zahmetli işlere girmek yerine kurulmuş statükoyla gün geçirmek mi ehven görülüyor?

Belediye bürokrasilerini çok iyi tanıyan tecrübemizle söylersek, bu statik, hantal ve içeriksiz yapının esas itibariyle şehir için reform yapılmasını önleme refleksiyle hareket ettiğini hatırlatmak zorundayız. Belediye bürokrasisi, halkın yararına olanı bulmak için yenilik ve reform peşinde koşmanın değil, statükonun korunmasını ilke edinmenin aygıtıdır. Bu nedenle sorumluluk sahibi yerel yöneticiler, belediye bürokrasisini kendi rutin çalışma düzenine hapsederek onu aşacak güçlü entelektüel çalışma grupları oluşturur, kendilerince bir alarm sistemi kurar ve acil olandan haberdar edilmeyi ve strateji geliştirmeyi politika yapıcılığın temeli haline getirir.

Türkiye'nin Kocaeli gibi merkezi şehirleri, bölgemizde cereyan eden ama Türkiye'nin de etkilerinden ve serpintilerinden masun kalamayacağının anlaşıldığı çok kritik siyasi ve ekonomik gelişmelerden doğrudan etkilenecektir. Kocaeli Büyükşehir veya İzmit belediyelerinde bu analizi işitebileceğimiz bir tek ehil ve yetkili kişiye rastlamamış olmak her türlü karamsarlığı hakediyor! Türkiye ve bölge fokur fokur kaynarken Kocaeli Büyükşehir ve İzmit belediyelerinin temsil kabiliyeti yüksek bir yetkilisine şehrin stratejik sorununun ne olduğu sorulduğunda hayal kırıklığına uğratacak cevaplar alınıyor. Toplumsal makro dengeler ve sosyal dokunun güçlendirilmesi meselelerine kafa yorduğunu umduğumuz ve beklediğimiz birçok yetkili, filan konserin veya festivalin hayal dünyasında kaybolmuş durumda!

Kocaeli'den sorumlu yerel idareciler, şehrin gelecek tasavvurundan sorumlu olduklarını dozu yüksek eleştiri frekansında değil, analizin derinliğine münasip üslupla yazıyor olmamızdan alınganlık çıkartmıyorlarsa şehrin istikbaline güvence vadedecek tedbirleri almamanın vahim sonuçlarını gördüğümüzde (Allah korusun!) hayal dünyasının sarhoşluğunda kaybolanları  televizyon ekranlarında tüm Türkiye'ye duyuracağımızdan hiç kuşku duymamalıdır!

Bu haber toplam 805 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.