1. HABERLER

  2. İNSAN HİKAYELERİ

  3. Kocaeli’nin yardım meleği; Tanıyınca siz de çok seveceksiniz
Kocaeli’nin yardım meleği; Tanıyınca siz de çok seveceksiniz

Kocaeli’nin yardım meleği; Tanıyınca siz de çok seveceksiniz

Yardım denince akla gelen ilk isim Olcay Ilıcalı oluyor. Kocaeli’deki 18 yıllık öğretmenlik hayatının ardından kendini yardıma adayan Ilıcalı’nın hayat hikayesi çok güzel

A+A-

O ANLATTI BİZ AĞLADIK

Ben gerçekten şanslı biriyim. Bu kentin hafızası olan Murat Yoldaş ve Cemalettin Öztürk ile çalışıyorum. Bu hafta insan hikayesinde ne yazayım diye sorduğumda hemen bana kentin en kıymetlilerini sayıyorlar. Gerçekten kente değer katmış, farkını ortaya koymuş insanları tek tek anlatıyorlar. Murat abi bu hafta “Hadi Olcay ablaya (Ilıcalı) gidelim” dedi. Ben Olcay ablayı sadece Huzurevi Derneği’nden tanıyorum. Murat abiyle Rıdvan Alyürük Sokak’ta bulunan dernek binasına gittik. Orada uzun uzun sohbet ettik.

Olcay Ilıcalı konuşunca 79 yaşın deneyimini, insan hayatına kattığı değeri, yaşanmışlıkları anlamamak elde değil. Ne kadar güzel ve akıcı anlatıyor hayatını. Mutlaka dinlemeniz gerek. Ben çok etkilendim. Gerçekten bu kente değer katan, var olan gelirini kentle bölüşmeyi bilen, kentin insanına hizmet eden biri. Öğretmenliği döneminde yaşadığı hikayeleri anlatırken bizi güldürdü ama Huzurevi Derneği döneminde yaşadıklarını anlatınca da ağlattı.

O anlatırken zaman zaman gözleri dalıyordu. “İnsanlar nasıl bu kadar vicdansız olabilir” dediğinde bunu o kadar içten söylüyordu ki insanın içinin acımaması elde değildi. Ah keşke dönüp birçok şeyi düzeltme şansımız olsa diyorsunuz. Olcay abla gerçekten en çok vicdanımızın sesine kulak vermemiz gereken yaşlılarla çalışıyor. Onlarla çok acılar yaşamış, çok da sevinçler… Olcay ablanın hikayesi bu kentte hepimize örnek olması gereken bir hikaye. Belki O’nun gibi olamayız ama en azından onun vicdanının kırıntılarını taşıyabiliriz…

 

ÖĞRETMEN OKULU MEZUNU

Olcay Ilıcalı kendi hayat hikayesini anlatırken hep eşi Gürbüz Ilıcalı’yı da bir kenarlara iliştirdi. Hiç onsuz yaşamamış gibi anlattı. “Ben 1943, eşim Gürbüz Bey ise 1938 Erzurum doğumlu” diyerek başladı, hikayesine. Babasının memuriyeti nedeniyle Kayseri, Bayburt, Erzincan ve Gümüşhane Tortul’da okuyan Ilıcalı, “Babamın görevleri nedeniyle hep başka yerlerde okudum. En son Tortul Ortaokulu’ndan mezun oldum. Erzurum Nene Hatun Öğretmen Okulu’na gittim.

İLK ATAMA AĞRI’YA

Öğretmen okulunu bitirdikten sonra ilk olarak Ağrı merkeze tayin edildim. 18 yaşımı doldurmadığım için bana devlet maaş bile bağlayamadı. İki ay babam para gönderdi. Sonra yaşım dolunca maaşım bağlandı. Ağrı’da çok güzel günlerim oldu. İlk öğretmenliğe başladığım yer olan Ağrı’ya hala gidip gelirim. Öğrencilerimi hiç bırakmadım. İstanbul Yeşilyurt’ta amcamın özel okulu vardı. İki yıl çalıştıktan sonra oraya gittik. Özel okulda öğretmenlik yapmaya başladım.

genclik-yillari.jpg

GENÇLİK YILLARI: Liseye kadar 4 farklı ilde eğitimini tamamlayan Olcay Ilıcalı, lise öğrenimini ise Erzurum Öğretmen Okulu’nda tamamladı. Öğretmen Lisesinde olduğu yıllarda arkadaşları ile bir anısını da bizimle paylaştı.

LİSEDE TANIŞTI

Ben Erzurum’da okurken Gürbüz Bey de Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni kazanmış ve orada okuyordu. Sonra babasının milletvekili olması ve işlerinin yoğunluğu nedeniyle Erzurum Atatürk Üniversitesi’ne geldi. Biz orada tanıştık. Ben lisede, o üniversitedeydi. Amcam İstanbul’dan Sapanca’ya tayin olunca ben de onunla Sapanca’ya döndüm. Gürbüz ile Sapanca’da sözlendik ve nişanlandık. Sonra düğünü, nikahı Erzurum’da yaptık ve ben oraya yerleştim.

58-yillik-gecmis.jpg

58 YILLIK GEÇMİŞ: Olcay Ilıcalı lise yıllarında tanıştığı Gürbüz Ilıcalı ile 58 yıldır aynı yastığa baş koyuyor. Kendi hikayesini anlatırken her zaman Gürbüz Ilıcalı’yı da anlatan Olcay Ilıcalı, severek evlendiği eşine hala ilk günkü sevgiyle bağlı.

İSTANBUL YILLARI ZORDU

Gürbüz önce zirai mücadelede çalıştı ardından teknik ziraata başladı. Ziraat müdürlüğü yaptı. Askerlik görevi için yedek subay olarak İstanbul’a gitti. Ben de onun arkasından gittim. 5 yıl Erzurum’da, 5 yıl da İstanbul’da yaşadım. Askerlik bitince Gürbüz, Shell fabrikasına girdi, İzmit’e geldi. Ben İstanbul’da kaldım tabi. Zor zamanlar yaşadım. Oğlumla beraber ücretsiz izin alarak İzmit’e geldik. İzmit’i çok sevdim. Şu anda Ford Otosan İmam Hatip Ortaokulu olan okul, o zaman İsmet İnönü İlkokulu’ydu. Oraya tayinim çıktı.

ilk-gozagrisi-ogluyla.jpg

İLK GÖZ AĞRISI OĞLUYLU: Olcay Ilıcalı’nın Gürbüz Ilıcalı ile ilk bebekleri oğulları Bekir Ilıcalı. Olcay Abla, siyah beyaz fotoğraflarını gösterirken en sevdiği fotoğraflar arasında oğlu ile çekilen bu karenin de olduğunu söylüyor.

18 YIL AYNI OKULDA

Shell’den sonra Gürbüz, SEKA’da 9 yıl çalıştı. SEKA evlerinde oturuyorduk ve hala oradayız. Gürbüz de çok güzel hizmetler etti bu kente. Ben İsmet İnönü İlkokulu’nda 18 yıl görev yaptıktan sonra çocuklarımın isteğiyle emekli oldum. Üniversiteye gitmeye başladılar ve benim onların yanında olmamı istediler. Ben de emekli oldu. Bir oğlum, iki kızım var. Bu ülkeye güzel çocuklar yetiştirdim. Birçok üniversitede profesör olmuş öğrencim var.

OLCAY DERNEK KURALIM

Emekli olmadan önce Saliha Yazıcıoğlu’nun başkanlığını yaptığı Yardım Sevenler Derneği’ne gidip geliyordum. Saliha Yazıcıoğlu bana gel dedi ve gitti. Orası benim okulum. Daha sonra Vali Kemal Nehrezoğlu zamanında eşi Müşerref Hanımla iyi bir diyaloğum vardı. ‘Olcay bir dernek kuralım, burada bir huzurevi açalım’ dedi. Çok mutlu oldum. ‘Biz de istiyoruz ama destekçi bulamıyoruz’ dedim. Vali Necati Gençoğlu zamanında huzurevinin temelleri atılmıştı ama inşaatı devam etmemişti.

13 KİŞİ, OLDU 130 KİŞİ

1994 yılında derneğimizi kurduk. O yıl faaliyete geçti. Hemen huzurevinin inşaatının başlaması için çaba sarf ettik ve inşaat başladı. İnşaat tamamlandıktan sonra 13 kişi ile huzurevi hizmete girdi. Dört dörtlük bir huzurevi yaptık bu kentte. Tam tekmil bir huzurevi hazırladık misafirlerimize. İzmit halkı çok yardım etti. Odaların döşemesinden, mutfakta kullanılan kazana, çatala kadar yapılan yardımlarla alındı. 13 kişi ile başlayan serüvenimiz 130 kişi oldu.

YARDIM YAPMAYI SEVİYORUM

1994 yılında derneğimizi kurduğumuzda çok güzel bir yönetim yaptık. Hala aynı yönetim kurulu ile devam ediyoruz. Tabi aramızdan ayrılanlar oldu. Köseköy Rehabilitasyon Merkezi, Suadiye Engelli Bakım Merkezi’nin kurucu üyesiyim. Yardım yapmayı seviyorum. Çok şükür var ve esirgemiyorum. Etrafımdaki herkese yardım ediyorum. Dernek olarak 16 yıldır aynı zamanda üniversite öğrencilerine burs veriyoruz. Salı ve perşembe günleri mutlaka huzurevini ziyaret ediyoruz” dedi.

ilk-yonetim.jpg

İLK YÖNETİM: 1994 yılında dönemin Valisi Kemal Nehrezoğlu’nun eşi Müşerref Nehrezoğlu’nun desteği ile kurulan Huzurevi Derneğinin ilk yönetiminde Olcay Ilıcalı kurucu başkan olarak göreve başlıyor. Yanında ise Fevkiye Genç, Gamze Gümüş, Gülseven Moralı, İncide Dayı, Rukiye Özdoğan, Erten Kalelioğlu, Tuncay Basın ve Solmaz Balcıgil yer alıyor.

 

Ah kızım! Ne acılar gördük

Huzurevinde kalan yaşlıların yaşadığı acıları anlatan Ilıcalı, “Ellerimizle gömdüklerimiz oldu, birlikte camdan çocuklarını beklediğimiz oldu. Ah kızım çok acılar gördük burada çok” dedi.

AĞLATAN OLAYLAR

Huzurevinde yaşlılara büyük destek veren Olcay Ilıcalı, burada yaşadıkları acı hikayeleri de anlattı. Tabi bazı anlattıklarını yazamadık ama Olcay ablanın anlattıkları bizi ağlattı. Huzurevine Gölcük’ten Saadet isimli bir kadının geldiğini söyleyen Ilıcalı, “Sadet hanım 10 yılı aşkın huzurevinde kaldı. Hastalandı ve rahmetli oldu. Tabi biz de yakınlarının telefonları vardı. Oğlu savcıydı başka bir ilde. Kendisini aradım ve annesinin hasta ve durumunun ciddi olduğunu anlattım.

ELLERİMLE GÖMDÜM

Bana, ‘Hoca Hanım onu size verdik. Benim gelecek ve bakacak halim yok. Sizden ricam ne gerekiyorsa yapın’ dedi. Benim başımdan kaynar sular döküldü. Çok üzüldüm. Aldık Saadet Hanımı kendimiz gömdük. Ben rahmetli annemin mezarına inmemiştim ama onun mezarına inip ellerimle gömdüm. Burada çok acılar gördük. Kapının önüne konulan anneleri, babaları, yıllarca camın önünde oturup yola bakan ve çocuğunu bekleyenleri... Bazen insanlar nasıl anne ve babasına böyle yapar, bakmaz diye çok üzülüyorum.

ARADIĞIM HALDE GELMEDİLER

Evde bakım hizmeti çok güzel oldu. Devlet bunu iyi ki yaptı. Evde yaşlısı olanlara bakım ücreti veriliyor. Böylece insanlar yaşlısına evinde bakabilecekler. Çocuklar, anneanne, babaanne ve dedelerini tanıyabilecekler. Biz çok acılar gördük kızım. Çocuklarını bekleyenlerin çocuklarını aradık ama gelmediler. Aramamıza rağmen gelmediler. Bunlar çok üzücü” dedi.

 

Yoktan yere yıktılar

Huzurevinin yok yere yıkıldığını söyleyen Olcay Ilıcalı, aynı yerde yeniden huzurevi yapılması için çok çaba harcadıklarını ve bu çabalarının karşılığını aldıklarını belirtti.

PERİŞAN ETTİLER

Büyük bir emekle yaptırdıkları huzurevinin yok yere yıkıldığını söyleyen Olcay Ilıcalı, “Huzurevimizi yıkıp yaşlılarımızı darmadağın, perişan ettiler. Yaşlılarımız şimdi bir yurtta kalıyor. Banyo ve tuvalet sıkıntısı yaşıyorlar. Onlar yaşlı, bu sıkıntıları yaşamaları onlar için büyük dert. Karı-koca olan yaşlılarımızı ayırdılar. Bir rant uğruna yıkıldı o bina. Depremde bizim huzurevimizde bir tek çatlak bile olmadı. Taş üzerinde kurulmuş temeli vardı. Binayı yıkanlar itiraf etti. Biz o temeli yıkamadık dedi.

ÇOK EMEK VERDİK

Ben Ankara’ya iki kez gitmeseydim, o projeleri çıkaramasaydım, onlara yalvarmasaydım yine mevcut yerimizde huzurevimizi kuramazdık. Ben Ankara’ya gidene kadar bakanlığın eline projeler geçmemişti. Valimiz Hüseyin Aksoy, eski Büyükşehir Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu, Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu, bakanımız ve genel müdürümüzün emeği ile buraya geldik. Aynı kapasite ile huzurevimiz yapılıyor. Dördüncü katı çıkmaya başladılar. Bitince artık yaşlılarımız mutlu olacakları mekanlarına kavuşacak” dedi.

kocaman-bir-aile-gibiler.jpg

KOCAMAN BİR AİLE GİBİLER: 25 yıldır başkanlığını yaptığı Huzurevi Derneği artık kocaman bir aile gibi. Dernek binasında Olcay Ilıcalı ile yaptığımız röportajda o kocaman aile yanımızdaydı. Hepsi Olcay ablanın öncülüğünde yaşlılara ve gençlere iyilik için çaba gösteriyordu.

 

Annem geziyor ödevimi yapamadım

Melek’i okuttuğunda kızı, annesi olduğunu arkadaşlarından saklamış. Olcay Ilıcalı, bu küçük sırrın nasıl açığa çıktığını ve hikayesinin nasıl fıkra haline geldiğini anlattı

SAKIN BİLMESİNLER

Olcay Ilıcalı’nın öğretmenlik hayatı ile ilgili unutmadığı anısı kızı Melek ile ilgili. Oğlu Bekir ve kızı Melek’in öğretmenliğini yaptığını belirten Ilıcalı, “Evimiz okula çok yakındı. Melek birinci sınıfa başladı. Benim sınıfımda okuyordu. Sabah beraber okula gidiyorduk. Okula yaklaşınca çantasını benden alıyordu. ‘Anne arkadaşlarım senin çocuğun olduğumu bilsinler istemiyorum’ diyordu.

VERİLECEK CEZAYA RAZIYIM

Bir gün sınıfta ödev kontrolü yaparken Melek’in ödevini yapmadığını gördüm. ‘Melek ödevini yapmamışsın, neden yapmadın’ diye sordum. Melek, ‘Annem her gün gezmeye gidiyor. Akşam olunca da babamla geziyor. Bakıcım erken gitti, babaannem de beni erken yatırıyor. Bana verilecek cezaya razıyım, yapamadım’ dedi. Arkamı dönüp gülümsüyorum, yüzüne de bir şey diyemedim. Demek ki gezmemden rahatsız dedim.

FIKRA GİBİ ANLATILDI

Ben oğlum Bekir’i de okuttum. O öğretmenler odasına gelirdi, hareketli biriydi. Ama Melek bir kere öğretmenler odasına bile gelmedi. Teneffüs olunca geldim öğretmenler odasına arkadaşlara anlattım. Meğer müfettiş bey de var, ben görmemişim. ‘Ben o çocuğu kutlamak istiyorum’ dedi. Çağırsam da gelmez dedim. Müfettiş bey gitmiş, milli eğitimde anlatmış. Bu anımız fıkra gibi anlatılmaya başlandı. ‘Gezginci öğretmen’ dediler hep. Çok başarılı bir öğretmenlik hayatım oldu. Hep ödüller aldım” dedi.

 

Bana Türkçe’yi siz öğrettiniz

Henüz 18 yaşında Ağrı’da görev yaptığı döneme ait bir anısını anlatan Olcay Ilıcalı, “Toplantıda hepimiz sırayla kürsüye çıkıp konuşan öğretmenlerimizi dinliyoruz. Ben arka tarafta oturuyorum. Bizim müfettişimiz çıkıp konuştu. Müfettiş bey bir anda konuşmasını keserek bana doğru koşmaya başladı. Gelip bana sarıldı, ‘Benim öğretmenim sizsiniz. Bana Türkçe’yi öğrettiniz. Sizi başımın üzerinde yeriniz var’ diyerek bırakmadı. O zamanlar doğuda durum farklıydı. İnsanlar öğretmenlere değer veriyordu” dedi.

 

 

Acun iyi çocuk

Acun Ilıcalı’nın yengesi olmaktan mutluluk duyan Olcay Ilıcalı, Acun’u iyi çocuk, ailesine ve amcasına bağlı biri olarak nitelendirdi

Olcay Ilıcalı sadece öğretmen ve yardımsever kimliği ile değil ayın zamanda Acun Ilıcalı’nın yengesi olarak da bilinir. Kendisine Acun’u sorduğumuzda bize “Acun iyi çocuk” diye yanıt veriyor. Çocukları ve Acun’un iyi anlaştığını söyleyen Ilıcalı, “Her zaman gelip gidiyor bize. Ekim ayında kaza yapınca kuzenleri yanındaydı. Abisi Ömer de Acun da bizi hiç bırakmadı. Bayramlarda, özel günlerde, kandillerde mutlaka bizi ararlar. Beraber gezmeye ve tatile gideriz.

AİLESİNE BAĞLIDIR

Acun Ilıcalı’nın annesi İlknur Ilıcalı, Tarım Kredi Kooperatifi Müdürü olarak Kocaeli’nden emekli oldu. Acun’un annesi ve babası da Erzurum Atatürk Üniversitesinde tanışıp evlenmişti. Ömer ve Acun çalışkan iki kardeşler. Ömer doktor oldu. Acun biraz haylazdı. Okuldan ayrılıp televizyonculuk yaptı. Acun ailesine ve amcasına çok bağlı bir çocuk” dedi.

o-ses-turkiyeye-gittiler.jpg

O SES TÜRKİYE’YE GİTTİLER: Olcay Ilıcalı eşi Gürbüz Ilıcalı ve Huzurevi Derneği yöneticileri ile Acun Ilıcalı’nın O Ses Türkiye programına katıldı. Programda o dönem jüri üyeliği yapan Hülya Avşar, Mustafa Sandal, Hadise ve Murat Boz, Acun Ilıcalı ile birlikte konuklarını ağırladı.
 

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum