1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Konuşunca birbirimizi gayet iyi anlıyoruz
Konuşunca birbirimizi gayet iyi anlıyoruz

Konuşunca birbirimizi gayet iyi anlıyoruz

Benim gibi, bütün hayatı işi ile evi arasında geçen, kolay kolay koltuğundan kalkıp, dışarıya çıkmayan bir adam için, çok hareketli bir haftayı geride bıraktığımı söyleyebilirim.

A+A-

Salı günü Sayın Ali Korkmaz ile kurucusu olduğu Bilnet Okulu'nu dolaştım. Üçtepeler bölgesindeki, Yeşilova’daki trafik, imar sorununu, inşaatı devam eden Şehir Hastanesi kampüsünü gördüm. 
Çarşamba günü sabahtan Antikkapı’da Başkan Karaosmanoğlu’nun basın toplantısına katıldım. Çarşamba günü akşamı ise, İDEBİR’in (İnsani Değerler Birliği) konuşmacı misafiriydim. 
……………….
İnsani Değerler Birliği (İDEBİR) İzmit’te çok özel ve çok butik bir sivil toplum örgütü. 2009 yılında kurulmuş. Üyelerinin tamamı, bu kentin önemli, saygın insanları. Derneğin merkezi İstiklal Caddesi’nde, PTT’nin karşısı, Turkcell’in üzerinde bulunuyor. Bu dönem İDEBİR’in başkanlığını üstlenen Kenan Seyrek, birkaç hafta önce ziyaretime geldi, “Sizi bu dönemin ilk toplantısında konuşmacı olarak ağırlamak istiyoruz” dedi. Aslında bu tür toplantılara mümkün olduğu kadar kapalı bir adamım. Ama ayağınıza kadar gelip, sizden bir şey istendiğinde, bunu kabul etmezseniz büyük bir ukalalık olarak algılanmasından korkarım. 
Sıkılarak kabul ettim. 17 Ekim Çarşamba akşamı saat 19.00’da İDEBİR’e gidecek, konuşacağım. Konu nedir diye sordum, “Bize kendinizi anlatın, hayatınızı anlatın” dedi İDEBİR Başkanı. 
Emin olun, günlerce “Ben orada ne konuşacağım” diye kendi kendimi yedim. Hitap edeceğim kitle, biliyorum, benim sadık okurlarım. Ama dünya görüşümüz, yaşam tarzımız tamamen birbirinden farklı. İDEBİR’de genellikle din konusunda alimler ya da o cenahtan önemli kişiler konuk olmuş. Şimdi ben o insanlara ne söyleyeceğim? 
…………………….
Tam zamanında İDEBİR’e gittim. Beni büyük bir saygı ve itibarla karşılayıp, emin olun şımarttılar. Aralarında İsmail Kalkandelen, Dr.Halil İbrahim Kahraman, eski Belediye Başkanı Ali Kahraman, Halil Vehbi Yenice, İbrahim Yenice, Işık Alnıpak gibi çok önemli isimlerinde bulunduğu 45-50 kişilik çok saygın ve elit bir topluluk. 
Başkan Kenan Seyrek kısa bir sunum yaptı. Beni anons etti. Kürsüye geldim. Ben politikacı değilim, nutuk atmamışım. Bilim adamı değilim konferans vermemişim. Eğitimci değilim, ders vermemişim. Hayatımı yazarak kazanan, mümkün olduğunca az konuşmaya özen gösteren bir adamım. 
Küçük bir odayı tamamen doldurmuş, gözümün içine bakan, benim ne söyleyeceğimi merak eden elit bir topluluk. Emin olun, şıpır şıpır terledim. Ter gömleğimin üzerine çıktı. 
Konuşmaya başladım. Kendimi tanıttım. Baktım akıyor. İnsanlar ilgiyle dinliyor. Karşımdaki kitleden cesaret aldım. Tamamen doğal bir akış içinde konuşmaya başladım. Özetle şunları söyledim:
“- Ben, geçmişte kendilerine Kemalist diyen kesimlerin, sizin gibi gönülden inanmış insanlara eziyet ettiğini görüyor ve bunu söyleyebiliyordum. Neden genç kızlar üniversiteye başörtüsü ile girmesin. Neden isteyen aileler çocuklarını İmam Hatip’e vermesin. Ben bu yasakları, baskıları eleştiriyordum. Bunları yazabiliyordum. Ama siz şimdi bir bakıma geçmişten intikam alırken, bana ve benim gibi yaşayanlara yönelik mahalle baskısını görmüyor, dillendirmiyorsunuz.”
Tabii, salonda biraz şok havası da yaşandı. 
“Ben” dedim, “Lüferi Fanta ile ayranla yemem”. Bir anımı anlattım: 
“-Birkaç yıl önceydi. Büyükşehir Belediyesi, Karamürsel’in Ereğli sahilinde kumsalın bir bölümünü kadınlar plajı yaptırmak için kapattı. Ulusal basında feryat figan tepki var. Başkan Karaosmanoğlu beni aradı, (İsmet, sen bu işe ne diyorsun. Kadınlar plajı yapmak yanlış mı?) diye sordu. Desteklediğimi söyledim. Talep varsa, yapmak sizin işiniz dedim. Benim annem de eskiden hava kararınca, elbise ile denize girerdi diye anlattım. Bu konuda sizi destekliyorum ama benim de bir talebim var dedim. Seka Park’ta en azından bir mekanda yazın bir bardak soğuk bira içebileyim dedim. (Haklısın) dedi Başkan. Senin talebini de yerine getireceğim. Ama aradan bunca yıl geçti, benim talebimi yerine getirmedi.”
Yine dedim ki, “Ben neden yüzde 40’ın içinde kalayım. Ben de Sayın Erdoğan’a, Ak Parti’ye oy vermek isterim. Ama siz bana doğru hiç adım atmıyorsunuz. Tam tersine beni itiyorsunuz” 
……………….
İlgiyle dinlediler beni. Sorular sordular. Hissettim ki, birbirimizi anladık. O topluluğa karşı, benden başka kimse böyle konuşamazdı. Ama o insanlar her şeyi algılayabiliyorlar. Konuşmamız lazım. Onların da gidip sol gruplara, sosyal demokrat gruplara hitap etmesi, anlatması, bizlerin de daha çok o grupların içine girip, kendimizi anlatmamız lazım. Konuşunca pek çok konuda anlaşabildiğimizi rahatlıkla görebiliyoruz. Benim açımdan İDEBİR toplantısı son derece keyifli oldu. Bana çok farklı ve yeni bir hayat tecrübesi kazandırdı diyebilirim. O toplantıyı arkadaşım Murat Yoldaş da izledi. Beraber salondan çıktık, “Nasıldı?” diye sordum. Murat, “Abi bu salonda yapılmış, en dikkat çeken, en çok ilgi gören konuşma oldu” dedi. 
Gece kafamı yastığa koyunca, rahat bir uyku çektim.

mektup-foto-006.jpg

İDEBİR’deki konuşmanın ardından İsmail Kalkandelen, Halil Vehbi Yenice ve Dernek Başkanı Kenan Seyrek, günün anısına bana bir duvar saati hediye ettiler. O topluluğun içinde bulunmak, o insanlara hitap etme fırsatı bulmak, benim için bir onurdu. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.