• BIST 97.533
  • Altın 145,761
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 16 °C

Köprüden geçmek istedim yollarda sefil oldum

İsmet ÇİĞİT

 

30 Haziran günü akşam saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı törenle açılan Körfez Köprüsü(Osmangazi Köprüsü) ile ilgili töreni izlerken, gerçekten çok gururlanmış, kendimi bu ülkenin bir vatandaşı olarak çok mutlu ve gururlu hissetmiştim. Daha o açılış töreni sırasında, “Bir an önce bu köprüden geçip, görmem lazım” diye düşündüm. Bayramın ikinci günü için kafamda plan yaptım.

Aslında ben,  İzmit’ten Karamürsel’e gidip,  Osmangazi Köprüsü’ne Karamürsel yönünden girmeyi, Dilovası’na çıkıp, oradan İzmit’e dönmeyi planlıyordum. Çarşamba günü, hafta tatili. Artık mübarek Ramazan da bitti. Öğlen saatlerinde, Cevat Çetin’in ölüm yıldönümü nedeniyle Bağçeşme’ye kabri başına çıktık. Cevat Çetin’i dualarla, Kur’an-ı Kerim’le andık. Ramazan boyunca hiç görüşmediğim çarşamba gezilerindeki partnerim Nazif Çanakçılı’ya,  Bağçeşme’deki anma töreninin ardından, “Gel  Osmangazi Köprüsü’nden geçelim” teklifini ilettim.

Kabul etti. Bayramın ikinci günüydü. Tatile gidenler gitmişti. Dönüş henüz başlamamıştı. Yolların en rahat olacağı gün diye düşündük. Karamürsel tarafından köprüye girmeyi düşünmüştüm ama  Mardin gezisi sırasında konuştuğum Bakan Fikri Işık’a bu planımı anlattığım zaman, “Bence Köprü’ye Dilovası tarafından gir. Köprü kadar önemli olan, Gemlik’e kadar olan kısmı tamamlanan yeni otoyol. Köprüden geçip, otoyola gir, bak ne güzel yol yapılmış, bunu da gör” dedi. “Bakan tavsiyesi” tutmayacak mıyız? Dilovası tarafından köprüye girip, Karamürsel tarafından çıkmaya karar verdim. Nazif Ağabey de, “Otoyola girme, D-100’den gidelim” dedi.

mezz.jpg

 

ÇETİN’LER BİRLİKTE- 7 Temmuz, Cevat Çetin’in(küçük resim) ölüm yıldönümüydü. Oğlu Cem Çetin, gelini Azime Hanım ve 3 aylık torun Zeynep de, Bağçeşme’de Cevat Çetin’in kabri başındaydı.      

*D-100’DEN KÖPRÜYE GİRİŞ YOK

Saat 12.00 gibi İzmit’ten hareket ettik. D-100’den Dilovası’na gidecek, köprüye çıkacak, köprüden geçip, Gemlik’e kadar yeni otoyolu kullanacak, sonra Karamürsel’e dönüp, Coşkun’a oturacağız. Plan, kağıt üzerinde son derece güzel. Yol da rahattı. Ancak, Osmangazi Köprüsü’nü kullanmak isteyenlere bilgi vereyim. D-100’den bu köprüye giriş yok. Belki biz göremedik. Ama çok dikkat ettik. Köprü’ye D-100’den giriş verilmiyor.

Biz gidiyoruz. İçimizde heyecan.. Dünyanın en uzun 4’üncü köprüsünden, İzmit Körfezi’nin iki yanını birleştiren köprüden geçeceğiz. Ülkemizle gurur duyacağız. Hereke ‘den itibaren, Körfez’i birleştiren gerdanlığı görmeye başladık. Tavşancıl’ı, Dilovası’nı geçtik. Köprüye girişi gösteren bir tabela yok. Biz Gebze’ye geldik. Köprü artık arkamızda kaldı. Sonunda, D-100’den köprüye giremeyeceğinizi anladık. Gebze çıkışında, Eskihisar Kavşağı’ndan dönüş yaptım. Yeniden D-100’ün İzmit’e gidiş yönüne çıktım.

Ama yol tıkandı. Gebze girişinden itibaren D-100 düğüm olmuş.. Bayramın ikinci günü neden böyle bir trafik var diye şaşkınız. Çok zorlanarak, adım adım ilerleyerek, Gebze çıkışında, otoyola girmeye karar verdik. Ama otoyola giriş, otoyolun turnikeleri, Gebze çıkışından otoyola giriş yolu. Tamamen tıkalı, ilerlemiyor. Otoyol’un Gebze girişinden sonra Osmangazi Köprüsü’ne giriş kavşağı 10 kilometre. Biz, müthiş bir trafik içinde, yaklaşık 1 saatte bu 10 kilometrelik yolu aldık. Köprü Kavşağı’nı gördük ama, izdiham.. Köprüye girmek mümkün değil.

Sanki bayram tatilinde  İstanbul’dan ayrılmayan herkes, bayramın ikinci gününde ailece toplanmış, “Hadi şu köprüyü görelim” demiş.. Binlerce, on binlerce araç. Hepsinin içinde insanlar ailece. Arabalar tıklım tıkış. Herkes Osmangazi Köprüsü gezisine çıkmış. Anladım ki, biz buradan köprüye giremeyiz. Girmeye kalksak, akşamı ederiz. Benim karnım acıkmış, Nazif Ağabey’i prostat zorluyor. “Biz bu köprüyü bayramdan sonra görürüz” dedi. Şimdi bedava. Bayramdan sonra geçiş 88 TL ama ne yapalım. Veririz parasını, geçer, görürüz köprüyü..

Evet dostlar.. Köprüden geçelim diye yola çıktık. Gebze’ye kadar gittik, oradan gerisin geri İzmit’e döndük. İnsanlar, hazır bedavayken gezelim, görelim diye hücum etmişler Osmangazi Köprüsü’ne. Belki ben kafamdaki ilk planı uygulasam, köprüye Karamürsel yönünden girmeye kalksam,  becerebilirdik. Ama Osmangazi Köprüsü’nden gururla geçmek için yaptığım ilk girişim başarısızlıkla sonuçlandı. Gebze-İzmit arasında 3 buçuk-4 saatim boşa geçti.

Köprüden geçme hayalim, bayram ertesi ilk müsait zamana, belki gelecek çarşambaya kaldı.                    

*Orası çok tehlikeli

Salı günü gecesi(bayramın birinci günü)  biraz dağıldığımı kabul ediyorum. Ben ve eşim; komşumuz, kardeşlerimiz Soner Boz ve eşi Nilgün ile Balaban’dan İzmit’e gelmiştik. Barlar Sokağı’nda, geç saatlere kadar Vidimo’da takıldık, Saat 03.00 sıralarında,  içki içmeyen eski futbolcu Soner’in kullandığı araba ile Balaban’a dönüyoruz. Dün bu gazetenin manşetinde ve yerel gazetelerin hepsinde haber olan korkunç kaza, bizim önümüzde yaşandı.

Antalya plakalı araba, gereksiz hızlıydı. Muhtemeldir, sürücüsü uykusuz veya alkollü de olabilir… D-100’de Ankara yönüne giderken,  yan yol ile ana yolun birbirinden ayrıldığı noktada, nereye gireceğini şaşırdı. Yolun yanındaki beton bloklara çarptı. Havalandı, motoru komple çıkıp yola düştü, araç ikiye bölündü. Bizim önümüzde yol kapandı. Kaza yapan araca, gecenin o saatinde hemen çevreden müdahale geldi. Zaten, neredeyse Akademi Hastanesi’nin önünde, Medical Park Hastanesi’ne 200 metre mesafede kaza meydana gelmişti. Önümüzdeki yol kapandığı için, biz geri geri çıkıp, yan yoldan devam ettik. Kaza korkunçtu. Ama şükür, ölü yoktu.

Bu kazada elbette asıl suçlu, arabayı kullanan kişiydi. Tek taraflı bir kaza. Ama D-100 İzmit Geçişi’nde yanlış işlerin yapıldığını da kabul etmek gerekiyor. D-100 uzun süre kapalı kaldı. Simge İnşaat asfalt çalışması yapıyordu. Bayram tatili trafiği yoğunlaşırken, yolun iki yönü gereğinden çok uzun süren çalışmaların ardından aceleyle açıldı. Ankara yönüne giderken, Symbol’e girişi sağlayan yan yolun ayrım noktası çok tehlikeli bırakıldı. Yolun öbür tarafında, İstanbul yönüne giderken, Sakıp Sabancı Köprüsü’ne girmeden önce, Alikahya Kavşağı’na girişin ayrımı da çok belirsiz ve tehlikeli. Ama Ankara’ya gidiş yönünde,  pek çok tesise ulaşım için açılan yan yolun D-100 ile ayrıldığı nokta, yol yapım kurallarına ve Karayolları’nın ilkelerine hiç uymuyor. Burada, özellikle geceleri daha çok kaza meydana gelebilir. Ben de her gün bu yolu kullananlardan biriyim. Bu yolu sürekli kullanan, bu şehrin insanı olmama rağmen, o ayrım noktasında ürküyorum. Tereddüt ediyorum. Biraz eleştirince, bizim kent yöneticilerimiz çok kızıyor, neredeyse eleştirenlere sövmeye başlıyorlar, “münafık düşman” ilan ediyorlar. Ama yazıktır ki, bu şehirde yanlış işler yapılıyor. Hem başlayan işler bitmek bilmiyor hem bittiğinde işlerin yanlış yapıldığı ortaya çıkıyor. O noktayı mutlaka düzeltmek, Karayolları kurallarına uygun hale getirmek lazım.

*Dönüşten çok korkuyorum

Her uzun tatil döneminde İstanbul boşalır, trafikte büyük sıkıntılar çekilir. Ama ben bu son tatil kadar çok tatile çıkan görmedim.

İstanbul’dan kaçış trafiği, 1 Temmuz Cuma günü başladı. 2-3 Temmuz günlerinde devam etti. D-100, TEM bizim ilimizde tıkandı. Çok, ama çok fazla insan, arabaları ile İzmit üzerinden geçip gitti. Şimdi, bugünden itibaren dönüş başlıyor. O gidenlerin hepsi İstanbul’a dönecek. Özellikle yarın ve pazar günü, bizim şehrimizde trafik tam anlamıyla felç olacak. Tatilciler yüzünden biz bu şehirde Köseköy’den İzmit’e; İzmit’ten Derince’ye gidemeyeceğiz. Bunca yıl, alternatif yolları da bitiremedik. Dönüş trafiğinde inanılmaz bir yığılma ve sıkışıklık yaşayacağız.

Lütfen, bu günlerde herkes görevini yapsın. Kentin yöneticilerinin, arabalarını alıp, bu trafiğin içine girmelerini, vatandaşın, bu şehrin neler çektiğini yaşayarak görmelerini istiyorum. Mutlaka ışıklı kavşaklarda kırmızı ışık sürelerini ayarlamalı, ana yolun daha hızlı akmasını sağlamalıyız. Mutlaka trafiğin kilitlendiği noktalarda trafik polisleri bulundurmalıyız.

Önümüzdeki üç gün D-100, TEM öyle sıkışacak, öyle tıkanacak ki, görürsünüz bütün Suriyeli mülteciler ellerinde su, mendil, simit yollarda para kazanmaya çalışacaklar. Bu dönüş trafiğinden çok ürküyorum. Ne kadar önlem alınırsa alınsın, mutlaka sıkıntı olacak. Ama bu sıkıntıyı en aza indirmek için de biraz çaba göstermek gerekiyor.

 

*Kenyalı Yasemin ile gurur duydum

Bir spor yarışması varsa, üstelik bu yarışma uluslararası alandaysa ve Ay Yıldızlı forma giymiş ülkemiz adına milli bir sporcu yarışıyorsa, benim için hayat durur. Mutlaka büyük bir heyecanla izlerim.

Şu sıralar Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da Avrupa Atletizm Şampiyonası var. Eskiden Türkiye atletizm yarışmalarında milli forma giydirecek sporcu bile bulamazdı. Yarışlara katılan milli formalı sporcularımız, bırakın madalya almayı,  önlerindeki rakiplerinden biri geçseler, sevinirdik. Sonra atletizmde büyük başarılar geldi. Çığlıklar atarak olimpiyat, Dünya Şampiyonası yarışlarındaki atletlerimizin zaferlerini izlemiştim. Ne yazık ki, çoğu sonradan dopingli çıktı.

Türkiye son yıllarda Afrika’dan yetenekli genç atletleri topluyor. Vatandaşlık veriyor, eğitiyor. Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda ilk gün, 10 bin metre kadınlar yarışı vardı. Türkiye’yi Yasemin Can temsil etti. Üzerinde Türk Milli Takımı forması bulunan Yasemin, siyahi bir kadın. 1996 Kenya doğumlu. Türk Vatandaşı olmuş. Çok güçlü rakiplerine yarışta bir fark attı ki, görmeliydiniz. 10 bin metrede altın madalya kazandı. Uzun süre, omuzlarında Türk Bayrağı ile statta tur attı, Hollandalılar alkışladı.

Kimileri, “Afrika’dan siyasi atletleri alıp, milli forma giydirmek” yanlış diye düşünüyor. Bizim ulusumuzun genleri, spora pek fazla yatkın değil. Belki güreş, biraz halter falan. Atletizmde bizden kolay kolay sporcu çıkmıyor. Avrupa Şampiyonası’nda başka branşlarda da devşirme Türkleri göreceğiz. Daha madalyalar bekliyoruz. Ben bu sporcu politikasını destekliyorum. Yasemin ile gerçekten gurur duydum. Umarım, dopinge falan alıştırmayız. Kenya doğumlu Türk Atlet Yasemin’den gelecek ay Rio ‘da da olimpiyat madalyası bekliyorum.

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1840 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37