• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Kocaeli 12 °C

Kötü söz sahibine aittir

Alaattin KÖKSAL
Kötü sözlerden kendimizi ve toplumu korumak için, kalbimize ve dilimize sahip çıkmalıyız. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurmaktadır: “Vücutta bir et parçası vardır. O, iyileştirilirse vücudun tamamı iyileştirilmiş olur. O bozulduğu vakit, vücudun tamamı bozulur. Dikkat edin o kalptir.”  İnsanın vücudunda, hem iyilikleri hem de kötülükleri ifade eden bir organ vardır, o da dildir. İnsanoğlu hayatı boyunca, iyi/ kötü, kalbine neyi koymuşsa dil onu konuşur. 
İnsanın kalbi, imanın kalesi, ağzı kalenin kapısı, dili de anahtarı oldu mu, kalp sarayında kötü kelimeler yer bulamaz. Dil kalbin tercümanı olduğundan kötü söz söyleyemez. Kalp sarayından imanı çıkarıp, nefsin kötü arzularını yerleştirirsek, dil kötü şeyleri ifade etmeye mecbur bırakılır. Böyle bir duruma düşen insan hayvandan daha aşağı bir seviyeye düşmüş olacağından, bu tip insanların hem kendilerine ve hem de topluma zarardan başka hiçbir faydaları olmaz.
Peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır. Haksızlığa uğrayan haddi aşmadıkça, birbirini söven hakaret eden iki kişinin Söyledikleri’nin günahı hakaret etmeye sövmeye ilk başlayanın üzerinedir.”(Müslim, Tirmizi)  Dini bütün bir müslüman kötü sözlerle başkalarını yermez, insan onuruna yakışmayan hakaretlerde bulunamaz. Kalbi kötülüklerle dolu sözde müslüman olan bir insan,  korkak, yalancı, menfaatperest ve sahtekâr olduğundan ağzından her türlü kötü kelimeleri çıkarmaktan imtina etmeden, malumu ilan ederek,  kendi seviyesinin ne derecede düşük ve rezil olduğunu ifade ettiğinin farkında olamaz.  Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz İslam dini, ilk başta güçlü bir İmanla birlikte, Salih amel yapmayı ve güzel ahlaklı olmayı emreder. İman olmadan, Salih amelin, Salih amel olmadan,  güzel ahlaka sahip olamayız. İman kalpte, Salih amel bedende, güzel ahlak ruhta yerleşince o insandan topluma asla zarar gelmez. 
 Ahlak, materyalist düşüncenin ilkelerine bağlı olarak gelişen bir cevher değildir. Yüce Allah’ın emirlerine göre hareket ederek,  değer kazanan ve bütün insanlığın mutluluğunu isteyen manevi bir haslettir. Böyle bir ahlak, âlemin nizamına yön vererek, insanların olgunlaşmasına ve insanca düşünmesine hizmet eder, İslam dininin vazettiği ahlak, vahye dayandığı için asırlarca payidar olmuştur ve olacaktır.  Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor; “ Müslüman elinden ve dilinden Müslümanların selamette olduğu kimsedir”(Buharı)
Koca -koca insanlar, ‘Görende adam zanneder’ Televizyon ekranlarından gazete köşelerinden yaptıkları fütursuz hakaretlerini, sövgülerini dinledikçe, inanın içim dışıma çıkıyor. Kin nefret ve intikam yüklü bu tip insanlara karşı,  Şeytan ve nefis,  birlikte harekete geçerek, ne duruyorsun sende demokratik özgürlüğünü kullansana diyerek, bizi de aynı şekilde seviyesiz çukura düşürmeye çalışırlarken, Yüce Rabbime hamd olsun ki aldığımız İslami terbiye, ahlak ve edep, bizleri aynı çukura düşmekten kurtarıyor. 
İsimlerini vermek istemediğim bu koca beyler! Bilsinler ki kendilerine cevap olarak vereceğimiz çok ağır sözlerimiz vardır. Lakin hiç birini kullanarak sizleri bu ağır sözlerle gıdalandırmayacağız.  Bu makalenin içinde, kullandığınız ve kullanmak istemediğim o kötü sözleri yazarak, genç beyinlerin temiz düşüncelerini kirletmeyeceğim.  Bugüne kadar kullandığınız ve bundan sonra kullanacağınız o çirkin kelimelerle pişirdiğiniz yemeğinizle sizleri baş başa bırakarak, bundan başka yemeğiniz olmasın diyorum.
 Acıdığım bu zavallı insanların ismini vermek istemediğim bir televizyon ekranından on binlerce insanın karşısında insan onur ve haysiyetine yakışmayacak şekilde “ Ben hakkımı kullanıyorum. A…..K….. diyorum. Bir başkası ben yoruldum. Benim içinde k… hocam. Ben içki içerim/ içmem sana ne P……  Efendim, pezevenk demek  Azericede yol gösteren demektir..” diyerek  utanmadan sıkılmadan fıkır-fıkır  gülmelerine ve onları alkışlayanlara bilmem  ne demeli. Yüce Allah akıl fikir versin. Anlayanlar için, ‘Edep ya Hu’, denilen bir şey var.  Bu tipler, edep ve ayıp nehrinin suyundan içmediklerinden bunlara ne anlatırsan fayda vermez,  yüzlerine tükürsen aldırmazlar.  
Azericede pezevenk yol gösterici manasına geldiğini söyleyen o bey efendiye! Ve kendisini tasdikleyen diğer zevatta, Azericede,  yol göstericiler anlamına gelen, ‘Ey pezevenkler! diye hitap edebilir miyim?  Edemem, çünkü bizim lügatimizde pezevenk kelimesinin manası, kadın ticareti yapan kişi anlamına gelir. 
Bu ülkenin insanlarına göbeğini kaşıyan adam, inek, sürü, sürülerin defalarca ödüllendirdikleri insana çoban diyerek aşağılamaya çalışan seviyesizlerin seviyesine asla inmeyeceğiz. Efendilerinin saltanatları sarsılacağından veya sarsıldığından, kendilerinin beslenme kaynakları kuruyacağından veya kurumak üzere olduğundan, son bir hamle ile bilerek veya bilmeyerek millete hakaret etmeleri düştükleri bataklıktaki çırpınışlarına işarettir. Bu acınası insanları kurtarmak için, her zaman adalet dairesi içerisinde merhamet elimizi uzatmaya çalışacağız. Adalet ve merhamet elimize ya ellerini uzatarak kurtuluşa veya reddederek kin ve hırslarıyla çatlayarak esfelisafiline yuvarlanacaklardır.
 Sözünü ettiğim bu grubun içinden birisi var ki, kendini inkâr edecek şekilde hangi gaye için Bakara suresinin 104. Ayetini hiç alakası olmayacak şekilde ‘Raina’ kelimesini, sürü ve çoban anlamına geldiğini ifade etmiştir.  Günümüzün sürüleri de her seçim döneminde isim vermeden birini şuursuzca ödüllendirdiğini, ilgili kişiyi de çoban diyerek aşağılamaya çalışması akıllara ziyan bir yorum yapmıştır.  Bu prof unvanlı kişiye, aynı meslekten bir prof’ ün veya prof’ların cevap vermesini beklemektense,  bu ayetin mealini ve yapılan tefsiri naklederek durumu kamuoyunun engin ferasetine havale etmek istiyorum.
  Önce bakara süresinin 104. Ayeti kerimesinin mealini verelim.  “ Ey iman edenler(siz peygamber aleyhisselama, bizi gözet manasına geldiği gibi, İbrani lisanında Yahudilerin sövme manasına kullandıkları) ‘Raina’ lafzı ile hitap etmeyin. Bize bak manasına gelen ‘Unzurna’ deyin. Allah’ın hükmünü dinleyip kabul edin. Bu şekilde harekette bulunan kâfirler için çok acıklı azap vardır.”
Bakara suresinin 104. Ayetin tefsirini yapan âlimlerin özet tefsirlerini nakletmeden önce, Yahudilerin çok fazlaca kullandıkları tevriye sanatının ne anlama geldiğini bilmeliyiz. Tevriye sanatı; anlatılmak istenen bir meseleyi eksik ve dolaylı bir şekilde anlatmak için benzer manalara gelen kelimelerin yerlerini değiştirmek suretiyle karşı tarafa hakaret etme sanatıdır.  Müslümanlar, kendilerine Allah’ın Resulü bir bilgi verdiği zaman,’bizi dinle ve yavaş-yavaş söyle anlayalım’ demek için ‘Raina’ kelimesini kullanıyorlardı. 
Yahudilere göre sövme ve küfür manasına gelen bizi dinle, bize uy, bize çobanlık yaparak bizi gözet manasına gelen, ‘RAİNA’  kelimesini, Müslümanların peygambere karşı kullanmasını Yüce Allah yasaklayarak, bize bak ve bizi gözet manasına gelen ‘ Unzurna’  kelimesinin kullanılmasını emretmiştir. Yahudiler açıktan açığa, Hz. Peygamberimize (sav) sövmekten korktuklarından, alçakça ve hileyle tevriye dedikleri dolambaçlı yollarla hakaret etmeye çalışıyorlardı.
Bugün de aynı yolla Yahudileri taklit ederek, kendileri gibi düşünmeyen insanları tevriye yoluyla alçakça ve kahpece hakaret etmeye çalışanlar, Yahudilerin bilinçli/ bilinçsiz piyonları olup/olmadıklarını düşünmelidirler. Yüce Allah, mü’minleri söz ve fiilleriyle kâfirlere benzemelerini yasaklamıştır. Şahsi ikbal ve menfaatlerimize, hatalı bir şekilde müdahil olan müslümanı veya Müslümanları, terk ederek, basit dün-yeviliklerimiz uğruna, İslam düşmanı gayrimüslimlerle, hain ve zalimlerle işbirliği yaparak, onların dostluğunu kazanmaya çalışmak hiçbir onurlu müslümana yakışmaz.
Zalimleri sevindirerek onların iştahını kabartanlar, bilmelidirler ki,  günün birinde, destek verdikleri o zalimlerin kılçıksız lokması olacaklardır. Sonuç olarak, kimliğinde İslam yazan müslümanlar, kâmil manada inanmış Müslümanların,   bu dünya da mağlup gözükseler de aslında hep galip olduklarını, bir anlayabilseler mesele bitmiş olacaktır. O gün vay yalancıların ve zalimlerin haline.
Bu yazı toplam 386 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37