1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Köy çocuklarında dizüstü bilgisayar
Köy çocuklarında dizüstü bilgisayar

Köy çocuklarında dizüstü bilgisayar

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin ilimizdeki ilköğretim okullarının 6 ncı sınıflarında eğitim gören çocuklara birer tane diz üstü bilgisayar hediye etmesini siyasi kıskançlıkla eleştiren,

A+A-

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin ilimizdeki ilköğretim okullarının 6 ncı sınıflarında eğitim gören çocuklara birer tane diz üstü bilgisayar hediye etmesini siyasi kıskançlıkla eleştiren, doğru bulmayanlar var. Bu görüşlere katılmıyorum, böyle davrananlara şaşıyorum.

Büyükşehir Belediyesi iki yılda, ilimizdeki 50 binden fazla öğrenciye dizüstü bilgisayar hediye etti. Bunların bir kısmının ailesinin bu bilgisayarların daha iyisini, daha gelişmişini alacak gücü elbette vardır. Ama eminim önemli bölümü bilgisayarla, hele hele tamamen kendisine ait bir dizüstü bilgisayar ile ilk kez karşılaştılar.

Son günlerde yerel gazetelerde ilimizin köylerinden çekilmiş elinde bilgisayarlı çocuk fotoğraflarını gördükçe büyük memnunluk yaşıyorum. Bu çocukların çok önemli bölümü, belki de hayatları boyunca bir dizüstü bilgisayara sahip olamayacaktı. Şimdi köyde kucaklarında bilgisayar ile dolaşabiliyor, ders çalışıyor, oyun oynayabiliyorlar.

Bu yıl Büyükşehir Belediyesi'nin 26 bin ilköğretim okulu öğrencisine dağıttığı bilgisayarlar için ödenen para 11 milyon TL. Bizim belediyemiz için hiçbir şey değil. Ramazan ayında Belediye'nin yardım ve iftar için yaptığı masraf bu rakamın çok çok üzerinde. Yani bu hizmetin kente maliyeti de çok yüksek değil.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı bu çok önemli hizmetin birkaç yıl içinde bütün ülkeye yayılacağını tahmin ediyorum. Bu yükü belediyeler yerine Milli Eğitim Bakanlığı üstlenebilir. Aynı bizim belediyenin yaptığı gibi yurt çapında tüm 6'ncı sınıf öğrencilerine bilgisayar dağıtılmasını sağlayabilir. Bilgisayarla büyüyen neslin içinden 15-20 yıl sonra çok iyi eğitimli bir kuşak yakalayabiliriz. Böyle bir gelişmenin onuru da büyük ölçüde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne ve İbrahim Karaosmanoğlu'na ait olacaktır.

Çeker'in iddiaları doğru mu?

Türk Sağlık-Sen Kocaeli Şubesi Başkanı Ömer Çeker, önceki gün düzenlediği basın toplantısında çok önemli bir iddiayı gündeme getirdi. Çeker, devlet kadrolarında 4-C statüsünde çalışan ilimizdeki 27 bin personelin Aralık ayı maaşlarını hâlâ alamadıklarını öne sürüyor.

4-C statüsünde çalışma, AKP hükümeti döneminde icat edilen bir uygulama.

Devletin elinde ne var ne yoksa özelleştirildi satıldı. Özelleştirilen kamu kurumlarında çalışan, henüz emeklilik hakkı elde edememiş personel, 4-C adı verilen statüde başka devlet kurumlarına aktarıldı. Devlet, bu insanlara emekli olana kadar çalışma hakkı verdi. 4-C statüsüne alınanlar önemli hak kayıplarına uğradı. Daha önce çalıştıkları, özelleştirilen kurumlarda yaptıkları işten çok farklı işlere görevlendirildiler. Bazısı odacı, hademe olarak çalışmak zorunda kaldı. Daha önce aldıkları aylıktan çok daha düşük maaşları kabul etmek zorunda kaldılar.

Çünkü bunların büyük bölümü, özel sektörde yeni iş bulamazdı. Yaşları ilerlemişti. Hepsi çoluk çocuk sahibi, aile geçindiren insanlar. Özelleştirme ile zaten mağdur oldular. Şimdi de devlet kadrosunda olmalarına rağmen, maaşlarını alamadıkları iddia ediliyor.

Hükümet yetkililerine göre Türkiye ekonomisi coşmuş. Türkiye'nin çok iyi yönetildiğini, bütçe açıklarının kapandığını, hatta bütçenin fazla verdiğini söylüyorlar. Ama hepsi ev geçindirmek zorunda olan sadece ilimizdeki 27 bin insana maaşları ödenmiyor.

Umarım Ömer Çeker'in söyledikleri yanlıştır. Müteahhitlerin ödemelerini hiç geciktirmeyen devletin, gariban çalışanlarının 3 kuruşluk maaşını zamanında ödemediğine insan inanmak istemiyor.

Nice yıllara Cem Uzan

Türkiye'nin AKP dönemindeki en önemli kaçağı Cem Uzan, Türkiye'den hortumladığı paralarla Paris'te krallar gibi yaşamaya devam ediyor.

Önce babası ve kardeşi yurt dışına kaçmıştı. Onlarla ilgili davalar sürerken Cem Uzan Türkiye'deydi. Suçlamalar Cem Uzan'ı da sarmaya başlayınca o da kaçtı. Ne büyük tesadüf ki Uzan yurt dışına çıkar çıkmaz mahkemelerden de peş peşe hapis kararları geldi.

Uzan'lar devleti milleti milyarlarca dolarlık zarara uğrattılar. Ama tek bir gün bile hapis yatmadılar.

Yurt dışına kaçırdıkları servetlerini keyiflerince harcarken, bir yandan da Türkiye'ye tazminat davaları açtılar. Türkiye çok büyük ülke olmakla, çok güçlü devlet olmakla övünüyor. Ama bir Uzan Ailesi ile başa çıkamadı.

Cem Uzan, geçen gün 50 nci doğum gününü kutlamış. Paris'te birlikte yaşadığı sevgilisi Derin Mermerci, Uzan'ın 50 nci doğum günü nedeniyle Paris'te parti vermiş. Türkiye'den Cem Bey'in en yakın 50 dostu davet edilmiş. Eiffel manzaralı rezidance dairede düzenlenen partinin ardından Cem Uzan ve Derin Hanım Türkiye'den gelen dostları için Paris'in en ünlü, en pahallı gece kulübü olan Mathis Bar'ı kapatmışlar.

Bu haberleri okudukça insan “Türkiye'yi soymak, sonra da kaçmak ne kadar kolay” diye düşünmeden yapamıyor. Bu kadar güçlü bir devlet olmakla ünlenen bir Türkiye, Cem Uzan'ı nasıl yakalayamıyor?

Eğer bir vatandaşı ABD'yi, Rusya'yı, İngiltere'yi bu şekilde dolandırmış, hortumlamış olsa, bu kadar rahat yaşayabilir miydi?

Bu haber toplam 804 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.