1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Koyda akşam
Koyda akşam

Koyda akşam

Hava güzel kurun denizin kenarına masayı, masa eski olsun önemli değil örtüsü temiz, ve bir bardak suda kırmızı bir gül. Hani Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış her gün yeniden açar

A+A-

Hava güzel kurun denizin kenarına masayı, masa eski olsun  önemli değil örtüsü temiz, ve bir bardak suda kırmızı bir gül.

Hani Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış her gün yeniden açarmış kanayan rengiyle’ işte o gülden.

Sadece aşkınıza verebileceğiniz gül’den.

Artık yavaş yavaş akşam olmakta, Ahmet Haşim’in,

‘AĞIR AĞIR İNECEKSİN

BU MERDİVENLERDEN

ETEKLERİNDE BİR YIĞIN GÜMÜŞ YAPRAK

VE BİR ZAMAN BAKACAKSIN SEMAYA AĞLAYARAK

BU BİR LİSANI HAFİ’DİR Kİ

RUHA DOLMAKTA

KIZIL HAVALARI SEYRET Kİ

AKŞAM OLMAKTA’

Mısralarını mırıldanarak düz bardaktaki rakıdan bir fırt çekin, daha doğrusu sizleri töhmet altında bırakmadan ben çekeyim.

Yan tarafta da taburenin üzerine bir pikap koyalım. Ve bu olmakta olan akşama uygun olarak ta bir plak.

Müzeyyen söylemeli

‘ZULMETLE  AYRILIK BESTESİ YAPAN

KAHROLASI GECELER’

Bu zulüm şarkıları sanki benim için bestelenmiş

Gelmeyen, bir türlü olmayan vuslat’ı bekle gözyaşları ile birlikte .izninizle şu rakıdan bir fırt daha çekeyim.

Rakı dediğin neşe ve kahkaha ile içilir, biz içtik hep kahır içinde

GECELER ZULMET, YAŞAMAK ZULMET, UMUTSUZ BEKLEYİŞ ZULMET

Ne var ki bu zulmet karşılıksız değil, onun içinde yaşam zulmet

ZULUM ÇEKEN İKİ GARİBAN

Uzanan fakat bir türlü tutuşamayan iki el. Ne var ki Tanrı yine de yaşam gücü veriyor.

UMUT EDE EDE ÇİLELİ OLSADA

Rakıdan bir fırt daha çekeyim yüksek izninizle

Masada biraz peynir,bir iki mandalina dilimi ve bir tabakta üç beş Gümüş balığı.

Masa da az olsun çok olsun gönül orda değil onda.

Ve o anda masada bir kuru yaprak tabağın kenarına sıkışmış sallanıyor.

Yaprak dökümü zamanı değil nerden çıktı bu yaprak. Savrula savrula sararmış ve düşe düşe bizim masayı bulmuş

Aslında iyi yeri bulmuş kendisi kurumuş  konduğu yer umutsuzluktan kurumuş

Müzeyyen’in plağı bitti artık iyice kafayı bulmaya başladık, Tanju Okan’ı koyduk.

‘ÖYLE SARHOŞ OLSAM Kİ

GENÇLİĞİMİ UNUTSAM’

Unutmak aslında güzel bir olgu. Tanju Okan söylemeye başlayınca uçtuk oğlu uçtuk.

Bu sefer ben başladım konuşmaya

BİR ŞEY BULSAM İÇİNDE SEN OLMASAN, SENSİZ YAŞAMAYI ÖĞRENEBİLSEM

NE VAR Kİ

AŞK ENGEL TANIMAZ, BIRAK ENGELİ ÖLÜMÜ BİLE TANIMAZ

HİÇ AYRILAMAM DERKEN KAVUŞMAK HAYAL OLUR

ONUN ADI DA TEK OLUR

HİCRAN

BİR SALKIM SÖĞÜDÜN DALINDA BOYNU BÜKÜK

HATIRALAR AĞLAR EĞİLMİŞ SUYA

YILLAR KÖPÜK KÖPÜK

DALAR YUMUŞAK BİR UYKUYA

AKARSU RÜZGARDIR ARTIK

GÖNÜLLERDE GEÇMİŞTEKİ SEVGİLİLERLE

BİRER BİRER

GÜL YÜZLER İLE KAYBOLUR

BİR SALKIM SÖĞÜDÜN DALINDA

SÖNER SON ZÜMRÜT PIRILTISI

VE SAZLARIN ARKASINDA BİR KAYIK

BOMBOŞ SALLANIR DURUR

(H. Fahri Ozansoy)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.