1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Küfür hakaret tehdit
Küfür hakaret tehdit

Küfür hakaret tehdit

1950’li yıllar. Demokrat Parti devri. Başbakan Adnan Menderes Meclis kürsüsünden konuşurken söylediklerinden memnun olmayan CHP’liler onu yüksek sesle protesto edince, Menderes bu tavıra:

A+A-

1950’li yıllar. Demokrat Parti devri. Başbakan Adnan Menderes Meclis kürsüsünden konuşurken söylediklerinden memnun olmayan CHP’liler onu yüksek sesle protesto edince, Menderes bu tavıra: “Mezbuhane bağırıp durmayın” diye karşılık vermiş ve asıl kıyamet ondan sonra kopmuştu.

O zaman televizyon yok, canlı yayın da yok, haberleri ancak basından öğreniyoruz. İyi anımsıyorum, Başbakan’ın ağzından çıkan “mezbuhane” sözü gündem oluşturmuş ve aklıselim sahipleri nezdinde ayıplanır olmuştu.

Pek tabi, mezbuhane sözcüğü masumane kullanılmamıştı. Arapça kökenli bu sözcüğün anlamını bilmeden içeriğini ve  kasdını anlamak olanaksız.

Zebh kökünden gelen bir sözcük olup boğazlama yani kesici aletle boğazını kesme demektir. Dilimize giren “mezbaha” sözcüğü de bu kökten türemiştir.

Kurban kesenler ya da kesilirken başında bulunanlar iyi bilirler. Büyükbaş hayvan yere yıkılıp ayakları bağlandıktan sonra, kesilmek üzere boynu kanırtılırken, gözleri havzu ile örtülü olmasına karşın hayvan bilinmez hisle acı acı bağırır. İşte o zamanın Başbakanının ayıplanan benzetmesi bundan ibaret.

Oysa, günün Başbakan’ı öyle kapalı kapılar ardında değil, tüm ülkenin gökkubbesi altında canlı olarak izlenip duyulurken muhalefet liderine ahlaksız, namussuz ve alçak sözlerini yakıştırabiliyor ve bunu pervasızca yapıyor.

Şayet, toplum bunu olağan karşılar ve seçimlerde hesabını sormazsa, zaten uçkur altına inmiş, daha doğrusu indirilmiş olan politikanın küfürde de belden aşağıya indirileceğinden ve ana avrat, sülaleyi sinkafa vardırılacağından kimsenin kuşkusu olmasın.

Devlet, yurttaşına küfür etmez, dolayısıyla devlet adamı da yurttaşına küfür edemez ve bundan çıkarılacak sonuç şudur: Devlet adamı olmayana devlet emanet edilemez.

Ünlü işadamı İnan Kıraç bir dost toplantısında seçim sonucu ile ilgili kişisel tahminini söylemiş, yoksa propaganda yapmamış. Bu zat seçmen değil mi ve böyle bir tahminde bulunamaz mı?

Ne demek seçimden sonra bunun hesabını sormak? Bu aleni tehdit ve şantaj değilde nedir?

Hangi koşularda seçime gidiyoruz Allah aşkına?

Seçime artık günler varken, bir muvazzaf orgeneral tutuklanıyor. Yargıtay Başkanı blok oyla seçiliyor. İş adamı tehdit ediliyor.

Anayasa erklerin ayrılığından sözededursun, anayasanın bu hükümlerinin değiştirilmesine gerek kalmadan tüm erkler bir kişinin elinde toplanmış durumda.

Eskiden “Bir Bilen” vardı, şimdi herşeyi bilen var başımızda. Dünya hayatımız tamam da, nerdeyse ukbamız için de ondan destur almamız gerekecek!..

Daha söylenecek çok şey var ama, birileri çıkar da “Faşizmi tanımlıyorsun” diyebilirler.

“Her şeyde bir hayır vardır” derler ya, bu gidişin de, hayıra yani seçim sonucunda gidişlerine vesile olmasını diliyorum.

Not: CHP tırmanışını sürdürüyor, AKP’de aşağıya inişi. Yalnız yüzde 30’ların neresinde koruzman yapacaklar onu bilemiyorum. Kuşkusuz bu konuda pozitif donelerim yok. Tamamıyla görgü ve deneyimlerime dayanıyorum. Duygularımın beni yanıltmamasını, AKP’yi de kapsayacak şekilde ulus adına diliyorum.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.