1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kul Ahmet
Kul Ahmet

Kul Ahmet

Kul ahmet Kul Ahmet (1932-1997) 20. Yüzyıl'ın en önemli ve de en yoksul halk ozanıydı galiba. Maraş'ın Pazarcık İlçesi, Bozlar Köyü'nde doğmuştu. Ruhi Su, İhsani, Daimi, Feyzullah Çınar, Ali Ekber Çiçe

A+A-

Kul ahmet

Kul Ahmet (1932-1997) 20. Yüzyıl'ın en önemli ve de en yoksul halk ozanıydı galiba.

Maraş'ın Pazarcık İlçesi, Bozlar Köyü'nde doğmuştu.

Ruhi Su, İhsani, Daimi, Feyzullah Çınar, Ali Ekber Çiçek, Mahsuni, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu bir yüzyıla tuğlalarını vurup, göçüp

gittiler; "hoş bir sada" bırakarak, bu alemde.

Kul Ahmet, çile ve mücadele yüklü bir ozandı.

İşte bazı şiirleri:

SEVDİĞİMLE MALIMIZI BÖLÜŞTÜK

Sevdiğimle malımızı bölüştük

Halı ona düştü, çül bana düştü

Bu senin bu benim derken anlaştık

Kervan ona düştü, yol bana düştü.

Tenim çıplak oldu, güneşte yandı

Kendisi de al yeşile boyandı

Sıra geldi büyük mala dayandı

Dağlar ona düştü, çöl bana düştü

Beni üryan etti, saldı çöllere

Kendisi benzerdi gonca güllere

Karayı bitirdik, döndük sulara

Derya ona düştü, sel bana düştü

Kul Ahmet'im güzel didara baktık

Ay ile güneşi ona bıraktık

Gayrı yeryüzünden göklere çıktık

Allah ona düştü, kul bana düştü

(Kul Ahmet bu dizeleri karısı Fatma Hanım'ın vefatı üzerine yazmıştı.)

SEHER YELİ

Seher yeli nazlı yare

Bildir beni, bildir beni

Düşmüşüm elden ayaktan

Kaldır beni, kaldır beni

Söyle güzeller şahına

Yüz süreyim dergahına

Zehir olan kadehine

Doldur beni, doldur beni

Kul Ahmed'im gönül versem

Bağrında gülünü dersem

Senden gayrı yar seversem

Öldür beni öldür beni

Kul Ahmet, Ankara-Karşıyaka'da otururdu.

Çok uzun boylu, yiğit yapılı, fötr şapkalı bir Anadolu ereniydi.

Shakespeare, sürekli el değiştiren "para" için, "seni cihanın en soysuz orospusu" demişti.

Haklıydı.

Kul Ahmet gibi onur ve erdem anıtı halk ozanları, paraya asla "eyvallah" etmediler.

Örneğin, yakın arkadaşı büyük ozan Feyzullah Çınar, Ankara-Kurtuluş Parkı'nda donmuş halde bulunmuştu. Sonradan, (sağlığında bir iş bile vermeyen) belediye, Tuzluçayır'da heykelini diktirdi.

Bade harab-el Basra.

Yani,

Basra harap olduktan sonra.

Mal-mülk, onların semtine bile uğramadı.

Zaten tasvvufta bile "şu senin, bu benim" mantığına lanet vardır.

Şöyle ki:

"Şeriatta, bu senindir, bu benim.

Tarikatta, hem senindir, hem benim,

Hakikatte, ne senindir ne benim!"

Kul Ahmet gibi pek çok halk ozanının gerçek değerini -maalesef-  necip halkımız bilemedi.

Yoksul yaşadılar, yoksul öldüler.

Şu Azeri atasözü unutuldu gitti:

"Mala, mülke mağrur olma,

Demen var mı men kimi,

Bir muhalif rüzgar eser

Savunur harman kimi"

(Kimi:gibi/ Men:ben)

İyi pazarlar !..

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.