1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Kurban ve ilkeli duruş!
Kurban ve ilkeli duruş!

Kurban ve ilkeli duruş!

Doğrusu bu gün yazı yazmak pek içimden gelmiyordu. -Canım sıkkın ve bu hafta yazı yazmak istemiyorum- deyip bu günlük köşemi bu şekilde kapatacaktım. Lakin bu günün (Kurban Bayramının) önemi

A+A-

Doğrusu bu gün yazı yazmak pek içimden gelmiyordu. -Canım sıkkın ve bu hafta yazı yazmak istemiyorum- deyip bu günlük köşemi bu şekilde kapatacaktım. Lakin bu günün (Kurban Bayramının) önemi ve ehemmiyeti beni bundan alıkoydu ve tepkimi bastırdı.

Evet,

Bu gün Kurban Bayramı, Kurban “kurbiyet” yani Allah’a yaklaşma manasına gelir. Kestiğimiz kurbanlar da Hazreti İbrahim’in sünneti olup; Allah’a verdiği sözü tutmanın bir sonucudur. Yoksa bazılarının zannettiği gibi, et yeme ya da konu komşuya rezil olmama maksadıyla kesilmiyor kurbanlar.

Cenab-ı Allahın da buyurduğu gibi: Ne onların (kestiğiniz kurbanların) etleri ve ne de kanları Allah’a ulaşır; Lakin sizin takva sahibi olmanız Allah’a ulaşır”  Kurban sosyal bir proje olduğu gibi, Allah’a teslimiyette İsmail’i bir teslimiyet, zalimlere karşı dik duruşta da İbrahim’i bir duruşun simgesidir.

Bildiğiniz gibi, Hazreti İbrahim ilerlemiş yaşına rağmen evlat sahibi olamamıştı. Eğer bir erkek çocuk sahibi olursa, en çok sevdiğini Allah yolunda kurban edeceğine dair söz verir Allah’a. Cenab-ı Allah dileğini kabul eder ve Hz. İsmail dünyaya gelir. Hz. İbrahim çok zengin biridir. Sürülerce develeri, sığırları ve koyunları vardır. Bunlardan yüzlercesini kurban eder ve adağını böylelikle yerine getirdiğine inanır. Bir gün salonun köşesinde uyuklarken, “Ufi nezreke ya İbrahim” yani -adağını yerine getir ya İbrahim- ilahi ikaza muhatap olur ve oğlu İsmail’i rüyasında boğazlarken görür. Kan ve ter içerisinde uyanır ve Allah’a verdiği sözü hatırlar. Evet, Ben dememiş miydim ki, -eğer Allah bana bir erkek evlat verirse, en çok sevdiğimi O’nun yolunda kurban ederim diye. En çok sevdiğim İsmail olduğuna göre, demek ki, İsmail’i kurban etmem gerekir. İsmail, kendisiyle birlikte gezip-tozacak yaşa gelmiş tertemiz bir çocuk. Bu durumu, eşine nasıl anlatır? Eşine der ki, İsmail’i giyindir, onu gezmeye götüreceğim der. Giyinmiş-kuşanmış İsmail’i yanına alır ve bulunduğu ortamdan uzaklaştıktan sonra rüyasında gördüğü ilahi ikazı kendisiyle paylaşır ve ayet ile sabit olan şu sözü der  “Biricik oğlum; ben seni rüyamda boğazlarken görüyorum. Bu işe ne dersin?!” Samimi bir teslimiyetle teslim olan İsmail de yine ayetle sabit olan şu muhteşem cevabı verir. “Ey babacığım, (Allah tarafından) nasıl emr olunduysan öyle yap. İnşallah, beni sabredenlerden bulacaksın!” Der. Bu manzaraya vakıf olan şeytan boş durur mu? Önce Hacer validemize gider durumu anlatır. Hacer validemiz yüz vermeyince, Hz. İbrahim’e gider, Hz. İbrahim kovunca bu sefer Hz. İsmail’e yanaşır ve babasının kendisini kesmeye götürdüğünü anlatınca, Hz. İsmail de taşı atar ve bir gözünü kör eder. İşte şeytanın körlüğü de bu hadiseyle tahakkuk etmiş olur.

“Ne zaman ki, her ikisi de (baba-oğul) Allah’a teslim olurlar, Hz. İbrahim Hz. İsmail’i kurban etmek üzere yana yatırır o esnada ayetle sabit olan şu ilahi ikazla karşı karşıya kalır. “Sen rüyana sadık kaldın, biz, iyileri bu şekilde mükâfatlandırırız” diyerek Cebrail tarafından kurban edilmek üzere kendisine bir Koç gönderilir ve Kurban sünneti de bu şekilde tarihimizdeki o şanlı yerini almış olur.

Evet,

Nerede Allah’a karşı esas duruşunu bozmayan o İbrahim’i duruş ve nerede tüm hücreleriyle Allah’a teslim olmuş o İsmail’i teslimiyet.

Kurban Bayramınızı cani gönülden tebrik eder tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ederim.

Bu haber toplam 818 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.