1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Kurt ve İzmitli minibüsçü başardı
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Kurt ve İzmitli minibüsçü başardı

A+A-
Yanlış hatırlamıyorsam, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önceydi. AK Parti hükümeti, bir karar aldı: “65 yaş üstü bütün vatandaşlar, toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanacak” dediler.
Elbette vatandaşın kamu hizmetlerinden en düşük bedelle, mümkünse ücretsiz yararlanması  sevindiricidir.Ama toplu taşıma araçlarının tamamı, devletin ya da belediyelerin değil ki.. Bu hizmeti ağırlıklı olarak özel sektör veriyor. İnsanlar minibüsler, otobüsler için yatırım yapmış. Devletin belirlediği ya da onayladığı fiyatlar üzerinden yolcu taşıyorlar. Onların da para kazanması lazım.
Neden 65 yaş üstü vatandaşlara örneğin su veya elektrik ücretsiz değil, fırınlardan ekmek pazardan domates bedava değil de, minibüsle seyahat bedava?..Karar popülistti ama, minibüsçü esnafına  ciddi yara açıyordu.
65 yaş üzerinde olup, maddi sıkıntısı bulunmayan kişiler bile, bedava seyahat kartları ile, minibüslerde istedikleri gibi gidip gelme hakkı elde etmişti. Türkiye’de bizim şehrimizin minibüsçüleri bu karara bayrak açtılar. “Bedava seyahat kartlarını tanımıyoruz. Minibüsümüze kimseyi bedava bindirmiyoruz” dediler.
Minibüsçüler Odası Başkanı Mustafa Kurt, “Biz  yolcudan ücret almayalım. Ama devlet yolcu başına bize ödeme yapsın” dedi.İlimizde  “65 yaş üstü bedava” kararına uymayan minibüsçüler büyük baskı altına alındı. Bir yandan belediye, diğer yandan trafik “Kaşının üstünde gözün var” diye ceza kesip, yıldırmak istedi.
İzmitli minibüsçü ve onların lideri Mustafa Kurt geri adım atmadılar. Kurt, ulaşabildiği her yetkiliye, her platformda bu kararın minibüsçüler için nasıl bir haksızlık olduğunu anlatmaya çalıştı.
Sonunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, toplu taşıma hizmeti veren ve 65 yaş üstündeki yolcuları ücretsiz taşıyan minibsçülere aylık 750 TL  ödeme yapılmasını kararlaştırmış. Bu para azdır, çoktur ayrı bir tartışma konusu. Ama şu bir gerçek ki İzmitli minibüsçülerin kararlı direnişi, Mustafa Kurt’un yılmadan sürdürdüğü çalışmalar, bir haksızlığın kabul edilmesini sağlamıştır. Bu da takdire değer.

*Lastik patlatan çiviler
Bu müthiş icadı kim yaptı, bizim belediyelerimize  nasıl ve kaça satıp da köşeyi döndü gerçekten merak ediyorum.Araçlara ait  yollar, caddeler üzerinde  hız kesici kasislere hep karşı olmuşumdur.Trafik kuralları vardır. Yaya geçitleri vardır. Araç sürücüsü meskun mahallerde hız sınırına uymak zorundadır. Gereken yerlere trafik ışıkları konur. Gereken yerlere yaya üst veya alt geçitleri yapılır. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde hız kesici  tümsek, engel göremezsiniz. 
Bizim ülkemizde var. Özellikle bizim şehrimizde çok yaygın olarak var.Belediyeler için en kolay hizmet. Vatandaş evinin önüne “Hız kesici kasis” istiyor, Belediye de yapıyor.Caddenin ortasında  kocaman, üstelik karanlıkta görülmeyen bir tümsek düşünebiliyor munuz?. Maazallah arabanız devrilir. Ya da en azından altı çarpar, zarar görür. 
Bizim ilimizde son yıllarda  asfalt ya da toprak tümsekler yerine “Kedi gözü” adı verilen, sözde üstü fosforlu, yol üzerine çivilerle çakılan, metal-plastik karışımı bir  engeller konulmaya başlandı. Bunu yapan, eminim bizim şehrimizdeki belediyelerden büyük para kazandı. Köy yollarının, şehirler içindeki caddelerin üzerine yapılan bu sözde hız kesiciler, zamanla yıpranıyor, kırılıyor. Asfalta çakılan çivileri, yerden fırtlıyor. Malum, geçtiğimiz günlerde hava karlıydı. Belediyeler  iş makineleri ile yolların üzerinden karları kaldırdı. Bu sırada bu  hız kesicilerin bir kısmı kırılmış. Çivilere yol zemininde kalmış. Şimdi bütün bu çiviler, üzerinden geçen araçların lastikleri için büyük bir tehlike.  Dikkatli olmanızı tavsiye ederim. İlimizin pekçok bölgesinde, yerden çıkmış, araçlar için ciddi tuzak niteliğinde çiviler var. Arabanızla üzerinden geçmeyin.
Belediyelerimizden de rica ediyorum.Bu tür hız kesici tümsekler,  bir kent için ayıptır. İnsanlara hakarettir. Üstelik, şimdiki çivili haliyle de  trafikte büyük risktir. Bunları lütfen artık kullanmayın.
*O bölgeye  de hizmet verilmeli
İzmit sahilinde, Sefa Sirmen döneminde yapılan, birbirinin aynı 8 balıkçı lokantası binası var. Mülkiyetleri, Büyükşehir Belediyesi’ne ait..Yıllardır hiç olay yaşanmayan, hepsi nezih; insanların ailece gidip  taze balık yiyebildiği işletmeler.. 
Oralara çok gidip gelen biriyim. Gayet iyi biliyorum.. Bu şehirde artık öyle içkili mekanların  çok fazla değeri kalmadı. Hepsi, güçlükle ayakta durabiliyorlar. Özellikle balık av sezonunda, İzmit sahilindeki bu dükkanlar  gerçekten bu kent için güzel bir farklılıktır.
Mevcut işletmecilerle 3 yıllık kira dönemi sona erdi. Sahildeki balıkçı lokantaları için, Büyükşehir yeniden işletme ihalesi açtı. Lokantaların yıllık kira bedelleri  65 bin TL ile  94 bin TL arasında değişiyor. Mevcut işlemeciler ihalelere kendi lokantaları için tek başlarına girdiler ve  yeniden 3 yıl süreyle kiraladılar.
Büyükşehir Belediyesi’nin kasasına, bu 8 dükkandan yılda 500 bin TL civarında para girecek. Az para değil. O dükkanlarda yeterince iş olmadığı için bu kira bedellerinin düşük olduğunu da kimse söyleyemez. Belki 1-2’si dışında hiç biri, o kira bedelini ödeyecek kadar para kazanmıyorlar. Son yıllarda bu 8 balıkçı lokantasının bulunduğu bölge de adeta aforoz edildi. Dükkanların önlerindeki  müşteri araçlarının otoparkı olarak kullanılan alan daraltıldı. Balık lokantalarının bulunduğu bölgeye  Salim Dervişoğlu Caddesi’nden giriş ve çıkışlar son derece tehlikeli, riskli. Arka bölümdeki geniş otopark alanından dükkanlara yaya olarak gelen insanlar çamura batıyorlar.Bu dükkanlardan yıllık 500 bin TL civarında gelir elde eden Büyükşehir Belediyesi’nin  bu bölgeye de biraz hizmet vermesi gerekir. Son kar yağışı döneminde İzmit’te  hiç temizlenmeyen  bölgelerden biri, bu dükkanların önündeki yol oldu. Lokantaların personeli, kendi dükkanlarının önünü temizlemek zorunda kaldı. Büyükşehir, İzmit’in farklılığı olan bu dükkanların bulunduğu bölgeye biraz hizmet vermeli.
Bursa’da benzer bir bölge var: Arap Şükrü  Balıkçılar Çarşısı olarak adlandırılıyor. Gidin görün. Bursa Belediyesi, Arap Şükrü bölgesini  şehrin bir turizm alanı olarak görüyor ve  alabildiğine kolluyor. Bizim şehrimizde ise, bu alanın adeta dışlanmış olması  ciddi bir sıkıntıdır.

*Çok ayıp bir şey değil mi?
Günler önce yerel gazetelerden birinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın  resmi ilanını gördüm. Ulaştırma Bakanlığı’nın yaptıracağı Güney Marmara Otoyolu(İzmit-Yalova otoyolu) ile ilgili ÇED toplantısının 7 Ocak Perşembe günü sabahı Karşılyaka Kültür Merkezi’nde yapılacağını duyuruyordu.
Güney  Marmara Otoyolu projesi, çok önemsediğim, bu kent için çok önemli olduğuna inandığım bir proje. Ayrıca bu 65 kilometrelik yol, geçeceği güzergah açısından ilimizde çok fazla insanı ilgilendiriyor. Kiminin evinin yanından, kiminin meyve bahçesinin içinden geçecek. İnsanları bir kısmı kaygılı, bir kısmı umutlu.
Güney Marmara Otoyolu ile ilgili 7 Ocak’ta yapılacağı açıklanan  ÇED toplantısını çok önemsedim. Defalarca bu sütunlarda yazdım, kent halkını  uyardım. Bir gün önce toplantının yapılacağı salonun haberini yaptırdım. 
Dün sabah insanlar erken uyandılar. Hazırlık yaptılar. ÇED toplantısı için Karşıyaka Kültür Merkezi’ne gideceklerdi. Ama sabah saatlerinde “Toplantı iptal edildi” haberi geldi. 
Olacak iş değil. Bir devlet ciddiyeti olmalı. Devlet bir söz verdiği zaman, vatandaş devletin bu sözüne  güvenmeli. Neden toplantı iptal edildi?. Acaba ben çok üstüne gittim, insanları bu toplantıya katılmaları için uyardığımdan dolayı mı?.. Çok sayıda vatandaşın toplantıya gelip, yetkililere sorular sormasından mı korktular.?
Güney Marmara Otoyolu projesinden çok umutluydum. Ama daha şimdiden ÇED toplantısı bile erteleniyor. Yapılamıyor. Bu yolun da yapılacağına olan inancımı kaybettiğimi belirtmek isterim.
*Bütün cezalar silinmeli 
Aslında Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ı seviyor ve destekliyorum. Çalışkan adam. Önemli işler yapıyor. Büyük yatırımları sıkı takip ediyor.
Bakan Yıldırım, şu sıralar milyonlarca insanın sıkıntısı haline gelen  HGS cezaları konusunda da samimi, açık yürekli açıklamalar yaptı. Türkiye’de milyonlarca insana, “Otoyoldan ya da Boğaz köprüsünden ücretsiz geçiş yaptın” diye Karayolları’nın gönderdiği ceza tebligatları geldi. 
Sözde çıkış gişelerinde  kayıt yapan kameralar var. Para ödemeden geçenleri tespit ediyor, kayda alıyor, cezası kesiliyor.  Geçiş ücreti 4-5 TL. Vatandaşa gelen cezalar  150-200 TL.  Kandıra’nın uzak bir köyünde oturan bir garip çiftçi vatandaşın 1974 model traktörüne bile yüklü ceza gelmiş. Bu traktör, tarlaya zor gidip geliyor. Ama Karayolları’nın kayıtlarına göre, fi tarihinde TEM Otoyolunun Çamlıca gişelerinden ücret ödemeden geçmiş.
Kuşkusuz cezalar içinde haklı olan, doğru olanlar vardır. Ama  Karayollarının kestiği HGS cezalarının çok büyük bölümünün de haksız, yanlış olduğu biliniyor. Zaten Bakan Binali Yıldırım da bunu kabul etti. HGS kartlarının bir kısmının hatalı olduğunu,  kayıt yapan karemaların araç plakalarını okurken yanıldığını açıkladı. Bakan, “Bundan sonra bu hatalar olmayacak. Sistemdeki yanlışları düzelteceğiz” dedi.
İyi güzel de, haksız yere ceza tebligatı almış, devletin takibine uğramış onbinlerce vatandaş var. Bu haksız cezalara itiraz edebilmesi, yargı yoluyla haklılığını kanıtlayabilmesi de çok zor bir iş. Madem Bakan böyle bir hatanın olduğunu kabul ediyor, örneğin 1 Ocak 2016 tarihine kadar kesilmiş bütün cezaları iptal etmek gerekmez mi?..Devletin bir tek vatandaşına bile haksızlık yapma lüksü olamaz. 
HGS’de yeni sisteme geçiliyorsa, devlet sistemdeki hataları ve pekçok vatandaşa haksız ceza kesildiğini kabul ediyorsa, kesilmiş bütün cezaların iptal edilmesi lazım. Ne zaman sistem hatasız şekilde çalışır, işte o zaman devlet  otoyoldan, köprüden bedava geçenin yakasına yapışma hakkına sahip olur. 
*Kuzey Kore’nin Çılgın Başkanı
Sanki dünyanın başında az bela var. Avrupa ve ABD, terör saldırılarından korkuyor. İnsanlar tedirgin. Suriye’de  iç savaş sürüyor, mülteciler çoluk çocuk buz gibi denizde boğuluyor. 
İran ile Suudi Arabistan birbirine  girdi. İslam aleminde çok büyük sıkıntı var. 
Malum, bizim dertlerimiz var. Terör devam ediyor. Rusya krizi  derinleşiyor. 
Bir de Kuzey Kore çıktı  ortaya. Kuzey Kore’nin çılgın diktatör Başkanı, ülkesinin ürettiği Atom Bombası’nı, dünyanın gözü  önünde denedi. Kuzey Kore’nin Atom ya da Hidrojen bombası üretmesi, üstelik bu  kitle imha silahlarının  Kim Jongun gibi bir çılgın liderin elinde olması, sadece  Uzak Doğu’nun meselesi değil. Bütün dünya için büyük bir risk. 
Kuzey Kore Atom Bombası denedi, bizim paramızın değeri biraz daha eridi. Şimdi bütün dünya, “Ya Kuzey Kore bu kitle imha silahını kullanırsa” kaygısı ile baş başa bulunuyor.
Hani yani bu dünyada, bu ortamda bir  Kim Jongun eksikti. O da piyasaya çıktı,  pişmiş aşın üstüne soğuk su döktü. 2015 kötüydü de, bu dünya, bu insanlık, bu Türkiye 2016’yı nasıl bitirecek merak ediyorum.

*Ne tuhaf havalar 
2015’in son, 2016’nın ilk günlerinden itibaren bölgemiz  Sibirya üzerinden gelen  aşırı soğuk havanın etkisi altına girmişti. Kar-buz  içinde günler geçirdik. O günlerde evden çıkarken  sıkı sıkı giyinmenin yanında, elime bir şişe de su alıp, park halindeki arabamı temizlemek için uğraşıyordum. 
Dün sabah yine sıkı sıkı giyinip, evden çıktım. Bina kapısından dışarı adımımı attığım zaman, yüzüme sıcak hava çarptı. Adeta saç kurutma makinesi yüzüme  üfürüyordu. Bu kez, Afrika ve Orta Akdeniz üzerinden sıcak hava,  lodos gelmiş.
5 gün içinde eksi 5 derecelerden,  dün artı  15 dereceye  değişti hava. Tuhaf.. Şimdi de çok şiddetli yağmurlar bekleniyor. Sert lodos bekleniyor. Dikkatli olmak lazım. 
Bu yazı toplam 639 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum