1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Kurtuluş Bayramı’nda aklımdan geçenler
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Kurtuluş Bayramı’nda aklımdan geçenler

A+A-
Bugün, 28 Haziran… İzmit’in Kurtuluş Bayramı…  Uzun süredir, sevdalısı olduğum bu kentle ilgili sitemlerimi, karamsarlıklarımı derli toplu bir yazıda ifade etmemiştim. Hazır 28 Haziran, şöyle bir içimi dökeyim dedim. 
Malum; 4 gün bu sütunlar boş kaldı. Her tatil tercihimde olduğu gibi, dünyada İzmit’ten sonra en çok sevdiğim ikinci şehir olan Girne’deydim. Merit Otel’de Casino’da “Super poker” masasında oturuyorum. Bu oyunu iyi bildiğimi, iyi oynadığımı-hoş bugüne kadar masadan hiç karlı kalkamadım- düşünürüm. Bizim etimiz ne, budumuz ne. Eğlencelik, küçük oynarım.
Tatilin son günü, masada yanımda bir hayli yaşlı bir amca var. Mükemmel oynuyor. Üstelik büyük oynuyor ve kazanıyor. Bu masalarda oyuncular arasında muhabbet boldur. 
Dayanamadım, “Amca yaş kaç?” diye sordum. Döndü, şöyle bir yüzüme baktı, “100’e beş var” dedi. 
Tam 95 yaşında. Cebinde desteyle Dolar var. Büyük keyif alarak, hiç hırs yapmadan ve çok zekice oynuyor. Üç-dört el döndükten sonra, bir el ara veriyor, yerinden kalkıp, büyük Casino salonunda bir tur yürüyüş yapıp, tekrar gelip oturuyor. “Nerelisin amca” dedim.  Adam benim Dedem yaşında.  “Aslen Urfa Siverek… Ama İstanbul’da yaşıyorum” dedi, “Sen nerelisin” diye sordu. “İzmit” dedim. Bu defa yüzü biraz acıyla bana tekrar baktı:
“-Ah be evlat” dedi. “Ne popülerdi, ne güzel, ne kadar yaşanacak yerdi sizin İzmit… Kocaeli, Türkiye’nin en bilinen, en popüler şehriydi. Şimdilerde hiç adı sanı yok” dedi.
………….
Biz burada hep, “Bu şehir son 10 yılda şöyle yatırım aldı. Böyle büyüdü, bunca güzelleşti. Birkaç yıl uzak kalıp İzmit’e gelenler, gördükleri büyük değişim karşısında şaşırıp kalıyorlar.  Kocaeli, İzmit Türkiye’ye örnek gösteriliyor” nutuklarını dinliyoruz. 
Nedir İzmit’e birkaç yıl sonra gelenlerin gördüğü; sağdan say aynı, soldan say aynı: D-100 üzerinde üç tane yürüyen merdivenli asma köprü. 
İzmit, bu şehre sonradan gelenler için güzelleşiyor, gelişiyor gibi görünüyor olabilir. Ama bu şehirde doğan, büyüyen ve bu şehre sevdalı olan bizler için son yıllarda çok geriledi. Çok kaybetti. Biz bunu çok açık biçimde görüyor, hissediyoruz. Bu bir dert... Ama kenti yönetenlere bunu anlatamıyoruz, bu çok daha büyük bir dert. 
………..
Bu tablodan yerel yöneticileri, İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’ı, Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nu ya da ilimizin diğer ilçelerinin belediye Başkanlarını sorumlu ya da suçlu görmüyorum. Ufuklarımız farklı, dünya görüşümüz, hayata bakışımız, içinde yoğrulduğumuz kültür farklı. Burada doğum büyümüş, bu kente sevdalınmış bizim gibi insanlarla; Karadeniz kökenlilerin, Gümüşhane, Erzurum kökenlilerin hamuru farklı. Bence bu şehir hem doğru, hak ettiği yatırımları almıyor, hem hakları yeterince korunmuyor. 
Perşembe günü gecesi Sabiha Gökçen’e döndüm. Otoyoldan İzmit’e dönüyoruz. Otoyolun İstanbul ili sınırları içindeki bölümü, ışıl ışıl… Arabanın farını bile yakmadan gidersin. Tam Kocaeli il sınırından giriyorsunuz otoyol refüjündeki lambalar ortadan kayboluyor. Kocaeli sınırlarına girdikten sonra İzmit’e kadar otoyol karanlık... Geçin bizim ilimizi, Sakarya sınırlarına girin, otoyol yine ışıl ışıl. Yıllardır otoyolda tabelalarda  “İzmit” yerine “Kocaeli” yazılmasının yanlışlığını anlatamadık. Yıllardır otoyolun ilimiz sınırları içindeki bölümünün aydınlanmasını bile sağlayamadık. 
Bu şehrin trafik düzeni, şehri çiğneyip, transit geçenler için mükemmel. Ama bu şehirde yaşayanlar için arapsaçından farksız. İzmit’ten Karamürsel’e doğru dürüst bir vapur seferi koyamadık. 
Futbolda amatör kümeye kadar düştü bu şehir. Basketbolu, voleybolu,  kadın sporlarını unuttuk. Fuar artık bizim değil. Seka Park belki çok güzel oldu da,  bize hitap etmiyor. Bu şehirde ne kültür kaldı, ne seviyeli bir gece hayatı. Doğru dürüst bir restoran yok. Yapsanız yaşamıyor. 
Bu şehrin, bizim elimizden çok şeyler alındı. İzmit adeta avuçlarımızın içinden uçup gitti. Üstelik bunu anlatamadık, ne zaman anlatmaya kalksak, “Memnun olmayan küçük bir azınlık. Sizin gözünüz var görmüyor, kulağınız var işitmiyor” sitemiyle karşılaştık. 
Futbolu, basketbolu, voleybolu unuttuk. Hepimizden yağlı pehlivan güreşini sevmemiz istendi. 
Sezen Aksu’nun, Bülent Ersoy’un konserlerinin yerine, Mehteran Bölüğü’nün marşları ile yetinmeye razı olduk. Geçenlerde bir İzmitli kardeşim, “Abi İzmit ruhu ile ilgili çok güzel yazıyorsun da, bir işe yaramıyor. Artık bu mücadeleden vazgeç” dedi. Haklıydı da nasıl vazgeçerim…
Türkiye’de  “Teleferik”ten, “Monoray”dan, “Tramvaydan ilk biz söz ettik. Her yerde yapıldı da, biz hala yerimizde sayıyor, tıklım tıkış minibüslerle toplu taşımayı çözmeye çalışıyoruz. 
Kayseri’yi, Konya’yı, Gaziantep’i bir kenara bıraktım. Gidin yanı başımızdaki Sakarya’ya Bursa’ya neler yapıldı. O kentlerdeki hayat ne kadar rahatladı, ne kadar renklendi görün. 
Her Ramazan ayında Türkiye’nin en pahalı pidesini biz yiyoruz. Şehrin her yanında görkemli, mükemmel AVM’ler yapılıyor. Hala bu şehir üretiyor. Hala bu şehir limanların yükünü taşıyor. Ama İstanbul’un havaalanları kalkıp inen uçaklara, yolculara yetmezken, biz bu şehirdeki havaalanından haftanın beş günü ancak Trabzon’a uçabiliyoruz. 
Merzifon Havaalanı’ndan Antalya’ya, Lefkoşe’ye uçak var. Bizim buradan git gel Trabzon. 
…….
Bugün 28 Haziran sevgili dostlar… İzmit’in Kurtuluş Bayramı…  Aslıda kimseye sitem etmeye de çok fazla hakkımız yok. Biz bu dünyanın en güzel şehrini sahiplenemedik. Koruyamadık. İzmit, bizim avuçlarımızın içinden uçup gitti. Bugün İzmit’in düşman işgalinden kurtuluşunun 94’üncü yıldönümünü de Mehteran Marşı, yağlı güreş şampiyonası ile kutluyoruz. Hayırlı, uğurlu, mübarek olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun. 
Bu yazı toplam 387 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum