1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kuvvet üstün anlayış ve…
Kuvvet üstün anlayış ve…

Kuvvet üstün anlayış ve…

“Vur,vur. ” diyor karşısındaki emniyet görevlisine çocuk yaşta diyebileceğimiz delikanlı. ”Vur çekinme. vursana. ” diyor. ”Kuvvet üstün . ”anlayışın geldiği, gelip dayandığı noktayı gösteren

A+A-

“Vur,vur. ” diyor karşısındaki emniyet görevlisine çocuk yaşta diyebileceğimiz delikanlı. ”Vur çekinme. vursana. ” diyor. ”Kuvvet üstün . ”anlayışın geldiği, gelip dayandığı noktayı gösteren küçük ama ibretlik bir tablo. Toplumun tercihleriyle imtihanı adeta. Yıllardır önemsediğimiz ve çocuklarımıza da önemsetmeye çalıştığımız “kuvvet üstün. ” anlayışın geri dönüşümü. Hakk kuvvet muvazenesinde dengelerin güç’ten kuvvet’ten yana değişmesinin tipik bir göstergesi. Aslında sebep-sonuç ilişkisine düşündürücü tablo. Sosyal bilimciler düşünmeli, psikolog’lar düşünmeli, anneler-babalar düşünmeli,düşünüp çözüm üretmesi gerekenler düşünmeli. Kısaca milletçe düşünmeliyiz bu ve benzeri tabloların nedenlerini ve nereye varabileceğini. Ancak bu,düşünceye yabancı hale getirilmiş bir toplumda mümkün olur mu,olursa ne kadar olur bilinmez. En azından ben bilemiyorum.  İstisnaları tenzih ediyorum ama yıllarca çoğunluğumuz,çoluk çocuğumuzu kuvvetli olmaya şartlandırarak yetiştirmedik mi? Ağzımızı açtığımızda “güçlü olacaksın ” demedik mi bizden doğru örnekler bekleyen yavrularımıza? Haklı olmalısın her konuda, haklı olmanı netice verecek  biçimde davranmalısın diye öğütleyerek büyütenimiz maalesef az. Ve bugün toplumun hemen her kesiminde yine hemen her mesele güç’le kuvvet’le çözümlenmeye çalışılıyor. Ve o zaman da bir taraf güçsüzlüğünün ağır ve onur kırıcı bedelini öderken, diğer taraf ta tabi haksız biçimde güçlü olmanın kredisini kullanmış oluyor.  Doğru mu?. Değil tabi.  Peki böyle değil mi genelde bugün? Tablo otada. Çoğunluk birbiriyle kavgalı.  Kişiler, kurumlar, yönetimler,hatta hizmet kadroları kavgalı kendi içinde gizli-açık.  Şimdilik bazıları açığa çıkmamışsa,henüz menfaatler çakışmamış demektir.

Bakın bizde kişiler arasındaki ihtilaf yada tartışmalar bile genelde güçlü öncelikli çözümlerle son’landırılmaya çalışılır. Bu güç ister yasalarla hizmet adına verilmiş muvakkat bir güç olsun,ister pazu gücüne dayansın durum pek değişmiyor. İki kişi arasında bir ihtilaf yada tartışma mı var? Çözüm çalışmaları bile önce güçlü dinlenerek başlar. Güçlünün taraftarları da çok olur. Kimi yemek borusu ile bağlıdır,kimi incir çekirdeğini doldurmayacak menfaatlerle. Karşı taraf “ama ben haklıyım.” diye anlatmaya başlar başlamaz, “geç,geç” derler, ” ”geç onu sen. ”Bunu demeseler de, ekonomik hesaplar girer devreye, siyasi hesaplar girer,bazen de hatırlı kişiler tabi. Kurum ve kuruluşlarda durum pek farklı olmuyor; güçlüler haklı genelde. Haklıların güçlü olduğu istisnai bir durumdur. Kaldı ki,sahip olduğumuz milli ve manevi değerler ile mukaddesler gücü hak’da  hukukta aramamızı emretmekte. Ama olmuyor bir türlü,olmuyor ve haksızlığa uğramışların duyamadığımız sızlanmaları, duyulması gereken makamda duyuluyor.  Sonra!. Sonra, tablo ortada. Güçlünün  haklı değil,haklının güçlü sayıldığı güne kadar da maalesef böyle. Kısaca ifade etmek gerekirse;önce dinlemek,iyi dinleyip doğru yorumlamak ve gücü hak’da,hukuk’da aramak gerek. İşte o zaman çok şeyin olumlu yönde değişim göstereceği muhakkak. Yakındır inşallah…

Bu haber toplam 868 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.