• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Kocaeli 6 °C

Kuzey ve Güney Otoyolları milli projelerdir

İsmet ÇİĞİT
1 Kasım seçimlerinin ardından AK Parti’nin ilk Kocaeli zirvesi, geçen hafta başında yapıldı. 
AK Parti İl Başkanı, Byükşehir Belediye Başkanı, bazı ilçe belediye başkanları, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ile, 6  Kocaeli milletvekili Ankara’da toplandılar.
Konu, 1 Kasım seçimleri önceki Kocaeli halkına verilen sözler ve bu sözlerin takibi..
Her şeyden önce özellikle  Bakan Fikri Işık ile, İl Başkanı Şemsettin Ceyhan’ın  seçimler öncesi bu kent halkına verilen sözlerin takibi konusunda çok hassas olduklarından kuşku duymuyorum. Her fırsatta,  bu seçim vaatlerinin mutlaka yerine getirileceğini söylüyorlar. Yapılan ilk toplantıdan sonra bir açıklama geldi: “Öncelikli Güney Otoyolu projesi hızlanacak” deniyor.
İzmit’in iki yanından geçecek iki yeni otoyol projesi, uzun süredir gündemde. Bunlardan biri Kuzey Otoyolu.. İzmit’in üst tarafından, bugünkü TEM’in de üzerinden, kuzeyden geçecek. Bu yol. Halen yapımı devam eden 3 ncü Boğaz Köprüsü’ne bağlanacak. Kuzey otoyolunun paralelinden demiryolu da geçecek. Bu demiryolu da 3 ncü Köprü’ye (Yavuz Saltan Selim) girecek, Avrupa’ya devam edecek.
İkinci büyük proje, Güney Otoyolu. Bu da çok önemli. Kartepe, Başiskele, Gölcük, Karamürsel, Yalova’dan geçecek. Halen Körfez Köprüsü ile birlikte yapımı devam eden İstanbul-İzmir otoyoluna bağlanacak. 
Elbette Kuzey ve Güney Otoyolları bizim şehrimiz için çok önemlidir. Ama bunlar ulusal projelerdir. Türkiye’nin projeleridir. Seçimler öncesi bu kente verilen yerel  proje sözleri var.. Gölcük, Karamürsel, Köseköy battı çıktıları var. D-100’de ışıklı kavşakların kaldırılması var. Otogar kavşağı işi var.
TOKİ Türkiye’nin pekçok ilinde emekli evleri inşa edecek. Kocaeli henüz emekli evi projesinin içinde yer almıyor.Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Metro  projesi var. Çok hızlı büyüyen bu şehir için, elektrik, su konularında geleceğe yönelik yatırım ihtiyaçları var. Cengiz Topel Havaalanından Türkiye’nin pekçok iyine sefer yapılması sözü var. Sporda canlanmak, futbol, basketbol, voleybol gibi dallarda ulusal liglere takım çıkartılması var.. 
Elbette Kuzey ve Güney Otoyolları ilimiz için önemli. Ama bunlar sadece bizi ilgilendirmiyor. Belli bir vade içinde Türkiye bu iki büyük projeyi zaten yapacak. Bunlar ulusal konular.
Biz, sıkıntıları, beklentileri her geçen gün artan, üstelik AK Parti’ye gerçekten çok büyük destek veren bu kentin yerel sorun ve ihtiyaçlarına  kilitlenmeliyiz.
Şu işe yeniden bak lütfen Hocam
Kocaeli Üniversitesi’nde durduk yerde bir sıkıntı ortaya çıktı. Üniversite Senatosu oy birliği ile 2016-2017 eğitim yılından itibaren, bütünleme sınavlarının kaldırılmasına, dönem içinde verilemeyen dersler için öğrencilerin yaz okuluna devam etmesine karar verdi. 
Türkiye’de bu yöntemi, genellikle özel vakıf üniversiteleri uyguluyor. Çünkü, dönem sınavlarının ardından bütünleme sınavı yapmamak, öğrencileri yaz okullarına almak demek, öğrencilerden ek para almak anlamına geliyor. Bizim eğitim sistemimizde ortaokul ve liselerde bile “Bütünleme sınavı” vardır. Öğrenci ikmale kalır,  dönem sonunda bütünleme sınavına girer. Üniversitelerde ders geçme sistemi uygulanırken, bütünleme sınavları çocuklar için bir sigortadır. Güvencedir. Dönem içinde veremediği dersini dönem sonunda, birkaç hafta sonra bütünleme sınavında verir veya gelecek yıla kalır. Ama bütünleme sınavı da bitince, memleketine gider,. Ailesinin yanında tatilini yapar. Öğrenciye ve ailesine de ek ödeme zorunluluğu çıkmaz.
Geçen salı günü öğrencilerden bir grup, bütünleme sınavlarının kaldırılmasını kararını protesto etti. Umuttepe’de polis, protestoya katılan öğrencilere bir hayli sert davrandı. Gerilim arttı. KOÜ Rektörü Prof.Dr.Sadettin Hülagü, bu gelişmeler üzerine sosyal medyadan açıklama yaptı. Prof.Hülagü, “Bütünleme sınavı” konusunda öğrenci temsilcilerinin görüşlerinin alındığını, konuyu yeniden değerlendireceklerini, ama bu süreçte okulda protesto gösterilerine göz yumulmayacağını söyledi. 
Bu tavrı olumlu buluyorum. KOÜ senatosu, bu kararı mutlaka tekrar gözden geçirmelidir. Önemli olan, öğrencilerin menfaatidir. KOÜ’de ders geçme notu 65’e çıktı. Bütünleme de kalkarsa, görürsünüz gelecek yıllarda KOÜ öğrencilerin daha az tercih ettiği, kaliteli, çok başarılı öğrencilerin kaçmaya başladığı bir üniversite haline de gelebilir.
600 delege salonda olmalı 
CHP İl Kongresi 27 Aralık Pazar günü yapılıyor. Açıkça görünen bir gerçek var. Cengiz Sarıbay, bu kongreden seçilmiş il başkanı olarak çıkacak. 
Kongrenin iki, hatta kimilerine göre, üç listeli olma ihtimali bulunuyor. Varsın olsun.. Partideki hava belli, ilçe kongrelerinin sonuçları ortada.  Sarıbay’ın listesi kongreyi kazanacak.
Pazar günü önemli olan ne biliyor musunuz?.. İl Kongresinde oy kullanma hakkı bulunan 608 delegenin tamamının, tam zamanında kongre salonunda bulunması. CHP’nin ilçe kongrelerinde seçilen 600 il delegesi var. 3 milletvekili, 5 disiplin kurulu üyesi doğal delege. Toplam 608 partili delegenin oy kullanma hakkı bulunuyor.
Bir siyasi partide- özellikle CHP’de- mahalle delegesi seçilirsiniz. İşiniz, ilçe kongresine gidip oy kullanmaktır. Ön seçim delegesi seçilirsiniz. Partiniz ön seçim yaparsa, gider oy kullanırsınız. İlçe kongrelerinde il kongreleri seçilir. Onların işi, il kongresine gidip, oy kullanmaktır. İl kongrelerinde kurultay delegeleri seçilir. Onların işi de kurultaya gidip oy kullanmaktır. Bir siyasi parti üyesi için, partinin delegesi olmak çok önemli bir onurdur. Gururla taşınan bir sıfattır.
Elbette CHP’de küskünler var. Cengiz Sarıbay ve ekibine karşı olanlar var. Olabilir. Gelsinler, oy kullanmasınlar. Ya da sandığa boş zarf atsınlar, oylarını iptal ettirsinler. Bu siyasi bir tavırdır. Ama delege olup kongreye gelmemek. İşte bu saygısızlıktır, terbiyesizliktir.
İlçe kongrelerinde il kongresi delegeliği listeleri çok titizlikle hazırlandı. Aslında hak eden pekçok partili,  kontenjanlar sınırlı olduğu için il delegesi olamadı. Şimdi, il delegesi seçilmiş 600 partili var. Mutlaka pazar günü tam kongre başlarken Sabancı Kültür Merkezi’nde olmalıdır.  Eğer pazar günkü kongrede CHP delegelerinin yüzde 10’undan (60 kişi) fazlası salona gelmez, oy kullanmazsa, bu CHP’nin Kocaeli’de tükendiği anlamına gelecektir. Parti delegesi bile partisini önemsemezse, vatandaş neden önemsesin. 
CHP’de mahalle delegeleri seçimleri de, ilçe kongreleri de çok düşük katılımlarla gerçekleşti. Parti yara aldı. Pazar günü il kongresi bütün delegelerin kongreye katılımı ile gerçekleşmelidir.
Türkiye fotoğrafı çok ürkütücü
Çarşamba günü öğleden sonrasının tamamını evde geçirdim. Ziraat Türkiye Kupası maçlarını izlemeyi planladım. Saat 13.00’den itibaren televizyon başındaydım. Televizyonlardaki haberleri izlerken moralim bozuldu. 
Türkiye fotoğrafı şu sıralar çok kötü, ürkütücü. Terör örgütü PKK; uzun yıllar kırsal alanda terör  estirdi. Askeri karakolları, kırsalda devriye yapan güvenlik güçlerine saldırdı. Şimdi, tamamen savaş kentlerin, masum insanların içine çekildi. 
Güneydoğu’da sokağa çıkma yasakları var. İnsanlar perişan., Evlerin arasında, sokak  aralarında otomatik tüfekler ateşleniyor, silah sesleri duyuluyor. İlçelerin sokaklarında tanklar geziyor. Güneydoğu’daki bu görüntülerin ötesinde, İstanbul Gazi Mahallesi’nde terör örgütü mensuplarının cenaze törenlerinden görüntüler geldi. İstanbul’da yüzleri maskeli, ellerinde otomatik tüfeklerle teröristler dolaşıyor. Polis ateş ediyor.. Başka bir görüntü. Sabiha Gökçen Havaalanında apronda bomba patlıyor. Gariban kadın temizlik işçisi ölüyor. 
Ortadoğu ülkelerinde iç savaş görüntüleri izlerdik ya. Şimdi bizim ülkemizde bu görüntüler var. Gerçekten dehşet verici. Nereye gidiyoruz diye soruyor insan.. Bu haberlerle ilgili resmi açıklamalarda, “İki güvenlik mensubu şehit oldu. Ama terör örgütünden 150 kişi etkisiz hale getirildi” şeklinde cümleler kullanılıyor ya. Bu üslubu da çok yadırgıyorum. 20-25 yaşında gencecik askerler, polisler. Yeni evlenmiş. Yeni bebek sahibi olmuş. Ölüyor insanlar..” Benden bir gitti, ötekinden 100”       mantığı olabilir mi?.. 
Türkiye’nin sorunlarını masanın üzerine koyması lazım. Bir iç savaşa doğru sürükleniyoruz. Türkiye’nin bu hale gelmesini isteyen, körükleyen, buna katkı sağlayan dış güçler elbette var. Ama biz, kendi sorunumuzu, kendi insanlarımızla kendimiz çözmeliyiz.
Güneydoğu’daki maç neden yayınlanmıyor 
Hafta içinde Ziraat Türkiye Kupası  grup  2 nci maçları oynanıyor.Maçları, iktidara yakınlığı ile de bilinen Sabah Grubunun (aTV), aspor), ahaber) kanalları yayınlıyor. Gerçekten çok önemli hizmet veriyorlar. Maç yayınları son derece kaliteli. Kastamonu’dan, Sivas’tan, Buca’dan, Türkiye’nin 4 bir yanından kupa maçlarını canlı yayınlıyorlar.
Türkiye Kupası’nda  grup maçları seviyesine gelen tek Güneydoğu Anadolu takımı, Diyarbakır Amedspor..Bu takım geçen yıla kadar  Diyarbakır Belediyespor olarak liglerdeydi. Adını değiştirdi. Kuşkusuz Amedspor adı antipatik.. Ama böyle bir takım var ve ligde mücadele ediyor. Hatta Birlikspor’un grubunda, Yarımca’ya da gelip lig maçı oynadı.
Çarşamba günü Kupa’da  Amedspor-İstanbul Başakşehir maçı da vardı.  Sabah grubu televizyonları bütün maçları yayınladı, Diyarbakır’daki bu maçtan canlı yayın yapılmadı. Hatta, maçtan özet görüntüler bile yayınlanmadı. Ben bir futbolsever olarak, Amedspor-Başakşehir maçını izlemek istedim, merak ettim. Güneydoğu’dan Kürt takımlarının maçlarını yayınlamak yasak mı?.. Ya da orada oynanan maçlar sırasında canlı yayında provokasyondan mı korkuluyor. 
aHaber ekipleri, sokağa çıkma yasağının olduğu Cizre’deydi. Oradaki savaş görüntüleri haberlerde yayınlandı. Ama Amedspor-Başakşehir maçından canlı yayın yapılmadı. O Amedspor büyük olasılıkla grubunda ilk ikiye girecek. Bir sonraki turda  büyük takımlardan biriyle eşleşirse ne olacak?..
Bi sorun, sıkıntı varsa, Güneydoğu’da futbol da yasaklansın. Eğer devlet orada resmi maçları oynatacak ortamı sağlayabiliyorsa, diğer bütün maçlar gibi, oradaki maçlar da televizyondan canlı yayınlansın. Görelim bakalım, neler oluyor?.
Darbe döneminin en sevimli yüzüydü
12 Eylül 1980 askeri darbesi dönemini hatırlayan, o günleri yaşayan insanların sayısı giderek azalıyor. Ben o günleri, çok genç bir gazeteci olarak yaşayan insanlardan biriyim.
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bugün Türkiye’nin halini çok kötü gören, basın özgürlüğünün, yargı bağımsızlığının ayaklar altında olduğunu düşünen pekçok insan var. Emin olun, 12 Eylül dönemindeki ortam, bugünlerden milyon kat daha kötüydü. 
İşkence vardı. Herkes bilirdi.  Yapılan haksızlıklara karşı en küçük bir itiraz söz konusu olamazdı. Halk iradesi tamamen ayaklar altındaydı. Ülkeyi yöneten Askeri Konsey, yerel temsilcilerine sınırsız yetki vermişti. Yetki alan astsubay bile, astığı astık, kestiği kestik davranıldı.
O dönemde, devlet adına yüzü samimiyetle gülen, insanlara gerçekten güven veren çok nadir asker kökenli isimlerden biri Bülend Ulusu’ydu. 12 Eylül döneminin Başbakanı, 9 nci Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülend Ulusu, 1983’de demokrasiye yeniden geçilene kadar Başbakan olarak görev yaptı. Dönemi bitti, köşesine çekildi. Hiçbir tartışmanın içinde yer almadı. Taa ki, 92 yaşında geçen gün vefat edene kadar sanırım pekçok kişinin yaşadığından bile haberi yoktu. 
Bülend Ulusu’nun Başbakanlığı, askeri darbe yönetiminin sertliğini yumuşatan bir katalizör gibiydi. Dün toprağa verildi. Allah rahmet eylesin.
DUVAR YAZISI 
Demirtaş’ın Moskova ziyareti
zamanlama açısından çok 
yanlış oldu. Belki bundan sonra
siyasete Putin’le devam edecektir.
Bu yazı toplam 432 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37