• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 4 °C

Kuzu gibi işçi neden ayaklandı?

İsmet ÇİĞİT
İki hafta kadar önce Bursa’da Fransız Renault’ta başlayan, ilimizde Ford Otosan’a sıçrayan, otomotiv sektöründe yayıldıktan sonra, metal sektöründeki bütün işyerlerine yayılma eğilimine giren işçi eylemlerini, başta sendika ağaları olmak üzere, Türkiye’de herkesin,  özellikle bütün işverenlerin çok iyi analiz etmesi gerekir. 
Türkiye, son yıllarda sanayi üretimini arttırmaya başladı. Yerli, yabancı yatırımcılar önemli fabrikalar kurdular. Kim ne derse desin, Türkiye’de emek belki Çin, Tayvan, Endonezya ve bazı Afrika ülkeleri hariç, özellikle AB ülkeleri ile kıyaslandığında çok daha  ucuzdu. Dahası Türkiye’de gerçek manada sendikacılık yapılmıyor, çalışan insanların haklarını ülkeyi yönetenleri bir kenara bırakın, her ay aidat ödedikleri kendi sendikaları bile kollamıyordu.
………
Metal sektörü en hassas sektörlerden biridir. İş kazalarına açık, ağır ve üstelik imalat aşamasında son derece hassas sektördür. Metal sektöründe çalışanların bir sendikada örgütlü olması, işverenin de menfaatinedir. Zaten bu sektördeki işverenlerin tamamına yakın bölümü, MESS (Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası) bünyesinde örgütlüdür. MESS üyeleri,  çalışanları adına sendikalarla tek tek pazarlığa oturmazlar. İşveren sendikası, sektördeki üç işçi sendikası ile (Çelik İş, Türk Metal, Birleşik Metal) ayrı ayrı grup sözleşmesi yapar. 
Malum, Türk-İş son yıllarda siyasi iktidara yaslandı. Türk-İş bünyesindeki en büyük, en fazla üyeli sendikaların başında gelen Türk Metal de, siyasi iktidarın arka bahçesi haline geldi. Üyelerinin istek ve taleplerini değil, siyasi patronlarının istek ve taleplerini takip eder oldu. 
Bu arada işçiyi ezdiler. İşçiyi yok saydılar. Oysa bizim metal işkolu işçileri kuzu gibiydi. Her yıl, en fazla enflasyon oranında ücret artışına imza atan sendikalarına baş kaldırmaz, işyerlerindeki baskılara sesini çıkartmazdı. 
İşverenler giderek acımasızlaştı. Hem insanca ücret vermedikleri işçilere bir yandan da kabul edilemez baskılar yapmaya başladılar. Gerçekten hasta olup, iki gün rapor alan işçi, rapor bitip işine döndüğünde kapı önüne konulduğunu öğrendi. Nasıl olsa dışarıda üç kuruş maaş karşılığında bir büyük otomobil fabrikasına kendisini atmak için hevesle bekleyen insanlar vardı. 
Bu eylemler başlamadan birkaç hafta önce bir otomobil fabrikasında işçi olarak çalışan bir okurum yanıma gelmişti. Çalıştığı fabrikada haftalardır zorla mesaiye kaldığını, yeni evli olduğu halde hafta tatili bile yapamadığını anlattı. Hafta sonunda, pazar günü devam ettiği Açık Öğretim Fakültesinin sınavlarına girecekti. Bu en doğal hakkıydı. Ama hafta sonunda bile mesai yazılmıştı. Sınav saatinde işte, üretimin başında bulunması isteniyordu. Sendikasına, Türk Metal’e gitmiş, sınava girme hakkının işveren nezdinde korunmasını istemişti. Sendika yöneticileri, “Biz karışmayız. Git doktordan rapor al, sınavına git” demişler. Ama sahte rapor aldığı öğrenilip, işten atılırsa karışmayacaklarını da belirtmişler. 
Düzen nasıl işliyordu biliyor musunuz?.. Fabrikalar sürekli işten adam çıkartıyor, kaşının üzerinde gözün var diyerek insanları kovuyor, yerlerine alınacak yeni işçileri de,  o kovulan işçilerden aylarca aidat kesen sendikaların yöneticileri yeni eleman buluyorlardı. İş buldum, işe girdim diye göbek atan, kendisine bu işi bulmasında torpil yapan sendika üyelerine meftun olan garibim işçi, birkaç ay sonra aynı muamele ile karşılaşacağını hiç düşünmüyordu. 
……….
Türk Metal, son grup sözleşmesi için de masaya, işçilerine “Sınıf mücadelesi” nutukları atarak oturdu. MESS işveren sendikası ile,  Türk-İş’e bağlı Türk Metal sendikası arasındaki pazarlık, bu pazarlıklar için tanınan yasal süre içinde “kayıkçı kavgası” şeklinde devam etti. Sektördeki diğer sendikalar, özellikle Birleşik Metal, MESS karşısında daha fazla ücret ve daha insanca çalışma koşulları için direnmeye çalışırken, Türk Metal tam da beklendiği gibi, yasal sürenin sonunda MESS’in önüne koyduğu metni imzaladı. 
Türk Metal üyeleri, üç kuruş zam aldığında, Dolar 2.30 TL civarındaydı. Dolar 2.80’i buldu, zaten üretiminin çok büyük bölümünü ihraç eden başta otomotiv sektörü olmak üzere metal sektöründe işverenler işçiye verdikleri zammın büyük bölümünü zaten kurtarmış oldular. İşçinin maaşı, Dolar bazında sözleşme öncesinden daha düşük seviyeye inmişti.
………
Metal sektöründeki temel sorunlardan biri, metal eşya üreten işyerleri ile, otomotiv ve otomotiv yan sanayi alanında faaliyet gösteren işyerleri arasındaki ücret farkıdır. Çok büyük olasılıkla, Çalışma Bakanlığı yakında yeni bir düzenleme yapacak. Bugün aynı iş kolunda gözüken buzdolabı, çamaşır makinesi, demir-çelik ve ürünleri üreten sanayi kuruluşları ile, otomotiv sektöründeki işyerlerinin sendikaları farklı olacak. MESS’le de beyaz eşya işçileri ile, otomotiv işçileri ayrı ayrı pazarlık yapacaklar. 
Çok uzun yıllar önce, lastik sektöründe çok çetin bir pazarlık dönemi yaşanmış, ilimizdeki lastik fabrikaları uzun süreli bir greve çıkmışlardı. Grev, işçileri de işverenleri de rahatsız edecek kadar uzamıştı ama, iki taraf da taviz vermiyordu. Ben çok gençtim.  Ama hem dönemin Lastik-İş yöneticileri, hem dönemin lastik sektörü işverenleri, beni gayri resmi arabulucu olarak kabul ettiler. Lassa, Goodyear, Pirelli’nin en üst düzey yöneticileri ile, Lastik-İş’in o dönemdeki yöneticileri ile toplantılara girdim. Lastik işverenleri, patronlar, “İşçi sana inanıyor. ikna et. Yoksa bu fabrikaları kapatacağız” diyorlardı. Sendika yöneticileri önüme işçilerin taleplerinde ne kadar haklı olduğunu gösteren rakamlar koyuyorlardı. Sonunda o büyük grev dönemi aşıldı. Zaten sonra Lastik-İş’te Karacan dönemi başladı ve işçiler adına her şey yoluna girdi. Bakın dün, Karacan bir kez daha oy birliği ile ve rakipsiz olarak Lastik-İş’in Genel Başkanı seçildi. Ama öbür tarafta Türk Metal üyeleri, sendikalarını terk ediyorlar. 
……….
“Ben gerekirse Türkiye’deki fabrikamı kapatır, gidip Romanya’da yeni fabrika kurarım. Ayda 100 Dolar’a işçi hazır” diye çok masal anlatan bir fabrika yöneticisinden dinlemiştim. Gitmiş, uluslararası marka Romanya’da fabrika kurmuş. İşletmeye açmışlar. Gerçekten işçi maliyeti 100 Dolar. Ama bir süre sonra işçilerin fabrikadaki tornavidayı, çiviyi, penseyi,  taşınabilir bütün alet edevatı çaldıklarını, sözde ucuz gözüken işçilik maliyetinin Türkiye’den çok daha yüksek olduğunu görüp, pişman olmuşlar. Bir gerçek de şudur. Türk işçisi, hem fabrikasını korur, hırsızlık yapmaz, hem de gerçekten uluslararası standartta üretim yapar. 
8 Haziran seçimlerinin sonuçları önemli. Seçimlerden çıkacak sonuca göre, otomotiv sektöründe direnen işçilerin tamamı, 8 Haziran sabahı işten atılabilir. Benim işverenlere tavsiyem şudur: Bu kuzu gibi işçiler boşuna ayaklanmadı. Onların sesine kulak verin. Ben bunu bu kapıdan atar, öbür kapıdan daha ucuz işçiyi alırım hesabını bırakın. Bu insanlar haklı. Bu insanlar pazarlığa açık. Otomotivde başlayan, bütün metal sektörüne yayılan ve Türk Metal’i hedef alan bu direniş, Türkiye’nin çalışma hayatında bazı haksızlıkları ortadan kaldıracak önemli bir fırsat olarak görülmelidir. 
Bu yazı toplam 380 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 7
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37