1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Lekeyi temizleyecek, hesabı verecek kurum İl Hakem Kurulu’dur
Lekeyi temizleyecek, hesabı verecek kurum İl Hakem Kurulu’dur

Lekeyi temizleyecek, hesabı verecek kurum İl Hakem Kurulu’dur

Önce olayı özetleyelim: Geçtiğimiz hafta Darıca Nene Hatun Stadı’nda U–17 Play- Off maçı oynanıyor. Maçın devre arası geliyor, hakemler soyunma odasına yöneliyor. Bu sırada iki genç kız da

A+A-

Önce olayı özetleyelim: Geçtiğimiz hafta Darıca Nene Hatun Stadı’nda U–17 Play- Off maçı oynanıyor. Maçın devre arası geliyor, hakemler soyunma odasına yöneliyor. Bu sırada iki genç kız da hakemlerin hemen arkasından soyunma odasına giriyor. Maçı izleyen bir gazetecinin dikkatini çekiyor bu olay. Hemen pusuya yatıyor. Kısa bir süre sonra ikinci yarıyı başlatmak için hakemler soyunma odasından çıkarken gazeteci arkadaşımız fotoğraf çekmeye başlıyor. Üç erkek hakem, iki kız soyunma odasından çıkarken objektiflere yansıyor. Bu arada yardımcı hakem Samet Sütütemiz’in kızlardan birini (Yanaktan mı, dudaktan mı belli olmuyor) öptüğü fotoğraf karelerine yansıyor. Ertesi gün Gebze Hedef Gazetesi bu fotoğrafları kare kare yayınlayıp, “İki kız, üç hakem” başlıklı haber yapıyor. Haber büyük rezalet, büyük skandal, kare bir leke olarak kamuoyunu duyuruluyor. Ulusal gazetelerin de ilgisini çekiyor haber, onlar da alıp kullanıyorlar. Türkiye birkaç gündür bu olayı konuşuyor.

Hemen her maçta yaşanan bir olay

Gelelim yorumumuza. İlk bakışta devre arasında iki kızın soyunma odasına girmesi büyük rezalet, hatta skandal olarak değerlendirilebilir. Daha doğrusu işi bilmeyenler böyle düşünebilir. Ancak son birkaç yıl amatör futbolu yakından takip edenler aslında ortada öyle çirkin, skandal diye adlandırılacak bir durumun olmadığını biliyorlar. Önce iki kızın kim olduklarını belirtelim. Biri HİF hakemi, diğeri yardımcı hakem Samet Sütütemiz’in kız arkadaşı. (Yardımcı hakemin öptüğü kız arkadaşı oluyor)  Bu iki kız ile hakem triosu maça birlikte gelmişler. Devre arasında da soyunma odasında sohbet etmişler. Bir çok amatör maçta bu olur. Görevi olmayan hakem veya görevli hakemin arkadaşları maç öncesinde, devre arasında veya sonrasında soyunma odasına girer. Alışılagelmiş bir durumdur bu. Talimatlara göre hakem odasına girilmesi yasaktır ama bu yasağa pek uyulmaz. İl Hakem Kurulu bunda bir sakınca görmez.

Temizlesinler lekeyi,versinler hesabını

Sonuç olarak: Darıca’daki olay bir skandal, bir rezalet veya bir kara leke değildir. Ortada ahlaki bir suç veya kusur yoktur. Hakemleri veya iki kızı bu yönde suçlamak doğru da değildir, haklı da. Ancak sonuçta bir talimat vardır.

Hakemlerin soyunma odasına girmek yasaktır. Bu talimat uygulanıyor olsa hiç böyle bir durum ortaya çıkmayacak, yanlış anlaşılma olmayacaktı.  Yasağa rağmen soyunma odasına hakem arkadaşını veya kız arkadaşını alan hakem triosunun suçlu olduğunu söyleyeceğiz ama son yıllarda bir çok maçta yaşanıyor bu olay. Bunu İl Hakem Kurulu da çok iyi biliyor ama bir ceza vermiyor. Dolayısıyla bir suçlu arıyorsak, adresimiz İl Hakem Kurulu olmalı. Yaşanan bu olayla ilgili Futbol Federasyonu veya Merkez Hakem Kurulu’na hesap vermesi gereken kurum talimatları uygulamayan İl Hakem Kurulu’dur.

Birkaç gündür Türkiye Darıca’daki olayı konuşuyor, bu ilin hakemleri hiç suçları olmamasına rağmen ahlaksızlıkla suçlanıyorsa, bu ilin hakem kurumunun saygınlığına leke sürülüyorsa bunun sorumlusu, suçlusu İl Hakem Kurulu’dur. Versinler bakalım hasasını, temizlesinler bakalım sürülen lekeyi.

Spor ahlakı üzerine verilen en güzel mesaj

Dün internet sitelerine göz atarken bir açıklama dikkatimi çekti. G. Saray taraftar grubu Ultraaslan’ın açıklaması. Kazım Kazım transferine tepki gösteriyor grup. Taraftar grubu deyince insanın aklına hemen bağırarak- çağırarak, döverek- söverek gösterilen bir tepkiler geliyor. Hiç öyle değil, hatta tam tersi. Spor ahlakına, Fair-Play ruhuna yakışır bir üslupla gösteriyor tepkisini grup. Açıklamada öyle ince mesajlar, öğle iğneleyici laflar var ki, tam derslik.  Bu açıklamadan Türk spor kamuoyunun alacağı çok önemli mesajlar var. Türk sporunda yönetim zihniyetinin nasıl olması gerektiği açık ve net olarak veriliyor. Adeta taraftar grubu yönetimine doğru yolu gösteriyor. Lafı fazla uzatmayayım. Açıklamayı okuyun, benim gibi tüyleriniz diken diken olacaktır.

İşte Ultraaslan’ın o tarihi açıklaması: "Bilindiği gibi Colin Kazım Fenerbahçe’den Galatasaray’a transfer olmuştur geldiği kulüpteki yaşantısı, davranışları ve kötü imajı ile tanınan ve sık sık  gördüğü kırmızı kartlarla takımını en hayati maçlarda yalnız bırakmayı alışkanlık haline getirmiş bu oyuncunun teknik direktörümüz Georghe Hagi tarafından mutlaka alınmak istenmesi  kendisi hakkındaki olumlu görüşlerimizi zedelemiştir. Elbetteki Galatasaray’da transferi teknik direktör ister yönetim hayata geçirir ancak daha kısa bir süre önce disiplinsiz diye kendi evladımız kaptanımız Arda Turan’a bile ceza veren, Misimoviç, Jo, Keita  gibi uluslararası yetenekleri gönderen yönetimimizin bu transferi  gerçekleştirmesine akıl sır erdiremedik. Ne Colin Kazım'ın söz verip "yakında çocuğum olacak ben futbol  oynamak istiyorum” demesi ne de Hagi'ye söz vermesi bu transferin gerçekleşmesini sağlamamalıydı.

Tarihi örnek sporcu ve kaptanlarla dolu olan (Metin Oktay, Cüneyt Tanman, Bülent Korkmaz, Hakan Şükür) Galatasaray'ımızın bu oyuncuyu transfer etmesi saydığımız tüm kaptanlara da bir haksızlık olduğunu belirtir, ultrAslan olarak herkesi aklıselim davranmaya davet ederiz.

Bugüne kadar olan ağırbaşlı ve soğukkanlı duruşumuz kimseyi yanıltmasın, bizlere Galatasaray terbiyesi ve duruşunu öğreten tüm büyüklerimize ve yönetimimize bu öğrettiklerini hatırlatır buna da uygun davranmaları gerektiğini belirtiriz.

Anlaşılıyor ki bu işi yapamıyorsunuz..."

Taraftar köşesi

“Sayın büyüğüm size uzun zamandır yazmak istiyorum kısmet bugüne imiş. Öncelikle Kocaelispor ile ilgilenen daha doğrusu Kocaelispor’umuza sahip çıkan Sayın valimize sonsuz minnet duygularımı gönderiyorum. Son okuduğum haberde dediği gibi borcun kimsenin gözünü korkutmaması gerektiğidir ama maalesef yıllardır Kocaeli’nde yaşayan herkes (buna siz basın mensupları da dahil) yok şöyle büyük borç yok böyle büyük borç diye dillendirdik. Ama Sayın vali ne oluyor dedi devlete olan borcun ne olduğunu nasıl ödenebileceğini pat diye yüzümüze vurdu. Gelin bunu büyük başlıklarla yazın felaket tellallığını sizin önderliğinizde basınımız bıraksın. TFF’ ye olan borçlar zaten ödenmesi mecbur olan borçlar. Burada iyi ayırt edilmesi gereken durumlar var. Bunun üstüne gidilmeli Sayın Hayrettin Bey” TARAFSIZ 41

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.