1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. MAALESEF HER ŞEYİ BİLİYORUZ  
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

MAALESEF HER ŞEYİ BİLİYORUZ  

A+A-

Vakti zamanında çok yetenekli hem de akıllı bir ressam, harikalar yaratan fırçasından çıkan tablolarını bir araya getirip sergi açmaya karar vermiş ve açmış. Sonra heyecanla ziyaretçileri beklemeye başlamış. Bir süre sonra genç ressamın resim sergisine insanlar çok ilgi gösterip gezmeye başlamışlar. Gözleri mutluluktan ışıl ışıl olmuş. Ziyaretçiler sergiyi gezerken bir anda tüm gözler bir sese yönelmiş. Çok yaşlı bir ziyaretçi, bir tablonun önünde durmuş ve genç ressamı yanına çağırmış. Genç ressamda heyecanla yaşlı ziyaretçi herhalde tabloyu çok beğendiğini söyleyecek diye koşarak yanına gitmiş. Yaşlı adam Atlı Asker tablosunun önünde “Bak delikanlı bu süvarinin çizmeleri olmamış” diye serzenişte bulunmuş. Genç ressam niye diye sorunca, yaşlı adam, ben 70 yıllık çizme ustasıyım, çizmenin bağcıkları şöyle şöyle olmalı, kancaları da böyle böyle olmalı demiş. Genç ressam aman efendim görüşünüze saygı duyarım deyip, hemen fırçasını eline alıp yaşlı adamın dediklerini bir bir düzeltmiş. Yaşlı adam tamam şimdi oldu demiş.

Herkes yaşananları pür dikkat izlerken, yaşlı adam tekrardan, delikanlıya bak oğlum bu süvarinin miğferi de olmamış deyince, genç ressam işte o an tarihe geçecek o sözü söylemiş. Amca sen çizme ustasısın lütfen “Çizmeyi Aşma” demiş. Bu hikayeyi çok severim ve zamanı geldiğinde de dostlarıma anlatırım. Hadi gelin yaşanmış bu olaydan hepimiz kendimize bir ders çıkaralım. Çoğumuz zaman zaman bu hataya düşmüyor muyuz? Ne dersiniz? Mesela dostlarımızla bir misafirlikte veya bir kahvehanede televizyon haberlerini izlerken siyasetle uzaktan yakından hiç ilgimiz veya bilgimiz olmadığı halde kendimizi Cumhurbaşkanı, Bakan veya Milletvekili gibi görüp yorum yapmıyor muyuz? Yapıyoruz. Yine televizyondan maç izlerken veya bizzat bir maça gittiğimizde kendimizi teknik direktör veya hakemmiş gibi görüp futbolculara hakemlere kızıp bağırmıyor muyuz? Bağırıyor. Yine kendimizi Müftü gibi görüp dini konularda fetva vermiyor muyuz? Veriyoruz. Hatta çoğu zaman kendimizi doktor sanıp hastalara ilaç bile tavsiye etmiyor muyuz? ediyoruz. Yani anlaşılan bir konuda bilgimiz olsa da olmasa da illa o konuda bir şeyler söylemek ihtiyacı hissediyoruz kendimizde.

Bilmiyorum bütün dünya milletlerinde böylemi ama maalesef Türk Milleti olarak çoğumuzun böyle bir zafiyeti var. Yahu arkadaş bu insanlar kendi dallarında boşa mı okuyup senelerce okul sıralarında dirsek çürütmüşler. Benim anlatmak istediğim herkes bildiği konuda yorum yapıp, bildiği konuda konuşsa inanın ülkemizde ne bu kadar kavram kargaşası ne de gereksiz tartışmalar olacak. Çok değerli bir Profesör hocamız bizlere derdi ki çocuklar uzmanı olduğum konuda çok şey biliyorum fakat en iyi bildiğim şey haddimi bilmektir. Böyle güzel bir sözün karşısında artık ne söylenebilir ki. Herhalde biz demokrasiyi herkesin her konuda bilgisi olmadığı halde aklına geleni söyleyip olur olmaz yorumlar yapması anlamında algılıyoruz galiba. Böyle bir demokrasi anlayışı dünyanın hiçbir yerinde yok.

Tam bu noktada atalarımızın çok güzel bir sözünü size hatırlatmak isterim demişler ki “Biliyorsan söyle insanlar ibret alsınlar, bilmiyorsan susta bari seni adam sansınlar” Birde şu hatayı çokça yapıyoruz. Bilmediğimiz bir konuda yorum yapmamamız gerekiyordu, ama yaptık birilerini eleştirdik diyelim. Bari eleştirilerimizi usturuplu yapalım da kalp kırıp bir daha birbirimizin yüzüne bakamayacak duruma düşmeyelim.  Arkadaş illa her konuda haklı olmamız gerekmez ki, bu kadar inatlaşmanın ne anlamı var. Ama olur mu illa her konuda haklı çıkacağız. Eskilerin tabiriyle zeytinyağı gibi hep üstte olacağız.  İnatlaşma deyince aklıma geldi bununla ilgilide sizlere bir hikaye anlatayım. İki arkadaş ormanlık bir alanda otururken karşı kayalıkta bir karartı görürler. Biri derki arkadaş şu karşı kayanın üzerindeki keçinin ne kadar büyük boynuzları var bir baksana öbürü de derki yok arkadaş ne boynuzu onlar kanatları o kartal der ve aralarında tartışmaya başlarlar. Yok, keçiydi, yok kartaldı derken birden kayanın üzerindeki karaltı havalanıp uçmaya başlayınca öbürü az evvel keçi diye ısrar eden arkadaşına dönüp gördün mü bak benim dediğim doğruymuş kartalmış deyince hala keçide ısrar eden arkadaşı ona dönüp, vay arkadaş ilk defa uçan bir keçi görüyorum deyip o kızgınlıkla yanından hızla ayrılır. İnadında böylesi olur mu demeyin. Demek ki oluyormuş.

Hani yukarıda dediğim gibi illa her konuda haklı çıkacağız. Aramızdaki kavgaların çoğu da bundan çıkıyor zaten. Gördüğüm kadarıyla kısa zamanda pek değişeceğe de benzemiyoruz herhalde. Ne yapalım birbirimizi böyle kabul edip beraberce yaşamaya devam edeceğiz başkada çaresi yok. Allah sonumuzu hayreylesin diyelim ve bu haftaki yazımızı da öyle tamamlayalım. Herkese iyi pazarlar.

Bu yazı toplam 1012 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.