Kocaeli 23°C- 16 Eyl, 2014-
19 10 05, 00:00 TSİ
19 Ekim 2005, 00:00 TSİ
yazarın sayfasına git
Ali GÜNDOĞDU

Alpaslan Seymen Farkı

Cumhuriyet Halk Partisi, İzmit'te belediyeleri yaklaşık 15 yıl elinde bulundurdu. CHP'li döneme Sefa Sirmen damgasını vurdu. Sirmen'in başkan olduğu dönemde CHP İl ve Merkez İlçe Örgütleri son derece etkindi. Örgütlerde en çok da Sirmen'in kayınbiraderi Alpaslan Seymen'in gücü hissediliyordu. Adeta Seymen ne derse o oluyordu. Delegelerin, yönetimlerin belirlenmesinde hep Alparslan Seymen'in imzası bulunuyordu.
O dönemde Alparslan Seymen'in bu gücü eniştesinden, yani Sefa Sirmen'den aldığı, Sirmen'in gidişiyle bu gücün de gideceği söyleniyordu.
Ama öyle olmadı.
Sefa Sirmen gitti, ama Alparslan Seymen yine dimdik ayakta.
Bunu bir kez daha gördük.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın geçen perşembe günü Kandıra'ya gelişinde Tertip Komitesi Başkanlığını Alparslan Seymen üstlenmişti. Kimine göre Baykal'ın Kandıra'ya gelişiyle ilgili hazırlıklar abartılıydı. Ancak CHP'nin, CHP'lilerin ruhunda kurultay ve mitingleri gövde gösterisine dönüştürmek hep vardır. Ve bu ruha uygun olarak Baykal da en iyi şekilde karşılanmıştır.
Günlerden perşembe, yani hafta içi, zaman olarak da akşam vakti, olmasına rağmen Kandıra'da binlerce kişi toplandı. Kandıra'ya Kocaeli'nin dörtbir yanından insan aktı.
CHP'nin miting ruhu bir kez daha şahlandı.
İşte bu tablonun baş mimarı Alparslan Seymen'dir. Kuşkusuz tüm partililerin emeği ve gayreti vardır, ama Alparslan Seymen'in organize konusundaki ustalığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ben şahsen Alparslan'ı da, tüm örgüt yöneticilerini de tebrik ediyorum. Eminim ki ilk seçimlerde bu tabloları yine görmek nasip olacaktır...

Futbolun Zevki Burada
Hayatımda ilk kırmızı kartı gördüğümde daha çocuktum.
Bir futbolcu olarak değil, bir seyirci olarak gördüm...
Yani kırmızı kartın bir futbolcuya gösterildiğini...
1970'li yılların sonlarına doğru Eski Stat'ta oynanan bir MAP Kavaklı maçındayız. MAP Kavaklı bizim mahallenin amatör futbol takımı. En iyi oyuncu da İbo (İbrahim Öztürk)...
Rakip futbolcuyla tartıştı, sonra bir kafa geçirdi...
Tıpkı Zidane gibi...
Ve hakem kırmızı kartını çıkardı...
İbo soyunma odasının yolunu tuttu.
Ceza Kurulu "ömür boyu futboldan men" cezası verince de futbol hayatı bitti...
...
Esasen futbol budur...
Kimi seyirciler kemik sesi duymak, kafa göz yarılan kavgalara tanık olmak için giderler statlara...
Ne doktorlor, mühendisler, avukatlar bilirim İsmetpaşa'nın Şeref Tribünü'nde, hakeme, rakip takıma ağza alınmayacak küfürler savuran...
Küfür, futbol ritüelinin kutsal ilahisidir...
O ilahi mutlaka söylenecektir...
Futbol ibadetinin kabul görmesi için bu mutlak gerekir...
...
Gelelim Zidane olayına...
Ve bundan sonra sözü üstat Hasan Pulur'a bırakalım:
"Olay yavaş yavaş aydınlanıyor, İtalyan küfretmiş, "Zidane" da anasına ve kız kardeşine "orospu" denmesini hazmedememiş ve kafayı atmış.
Demek ki, Cezayir kültürüyle, Türk kültürü arasında bir benzerlik var. Onlarda da, bizde de anaya, bacıya küfretmek kolay hazmedilmiyor. Bir araştırma yapılsa, kaç kişinin "ananı, bacını sinkat edeyim" lafından sonra, elini kana buladığı, silaha, bıçağa sarıldığı ortaya çıkar.
...
Belki bir İtalyan, bir İngiliz, hatta Alman bunu anlayamaz, hayretle karşılar. Hatta "Canım ne olmuş, küfredince anasına ne olmuş?" diye sorabilir.
Mantık olarak doğru olsa da, duygular her zaman mantıkla yatıştırılamaz, değerlendirilemez ki.
Üstelik yasa bu küfürleri "şiddetli tahrik" olarak kabul edip ceza indirimine hükmettiğine göre...
...
Seyirci pek fark etmez ama, bazı oyuncular oyun sırasında sürekli küfredip rakibin sinirini bozarlar. Hem küfrü basarlar hem çelmeyi takıp tekmeyi atarlar, hakem görünceye kadar...
...
Ya hakemin yediği küfürler?
Erman Toroğlu anlatmıştı. İzmir'deki bir maçta seyircinin biri hakeme kızmış, küfrediyor:
"Ulan hakem, seni Boğaz Köprüsü'nün üzerinde Padişah Abdülhamit'in incesaz takımı iyi etsin, hem Avrupa seyretsin hem Asya!"
Maçtan sonra adamı bulmuşlar:
"Hepsini anladık da, Abdülhamit'in saz takımı ne oluyor?"
Meğer, padişahın incesaz takımı 84 kişiymiş!"

Küçük deyip geçme
En iyi şeyler,
küçük çıkınlarda taşınırmış.
Küçük bir beden,
çoğu kez büyük bir ruha yataklık edermiş.
Ufak balıklar lezzetli olurmuş.
Ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artarmış,
büyük odunlar ateşi söndürebilirmiş.
Her küçük şey mutlaka işe yararmış,
Birçok küçük,
bir büyük edermiş.
Sağanak dediğimiz,
küçük damlacıklardan ibaretmiş.
Ufacık bir yağmur,
kocaman bir toz bulutunu yok edebilirmiş.
Muazzam bir aydınlık,
küçük bir delikten görülebilirmiş.
Saman çöpü,
rüzgarın yönünü gösterirmiş.
Bütün hasat,
bir kıvılcım yüzünden elden gidebilirmiş.
Büyük bir geminin batması için
küçük bir delik yeterli imiş.
Çok veren malından,
Az veren canından verirmiş.
Yükte hafif olmak,
pahada ağır olmaya engel değilmiş.
Deve büyükmüş ama ot yermiş,
şahin küçükmüş ama et yermiş.
İnsan küçük bir adama iyiliği dokunduğu zaman
cömertliği öğrenebilirmiş;
büyük adama iyilik ederse öğreneceği şey ıstırap olurmuş.
Büyük adamın büyüklüğü devam ediyorsa,
Bunun sebebi,
Onun küçük adamlara gösterdiği ihtimam imiş.
Büyük makineleri küçük çarklar çalıştırırmış.
Küçük başlangıçlar olmadan
büyük sonuçların sağlandığı vaki değilmiş...

avatar

Ben Misafir değil ev sahibiyim !

avatar

Ben Misafir değil ev sahibiyim !