Kocaeli 23°C- 31 Tem, 2014-
22 03 07, 05:00 TSİ
22 Mart 2007, 05:00 TSİ
yazarın sayfasına git
İhsan TOPÇU

Bu Ulusun Bir Adı Vardır

Başbakan Erdoğan’ın zaman zaman itici bulduğum, az da olsa zaman zaman beğendiğim sözleri vardır. İşte bu güzel sözlerden biri: “Bizim bu süreçte terörle mücadeleden vazgeçmemiz asla ve asla söz konusu değildir. Terör örgütünün uzantıları, taşeronları benim Kürt kökenli vatandaşlarımın temsilcisi olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. (…) Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığında tek milletiz. Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet.”
Başbakan Erdoğan’ın bu sözlerini 18 Ekim 2009 tarihli Posta gazetesinin birinci sayfasından aldım. Çok anlamlı ve çok yerinde sözler bunlar.
Başbakan’ın cümleleriyle ilgili, ben de birkaç söz söylemek istiyorum. Tek devletin adını biliyoruz, ama tek ulus (millet) diyoruz da adını demiyoruz bazen. Bu ulusun adı nedir? Ben söyleyeyim: Türk ulusu; Türk etnik kökeni değil; Türk ulusu.
Bu konu üstünde neden ısrarla durduğumu da belirtmek istiyorum. Türkiye’de Kürt ulusu olduğunu iddia edenler, tek devlet ve tek ulus sözünü de reddetmiş oluyor. Biliyoruz ki federal devlet isteyenler, bağlı olduğu devleti kabul ederler, ancak tek ulusu kabul etmezler.
Etnik köken ile ulus arasındaki farkı göremeyenler “Türkiye’de çok etnik köken var” demek yerine “Türkiye’de çok ulus var” diyorlar. Fransa’da birden çok etnik köken olduğu halde, orada sadece Fransız ulusu oluyor da neden Türkiye’de tek ulusun adı Türk ulusu olmuyor? Bu çelişki ve Türk sözcüğüne düşmanlık niye? Unutulmamalıdır ki Türk sözcüğü bir etnik kökenin adı olduğu gibi, Türkiye’de bir ulusun da adıdır. Bu durum, diğer devletlerde de böyledir.
Önce, ulusun tanımında anlaşalım. Bir örnek verecek olursam daha iyi anlaşılacak: Etnik kökeni Gürcü olan bir vatandaşımız Türkiye’de Gürcü ulusunun bir bireyi değildir. Oysa ki Gürcistan’da yaşayan bir Gürcü, Gürcü ulusunun bireyidir. Konu bu kadar basittir, ama ülkemizde aynı konu PKK, DTP ve bazı aydınlar tarafından çetrefilli duruma dönüştürülmüştür. Ne yazık ki Türkiye söz konusu olduğunda, dünyada kabul gören gerçekler (Fransa’da ve diğer ülkelerde olduğu gibi) birileri tarafından değiştirilmek istenmektedir.
Başbakan’ın sözleri önemli, ama orada belirtilen tek milletin (ulusun) adında anlaşmamız gerekir. Başbakan, keşke bu ulusun adını da söyleseydi, diye düşünüyorum.
Ulusumuzun adını söylemekten çekinmeyelim. “Türk ulusu” nitelemesi bizi tek bayrak altında buluşturuyor çünkü. Gerisi bölünüp parçalanmaktır. Etnik kökeni farklı olanlara saygı ve sevgimizi yitirmeden ve her türlü ırkçılığı reddederek birbirimizle kucaklaşma zamanıdır. Bunu yapacak düşünce, ulus kavramı altında kaynaşmaktır.



Bir İnsan mı Ölmeli?


Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bu sorunu bildiği halde hâlâ çözümünü gerçekleştirmemektedir. İki, belki de üç kez yazdım bu konuyu. Yapılan bir şey yok. Değirmendere Cumhuriyet Mahallesi’nde Güzel Evrim Apartmanı önündeki yolda ne korkuluk ne de çit vardır. Bir otomobil buradan D-130 Karayoluna yuvarlanmış, bir çocuk ve bir adam aşağıya düşmüştür. Buna karşın, şanslıyız ki bugüne dek burada ölen olmamıştır. Bir insanın ölümüne neden olmadan, lütfen bu yanlışı ortadan kaldırınız. Yaya kaldırımlarını kırıp yenisini yapmasını biliyorsunuz da neden bu tehlikeli durumu gidermiyorsunuz? Küçük iştir, ihalesini kimse almaz, diye mi düşünüyorsunuz? Gereğini kendi personelinize yaptırın o zaman.
Burada yakında birisi ölürse, sorumlusu sizsiniz. Yoksa, bir insanın ölümünü mü bekliyorsunuz? Yapmayın böyle, en gerekli yerleri atlayıp göz boyamayı çok iyi biliyorsunuz. Değirmendere Atatürk Caddesi’nin yaya kaldırımlarını kırıp yeniden yapmak bunlardan biridir. “Önce insan” diyorsanız, bu yazımın gereğini hemen yaparsınız. “Hayır” diyorsanız, burası daha çok bekler ve bir gün istemediğimiz olur. O istemediğimiz de buradan birinin düşüp ölmesidir. Bana bir kez daha yazdırmayın bu konuyu. Bunları yazmaktan utanıyorum. Anlasanıza!..



Sunak’ın 29. Sayısı


Sunak dergisinin Ekim 2009 tarihli 27. sayısı yayımlandı. Denizli’de yayımlanan Sunak’ın sanat yönetmenliğini günümüz şairlerinden Fahrettin Koyuncu (fkoyuncu20@mynet.com) yapıyor. Derginin sahibi ve yazı işleri müdürü Hakan Keysan. Sunak’ın yazı kurulunda yer alan adlar: İ. Rıfkı Yavaş, Fahrettin Koyuncu, Cemal Ataman, Nefise Karataş, Can Sinanoğlu, Hakan Keysan, Prof. Dr. Velittin Kalınkara.
Para ile satılmayan ve gönüllü katkılarda çıkan Sunak’ı okurken hem mutlu oluyor hem de Kocaeli’nin bir edebiyat dergisinin olmamasından dolayı üzüntü duyuyorum. Denizli’de yedi yılda yirmi yedi sayı yayımlanabilen bu dergiye katkı verenleri, emeği geçenleri yürekten kutluyorum. Ne mutlu o insanlara ki yaşadığı ilin adını edebiyat dünyasına da taşıyorlar. İlimizde, bu anlamda bir dayanışmanın olmaması çok üzücü.
Sunak’ın bu sayısındaki adlar: A. Kadir Paksoy, Yaşar Tok, Hakan Keysan, Sabahattin Yalkın, Ahmet Günbaş, Fahrettin Koyuncu, Filiz Bedük, Elif Duygun, Semih Çelenk, Fatma Aras, Uygun Orhan, Müslüm Danaoğlu, Ömer Akşahan, Nizami Çubuk, Aziz Kemal Hızıroğlu, Nefise Karataş, Nurettin Rençber, Bülent Güldal, Zeliha Demirel, Özkan Mert, Devrim Sert Çindemir.
Yazımı, Ahmet Günbaş’ın Aşk da Kanar adlı şiirinin son bölümüyle noktalamak istiyorum:
“Kıyısız anların gelgitinde
bir ışık kalır ya ellerinde
yürürsün ona doğru sisler içinde
Külden sonra başlarmış soylu yangınlar
Aşk da kanar sevgilim aşk da kanar”



İki Fıkra


Fransız erkeğine sormuşlar:
- Kadının elini niye öpersiniz?
Fransız yanıtlamış:
- Kadına saygı duyarım. Erkek ile bir bütünü tamamlar.
Alman erkeğine sormuşlar:
- Kadının elini niye öpersiniz?
Alman yanıtlamış:
- Kadın kutsaldır. Hayatın devamını sağlar.
Türk erkeğine sormuşlar:
- Kadının elini niye öpersiniz?
Türk erkeği yanıtlamış:
- Bir yerden başlamak gerekir.
* * *
Adamın biri, iş bulmak için İstanbul’da İş ve İşçi Bulma Kurumuna başvurmuş.
- Evet bir iş var, demiş ilgili memur. Rus dans grubu birini arıyor. Tüm yapılacak iş kızların soyunmasına, giyinmesine yardım etmek, günde iki kez vücutlarını bebek yağı ile yağlamak, göğüslerinin ucuna parlak küçük yıldızlar yapıştırmak falan.
Sevinçten gözleri parlamış adamın:
- Oh çok iyi, hemen başlayabilirim.
- Tamam. O zaman yarın sabah saat 07.00’de Adapazarı’nda olabilir misiniz?
- Neden? İş Adapazarı’nda mı?
- Hayır, iş İstanbul’da; fakat başvuru kuyruğunun sonu şu anda orada.



Sağlık


Amerikalı bilim adamları, dünyadaki tüm varlıklar için yaşam kaynağı olan güneş ışınlarının insanın zekâsını depresyonun etkilerine karşı koruduğunu da ortaya koydu.
İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, Alabama Üniversitesinden bir grup bilim adamı, beyin kanaması olasılıklarına ilişkin 14 bin 474 hastanın katılımıyla daha önce yapılan bir araştırmanın sonuçlarını, NASA’nın meteorolojik verileriyle karşılaştırarak, depresyon, idrak gücü ve güneş ışınları arasındaki ilişkiyi araştırdı.
“Environmental Health” dergisinde yayımlanan araştırmanın ekibinin başı Shia Kent, depresyondaki kişilerin yeterince güneş ışığı almadığı durumlarda daha ciddi idrak sorunları yaşayabildiğini söyledi.
Bu durumun her mevsim için geçerli olduğunu belirten Kent, araştırma sonuçlarının güneşin insanın sadece ruh hali üzerinde değil, idrak fonksiyonları üzerinde de etkili olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.
Araştırmacılara göre, serotonin ve melatonin hormonlarının seviyesini düzenleyen güneş ışınları, beyindeki kan akışını da etkiliyor. Araştırmacılar, bu durumun da insanın idrak gücü üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor.
(Kaynak: www.saglik.milliyet.com.tr, 18 Ekim 2009)



BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? (Yorumsuz)


• Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Azeri gazını Avrupa’ya taşıma konusunda Türkiye’nin şartlarının “kabul edilemez” hale geldiğini ve gaz rotasını değiştirmeyi düşündüklerini söyledi.
• Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütünün Kürt vatandaşların temsilcisi olmadığını, bundan sonra da olmayacağını belirtti.
• Fransa’nın Avrupa Birliğinden Sorumlu Bakanı Pierre Lellouche, PKK’lı birçok kişiyi tutukladıklarını belirterek “Terörle mücadele etmek için seferber olduk.” dedi.
• 2010 bütçesiyle birlikte, memurun 2010’da alacağı zam da belli oldu. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, memura yüzde 2.5 artı 2.5 zam yapılacağını açıkladı. Şimşek, bu yıl temmuz ayında aile yardımı dahil 1480 lira olan ortalama memur maaşının, bu artışlar sonunda 2010 ocak ayında 1518 liraya çıkacağını belirtti.
• Türk şirketinin geliştirdiği “mini kompanzasyon ünitesi” ile elektrik faturasında evlerde yüzde 15-20, işyerlerinde yüzde 25-30'a varan oranda tasarruf sağlanabiliyor. Reks Elektrik ve Elektronik Ürünleri Şirketi ortağı Serdar Çınar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aile şirketlerinde tamamen kendi çalışmalarıyla “Rexatif” markasıyla ürettikleri ürünün bir “mini kompanzasyon ünitesi” olduğunu kaydetti.
• Dünya şeker piyasasında fiyatların yıllardır görülmeyen düzeylere yükseldiği, vadeli ham şeker fiyatlarının 1981’den beri en yüksek seviye olan 544 dolar/tona ulaştığı bildirildi.
• CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, PKK terör örgütü üyelerinin dağdan inmesi gerektiğini belirterek “Ama bu, Türkiye üzerinde yapılmış olan pazarlığın ön ödemesi olarak uygulanmamalıdır.” dedi.
• ABD’nin Chicago kentindeki Robeson Lisesinde öğrenim gören 800 kız öğrenciden 115’inin hamile ya da anne olduğu ortaya çıktı.

avatar

Ben Misafir değil ev sahibiyim !

avatar

Ben Misafir değil ev sahibiyim !