CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile ilgili kaset skandalı patladığında, herkes bu işin arkasında kim olduğunu merak etmişti. Baykal aradan geçen birkaç günün ardından istifa konuşmasını yapmak üzere kameraların karşısına geçtiğinde “Pensilvanya'dan gelen üzüntü mesajlarını samimi buluyorum” demişti.
Baykal “Pensilvanya” diyerek Fethullah Gülen'i kast etmişti…
Fethullah Gülen ismi ile ilgili böyle şaşırtıcı bir durum var. Kimse kolay kolay bu ismi ağzına almıyor. Çeşitli benzetmelere, lakaplara, göndermelere başvuruyor…
Mesela bir dönem “Okyanus ötesi” sözü modaydı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir seçim zaferinin ardından “Okyanus ötesi”ne özel teşekkürlerini yollamıştı.
“Hizmet” diyenler var, “Hareket” diyenler var.
Geçtiğimiz hafta doruğa tırmanan MİT-Polis-Yargı çatışması sırasında “Cemaat” sözü çok kullanıldı. Ülkemizde onlarca cemaat olduğu hâlde “Cemaat” denirken Fethullah Gülen ve çevresinden söz edildiğini herkes anlıyordu…
Seveni, sevmeyeni… Kızanı, korkanı, itaat edeni… Hiç kimse adını söyleyemiyor…
Bu konuda son umudum Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yılıdırım'dı.
Şike suçlamasıyla yargılanan Aziz Yıldırım önceki gün savunmasını yapmak üzere yargıç karşısına çıktı. Günler öncesinden demeçler vermişti. “Yer yerinden oynayacak”tı. “Bütün gerçekler su üzerine çıkacak”tı. Heyecanla beklemeye başladık. Aziz Yıldırım savunmasının ilk bölümünde bilinmeyen hiçbir şey söylemedi. Kendisi hakkında yapılan suçlamaların “Türk sporunu ele geçirmeye çalışan bir grup” tarafından icat edildiğini öne sürdü. Zaten aylardan beri Fenerbahçelilerin hemen tamamı “Bu işin içinde Fethullah Gülen’in parmağı var” diyordu...
Aziz Yıldırım duruşmalar öncesinde kimseden korkmayan, sözünü sakınmayan bir babayiğit görüntüsü çiziyordu. Ama o da “Bir grup” diyerek işin adını tam koyamadı…
Mahkemede fotoğraf yasağını delmek
Ne zaman yapılacak, kim yapacak diye doğrusu merak ediyordum sonunda Haber Türk Gazetesi, mahkemede fotoğraf çekme yasağını deldi... İstanbul Çağlayan Adliyesi'ndeki “Şike Davası” duruşmasından bir fotoğraf dün Haber Türk Gazetesi’nin ön sayfasının yarısını kaplıyordu...
Türkiye'deki yargı sisteminde gizlilik kararı alınmadıysa mahkeme salonları isteyen herkese açıktır. Büyük, kalabalık davalarda, duruşmayı izlemek isteyenlerin sayısı çok fazla olacağı ve salon almayacağı için sınırlamalar getiriliyor. Ama sıradan duruşmaları dileyen herkes salona girip, izleyebilir.
4-5 yıl öncesine kadar mahkeme salonlarında gazetecilerin fotoğraf çekmesi de serbestti. Her gazetenin, televizyonun “Adliye muhabiri” vardı. İster boşanma davası, ister cinayet davası olsun. Gazeteci salona girer, dilediği gibi fotoğraf çekerdi.
Başınıza gelmediyse, bilmiyor olabilirsiniz. Türkiye'de bir insan için en büyük zulümlerden biri, mahkeme salonunda hakimin karşısında ellerinizi önünüzde kavuşturup durmaktır. Sanık, belki suçsuzdur. Belki beraat edecektir. Ama mahkeme salonunda, o sanık paravanının arkasında, kendisinden yukarıda oturan yargılama heyetinin karşısında çok acizdir, çaresizdir.
Böyle bir fotoğrafınız çekilir. Bu fotoğraf ilgili ilgisiz her haberde kullanılabilir. Aradan yıllar geçer, fotoğraf karşınıza çıkar. Oysa belki de o fotoğrafın çekildiği mahkemede suçsuz bulunup, beraat etmişsinizdir. Suçlu bulunmuş olsanız bile cezanızı tamamlamış o günleri geride bırakmak istiyorsunuzdur… Ama fotoğraf peşinizi bırakmaz…
Bu nedenle duruşma salonlarında fotoğraf çekilmesi yasaklandı. Haber Türk Gazetesi bu yasağı deldi. Fotoğrafın çekildiği açı ilginç. Yargıç kürsüsünün oradan çekilmiş izlenimi veriyor. Bence bu fotoğraf salona giremeyen gazetecilerin duruşmayı takip etmesi için kurulan yayın sisteminden alıntılanmış olabilir.
Haber Türk şike soruşturması ile ilgili göz altıların başladığı günlerde Aziz Yıldırım'ın emniyette çekilen fotoğrafını da yayınlamıştı.
O fotoğraf da çok konuşulmuştu. O fotoğrafın gazetecilik etiğine ters düşüp düşmediği tartışılabilirdi. Ama yasal bir sorun olmadığı ortadaydı.
Mahkeme fotoğrafında durum farklı. Yasa açıkça çiğnenmiş. Bu konuda mutlaka sert ceza verilmeli. Sadece para cezası caydırıcı olmaz. Muhabiri bulup onu cezalandırmak da kâr etmez. Bu fotoğrafı gazetede yayınlayan en tepedeki sorumlu bulunmalı. Böyle bir işe bir daha kalkışmasını önleyecek, bu işe özenen başkalarını korkutacak bir ceza kesilmeli…




















Toplam yirmi yorumu onaylanan kullanıcılar güvenilir kullanıcı imzası alıp onay sırası beklemeden anlık tartışmalara katılabilirler.
Bir konuya iki dakika içerisinde sadece bir yorum yazabilir. Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayına verilmez.
Yorumlarınızdan ötürü doğabilecek hukuki sonuçlarından tarafımız sorumlu değildir. Yorum kuralı detayları için buraya bakınız.