CHP, aklın gelişim doğrultusunda , ona kişilik veren ilkeleriyle birlikte gerçeğe akan bir nehirdir. Kurucusunun çizdiği yol da, budur.
Atatürk, onu izleyenlerin ve kendilerine Atatürk’çü denen kitlelerin algılamasında kutsal bir varlık değildir.
Atatürkçülük ve akılcılık özdeş kavramlardır. Aklı ve onun türevi olan bilimi tek yol gösterici olarak kabul eden bir düşüncedir Atatürkçülük. Atatürk’e bağlılığın ve ona duyulan sevgi ve saygının tek kaynağı budur.
Tanrı, insana aklı boşuna vermemiştir. Hiç kuşkusuz, onu kullanması için vermiştir.
Ve CHP işte bu düşüncenin ürünüdür. Ve ilkeleriyle bir bütün olarak anlam, yani kişilik ifade eder. Ve aklın gelişim doğrultusunda duraksamaksızın gelişmenin bir ifadesidir DEVRİMCİLİK...
“12 Eylül” olarak tanımlanan hareket, en büyük darbeyi CHP’nin kişiliğinde bu düşünceye vurmuştur. İşin en kötü yanı ise, ATATÜRK’ün adının kullanılarak bu darbenin gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Bu olay, bölünüp parçalanmalara ve 11 yıl süren bir “fetret” devrinin yaşanmasına neden olmuştur. Yeniden toparlanmak ve nehri ana mecrasına sokmak öyle kolay olmamıştır. Bunu ancak onu yaşayanlar bilir.
CHP’nin 1992 yılında yeniden yaşama geçirilmesi, adeta zorunlu bir gereksinmeden kaynaklanır. Öyle ki, onun yerine ikame edilmiş partilerin varlığına karşın...
Şimdi onların hiç biri yok ya da yok gibi ama CHP var. Neden? Çünkü, aklın yolu birdir de ondan.
CHP artık ana mecrasına oturmuştur. O’nu mecrasından çıkarmaya, içten ve dıştan kimsenin gücü yetmez. Gerçek Atatürkçüler buna yol vermez, bu böyle biline....
İmdi!.. Gelinen bu noktada, o dikenli ve meşakkatli yolu sabırla aşmış olanları statükocu” olarak niteleyip horlamak ne kadar yanlışsa, seçilmiş olan her yeniyi “Atatürkçülükten” sapma gibi bir kuruntuya, bir vesveseye kapılmakta o kadar yanlıştır.
Halen yürürlükte olan tüzük, yukarıda arz ettiğim gibi, “Fetret” devrini aşmak için zorunlu olabilirdi ve bana göre de öyle idi ama şimdi buna gereksinim kalmadı. Değişim gereği artık herkesin ortak düşüncesi.
Öyle ise, bir bardak suda fırtına koparıp elin ağzına sakız olmanın anlamı ne?
Tüzüğü değiştirmek bir gereksinimse ve bu değişimi yapacak olan tek yetkili organ Kurultay’sa, elbette kurultay toplanacaktır. Bu yasal bir zorunluluktur. Başka türlü değişim olmaz ki...
Ve Kurultay, partinin en yüce karar organıdır. Tüzüğü de O yapar, genel başkanı da, yöneticiyi de O seçer.
Ve Kurultay, vicdanı hür üyelerden oluşur. CHP üyesi olduklarına göre Atatürk’çü düşünce birleştikleri temeldir. Başka hiç kimseye bağlı olmadan elbette görevlerini yerine getireceklerdir. Bu konuda kuşku yaratmaya (hele bu zamanda) kimsenin hakkı yoktur.
Ömrünü, bir karşılık beklemeksizin bu yola vakfetmiş olanlardan, ve giderek bir avuç kalmış olanlardan biri olarak, bu düşüncelerimi yalnız kendim için değil, tüm kamu vicdanını temsil ettiğim inancıyla yazdığımdan kimsenin kuşkusu olmasın.
Yoksa!
Kendilerinden menkul kerametleri ile daha yaşarken “cennet’i” paylaşanlar, bu dünyayı da kimseyle paylaşmayacaklar.
Bu da böyle biline...




















Toplam yirmi yorumu onaylanan kullanıcılar güvenilir kullanıcı imzası alıp onay sırası beklemeden anlık tartışmalara katılabilirler.
Bir konuya iki dakika içerisinde sadece bir yorum yazabilir. Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayına verilmez.
Yorumlarınızdan ötürü doğabilecek hukuki sonuçlarından tarafımız sorumlu değildir. Yorum kuralı detayları için buraya bakınız.