Kocaeli 27°C- 23 Tem, 2014-
12 10 08, 05:10 TSİ
12 Ekim 2008, 05:10 TSİ
yazarın sayfasına git
Nahit ÇİĞİT

Veliye Gönderilen Mektup

Dün sabah İzmit’teki bir ilköğretim okulunun öğrenci velisi, faksla gazeteye göndermiş. Çocuk ilköğretim okulu öğrencisi. Okul, İzmit’in M.Alipaşa Mahallesi’ndeki büyük okullardan biri. Belli ki okul yöneticileri çaresiz. Öğrencinin eline verilip, veliye, eve gönderilen mektupta şöyle yazılmış:
“- Yaşadığımız ülkenin ekonomik imkanları ve okulumuza ayrılmayan devlet bütçesi hepimizce bilinmekte ve yetersizliği çok açıkça görülmektedir. Yaklaşan kış şartları ve ısınma problemleri çok değerli yavrularımızın sağlıklı, güvenli ve güzel bir ortamda eğitim görmeleri, biz okul idarecileri ve öğretmenlerin, okul aile birliği üyelerinin her türlü özverilerinin yanında sizlerin de maddi katkıları ile mümkün olacaktır. Okulumuzun 2007-2008 yılı tahmini bütçesi aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
Fotokopi, temizlik hizmetleri, elektrik, su, telefon ve sosyal faaliyetler için öğrenci başına 40 YTL ödenmesi gereği, okul aile birliği tarafından belirlenmiştir.”
Öğrencinin eline verilip, veliye gönderilen bu küçük pusulanın altında okul müdürünün, aile birliği yöneticilerinin imzaları var.
Bu mektubu yazmak, muhakkak yazanlara da sıkıntı vermiştir. Okul devlet okulu. İzmit’in en büyük mahallelerinden birinde. Ama devlet okulunun, su, elektrik, telefon, yakacak giderlerini ödeyecek parası yok ve velilerden öğrenci başına 40 YTL isteniyor.
Bu ülkede sekiz yıllık ilköğretim zorunlu... Çocuğunu okula göndermeyen veli cezalandırılıyor. Ama bu zorunlu eğitim için veliden para isteniyor... Türkiye’de eğitim, bu koşullarda nereye gidecek, nasıl gidecek çok merak ediyorum.



Peres-Abbas Buluşması


Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti Ankara, dün dünya tarihi açısından çok önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Neredeyse 60 yıldan beri savaş hâlinde bulunan İsrail’in Devlet Başkanı Şimon Peres ile Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Türk hükümetinin, devletinin arabuluculuğunda Ankara’da baş başa oturup konuştular.
Dün önce İsrail ve Filistin devlet başkanları TBMM’de birer konuşma yaptı. Kuşkusuz bu konuşmalar sembolik önem taşıyordu. İsrail Devlet Başkanı Peres, bir müslüman ülkenin meclisinde konuşan ilk İsrail Devlet Başkanı oldu.
Ortadoğu’da Filistin ile İsrail arasında yıllardır süren çok ciddi bir savaş var. Bu savaşta Filistin tarafı mazlum durumunda. Din bağlantısından çok, Filistin’in bu görüntüsü nedeniyle de, Türkiye kamuoyunun önemli bir bölümü İsrail’e karşı, Filistin’in yanında.
Ancak İsrail’in bölgedeki çok önemli bir güç olduğu da tartışılmaz bir gerçek. Türkiye’nin İsrail ile iyi ilişkiler kurmasının, Filistin davasına katkısı olabileceği gibi, Türkiye’nin kalkınmasında da önemli rol oynayabilir.
Türkiye’de sürekli İslamcılıkla itham edilen, İslam ülkelerine yakın siyasetle suçlanan AKP hükümeti döneminde İsrail-Filistin zirvesine aracılık yapıyor olmak da üzerinde durulması gereken önemli bir gelişme.



Cezaevi Nüfusu Yeniden 100 Bin’i Buluyor


Adalet Bakanlığı, Türkiye’deki cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısının 15 Ekim itibariyle 87 bin kişiye ulaştığını açıklamış.
2000 yılında malum Rahşan Affı çıkmış, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı bu afla birlikte 49 bin kişiye düşmüştü. Şimdi 87 bin, yaz aylarında 100 bin olması bekleniyor.
Düşünün ki, Türkiye’deki mahkemelerde tutuklama kararları çok azaldı. Mahkemeler genellikle tutuksuz yargılama kararı veriyor, hüküm kesinleşene kadar suçluları cezaevine göndermiyor. Bir de eskisi gibi hâkimin önüne gelen içeri atılsa, cezaevlerinin bahçelerine de ranzalar kurmak gerekecek.
Türkiye’de cezaevi sorunu var. Suç oranlarında çok büyük artış var. Artık konut açığı gibi, cezaevi açığı ortaya çıkmış. Bir yandan ev yaparken, bir yandan da yeni cezaevleri yapmak gerekiyor. Bu tablo, Türkiye’de işlerin iyi gitmediğinin, halkın mutlu olmadığının en önemli göstergelerinden biri...



Servetin Yüzde 90’ı, Yüzde 3.4’ün Elinde


Gelir dağılımındaki çarpıklığı, Türkiye’de giderek daha da derinleşen zengin-fakir farklılığını anlatmak için daha başka bir örneğe ihtiyaç olduğunu hiç sanmıyorum.
Bankalar Birliği’nin verilerine göre, Türkiye’deki bankalarda bulunan toplam mevduatın, yüzde 90’ı, toplumun yüzde 3.4’lük kesimine ait görünüyor. Türkiye’deki bankalarda tasarruf mevduatı bulunan kişi sayısı 80 milyon civarında. Toplam hesabın yüzde 90’ı ise, 2 milyon 715 hesapta toplanıyor. Yani, toplam mevduat sahibinin yüzde 3.4’ünün elinde. Bu oran 1995-97 yılları arasında yüzde 10 civarındaymış. Yani makas kapanacağına açılıyor. Zengin ile yoksul arasındaki uçurum giderek daha da derinleşiyor.
Türkiye son yıllardaki büyümelerle, dünyanın en büyük 17 nci ekonomisi hâline geldi. Ama Türkiye, artan milli gelirini adaletli paylaşamıyor. Zenginler çok daha zengin olurken, geride kalanların durumu daha da kötüleşiyor...

avatar

Ben Misafir değil ev sahibiyim !

avatar

Ben Misafir değil ev sahibiyim !