1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. MAKAMINIZ YÜKSELDİKÇE, SİZ KÜÇÜLMEYİN
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

MAKAMINIZ YÜKSELDİKÇE, SİZ KÜÇÜLMEYİN

A+A-

             Yakında bütün siyasi partilerde kongre süreçleri başlıyor. Öncelikle hem ülkemiz hem de Kocaelimiz için hayırlı olsun. Siyasi partililerin en sancılı dönemleri ya genel, ya yerel seçim ya da parti kongreleri zamanıdır. Her üçü de partilerin insanların ergenlik dönemine girdiğindeki psikolojik değişim haline benzer, mutlaka geçirilmesi gereken dönemlerdir. Partiler bu dönemleri kazasız belasız atlatamazlarsa siyasi olgunluğa asla erişemezler. Bir parti için genel seçim veya yerel seçim kazanıldığında problem olmaz.

             Seçim dönemlerinde ki dargınlar ve kırgınlıklar seçim kazanıldığında unutulur. Seçim kazanmanın hazzıyla olanların hepsi halının altına süpürülür, ama sakın ha unutulur falan zannetmeyin bir daha ki seçime kadar orada bekletilir. Bir seçim kaybedildiğinde halı tekrar kaldırılır ve altındaki tozlar etrafa yayılmaya başlar. Ondan sonra temizle temizleyebilirsen. Birde partilerin il veya ilçe kongreleri tarafı var. O da ayrı bir handikap. Maalesef kongre zamanı geldiğinde delegeler veya teşkilatların bir kademesin de görevli olan partililer mecburen bir taraf olmak zorunda kalıyorlar.Sanki taraf olunan kişi başka partili.

           Ama ne yazık ki seçimi bir liste kazanıyor. Ondan sonra başlıyor parti içi tartışmalar. Sen şunu destekledin sen bunu destekledin diye. Aynı partinin mensubu oldukları halde birbirlerine darılma ve kırılmalar başlıyor.Maalesef partilerimiz de siyasi olgunluğa ulaşmak her konuda olduğu gibi biraz zaman alıyor. Bu olgunluğa ulaşmanın en güzel yolu teşkilat eğitimlerinden geçiyor. Ama ne yazık ki siyaset sadece tahsil yaparak veya kitap okuyarak öğrenilecek bir şeyde değil. Nasıl ki yüzmek bizzat suyun içinde olmakla öğreniliyorsa,siyasette bizzat halkla ve teşkilatlarla iç içe olmakla öğreniliyor.

          Birde her yerde olduğu gibi her partinin il veya ilçe teşkilatlarında bir ağabey veya sözüne itibar edilen birkaç kişi bulunmalı. Eğer böyle birileri olmadığı zaman her kafandan bir ses çıkmaya başlar. Siyaseti bilen de, bilmeyen de yani anlaşılan ağzı olan herkes konuşmaya başlar. Parti içi demokrasi demek herkesin aklına geleni söylemesi demek değildir.Tabii ki herkes bir şeyler bilmeli ama bildiği kadar konuşmalı. Buradan hiç mi konuşmayacağız, tartışmayacağız anlamı da çıkarılmamalı.

           Zamanı gelince herkes bildiği doğruları söyleyip,eteğindeki taşları dökmeli ama,bilin ki bu taşlar dökülürken biraz büyük olanları birilerinin ayağına düşecek. Ondan sonra ayağına taş isabet edenler veryansın başlıyorlar bağırmaya. Bir de uzun zaman iktidarda kalan partilerin sıkıntılarından biri de parti içinde, farklı beklentilerine çözüm bulamayan insanlar, zamanla farklı taktikler uygulamaya başlıyor. Eğer o parti içinde amacı sadece ülkesine hizmet etmek olan insanların sayısı fazla ise farklı beklenti içindeki insanları parti dışına itmek daha kolay. Fakat farklı beklentileri olan insanların sayısı fazla ise vay o partinin haline.

          Siyaseti insanlarımız bir şey olmak için değil, bir şeyler yapmak için yaparlarsa ancak o zaman başarılı olurlar. Çünkü bulunduğunuz konumda güzel şeyler yaparsanız, zaten bir gün bir şey olursunuz. Maalesef yeteri kadar siyasi olgunluğa erişmeyen insanlar makamları yükseldikçe kendileri küçülmeye başlıyor. Nasıl ki yüksek bir yere çıktığınız zaman aşağıdaki görüntülerin gözünüzde küçüldüğü gibi siyasette de ticarette olduğu gibi merdivenleri yavaş yavaş tırmanmak lazım. Ne kadar hızlı çıkarsanız, o kadar da hızlı düşersiniz. Deneyimli bir siyasetçi bir gün makam koltuğunda otururken etrafında ki gençlere makam koltuğunu göstererek bu koltuk sizce nedir diye sorar. Gençlerden birkaçı sorumluluktur, makamdır, güçtür veya saygınlıktır diye cevaplar verir.

         Deneyimli siyasetçi bunların hiç biri değil bu koltuk değirmendir der. Gençler bu cevap karşısında hayrete düşüp efendim nasıl değirmen oluyor izah eder misiniz deyince. Cevap hemen gelir. Der ki bu koltuk insan değirmenidir adam öğütür. Anlayana ne kadar harika bir cevap değil mi? Onun için o koltuğa oturan ona güç vermeli o koltuktan güç almamalı. Bakın bir de hayatta hiçbir şey için "benimdir" deme, sadece şimdilik benimle de.
Ne makam, ne mal, ne hayat, ne huzur, ne de keder daima seninle kalmaz. Çünkü bulunduğun makamı ya ölümle ya da seçimle kaybedebilirsin unutma. Kaybettiğin makamın ardından insanların gönlünde hoş bir seda bıraktıysan ne mutlu sana gerisi boş. Çünkü Türk insanı duygusaldır duygularıyla da oyunu kullanır. Sandığın başına gittiği zaman senin yaptığın hizmetleri de, söylediğin söylediğin sözleri de bir anda unutabilir. Ama senden ne hissettiğini hiçbir zaman unutmaz ona göre oyunu kullanır.

         Onun için vatandaşın gönlünü almadan onun oyunu alamazsınız bunu hiç unutmayın. Bazen de siyasette dik durmakla, dik başlılığı da karıştırıyoruz maalesef. Bu da ayrı bir tecrübe istiyor. Çünkü ağzınızdan çıkan kelimeyi beyin ve kalp süzgecinden geçirmek zorundasınız. Düşünmeden söylenen bir söz nişan almadan ateş etmeye benzer. Hangi hedefe varacağını kestiremezsiniz. Yunus Emre ne kadar güzel söylemiş, “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı” diye. Çünkü söz ağızdan çıkmadan o söze siz hakim olabilirsiniz. Ama söz ağızdan çıktıktan sonra söz sizin hakiminiz olacaktır. Onun için büyükler der ki yaradan insanlara iki kulak bir ağız vermiştir. İki dinle bir söyle diye. Herkese iyi pazarlar…

Bu yazı toplam 2096 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.