1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. “MARUL 50 KURUŞ”
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

“MARUL 50 KURUŞ”

A+A-

Makalemizin başlığına koyduğumuz “ Marul 50 kuruş” cümlesinin ne anlama geldiğini, kim tarafından kullanıldığını yeni nesil gençlerimiz bilmezler.  Merhum Süleyman Demirel,  CHP ve MSP koalisyonu döneminde ülkede pahalılığın arttığını, halkın fukaralaştığını ifade etmek için, meydanlarda halka hitap ederken  “Aziz vatandaşlarım! Marul elli kuruş oldu!” cümlesiyle iktidarda olan koalisyon hükümetini eleştirmişti. Merhum Süleyman Demirel’in bu eleştirisine karşılık, Rahmetli Erbakan Hoca da meydanlardan şöyle cevap veriyordu. “ Ey Demirel! Bil ki, maruldan da yağ çıkmaz ıspanaktan da!”

Hem okul arkadaşı ve hem de siyasi rakip olan bu liderlerin, birbirlerini eleştirilerken kullandıkları üsluba ve inceliğe baktığımızda, içimizden ‘hey gidi günler’ demek geliyor.   Bugün aynı nezaket üslubuyla siyaset yapan siyasetçilerimiz olduğu gibi, ne yazık ki, siyasi nezaketten uzak, siyasi çıkar uğruna hakarete dayalı, kin ve nefret tohumları ekerek, toplumun sosyal barışını bozan siyasetçiler de aramızda rahatlıkla dolaşarak, az/ çok milletten destek almaktadırlar.

 Dünya’da ve Türkiye’de her türlü değişim ve dönüşüm yaşanırken, özgürlük konusunda ve diğer alanlarda ileri adımlar atılırken, bazı siyasetçilerimizin geriye takılıp kalmaları da düşündürücüdür. Yakın siyasi tarihimizde yaşanan, başörtülü olarak seçilen ve yemin yapmak için milletin meclisine gelen, Sayın Merve Kavakçı’ya hitaben “Devlete meydan okunmaz,  bu kadına haddini bildirin!” diyen Merhum Ecevit’in ve koro halinde dışarı- dışarı diye tempo tutan DSP milletvekillerinin zihniyetini miras olarak taşıyan siyasetçilerimiz de vardır.

Milletin milli ve manevi değerleriyle barışık olmayanlar, milli ve yerli düşünemeyenler, yaptıkları tüm kanuni ve gayrı kanuni eylemlerinden yağ çıkmayacağını akli selimle düşünerek hareket ederlerse, bu durum hem kendi partilerinin, hem de ülkenin ve milletin yararına olacaktır.  Marul ve ıspanaktan yağ çıkmayacağı gibi,  sözde adalet için,  Ankara’dan İstanbul’a yürümekten de ülkenin ve milletin yararına yağ çıkmaz, çıkmayacaktır.

Merhum Süleyman Demirel “Yollar yürümekten aşınmaz.”  ifadesini kullanırken haksız ve kanunsuz yürüyüşlerle yolları aşındıramazsınız, lakin toplumun sinir uçlarına dokunarak ülkenin siyasi istikrarını ve toplumun huzurunu bozarsınız diyordu.

Bugün aynı zihniyetle yollara düşenler, kimlerin ekmeğine yağ sürdüklerini enine boyuna düşünerek hareket etmelidirler. CHP, HDP ve FETÖ sözde adalet için birlikte yürümeleri inandırıcı olmadığı gibi adalet kurumunu istismar etmektedirler. İşinize geldiği gibi konuşacaksınız, işinize geldiği gibi yürüyeceksiniz, işine geldiği gibi yazacaksınız, iktidar partisine özelikle Sayın Cumhurbaşkanı T. Erdoğan’a ve devletin yargıçlarını en ağır şekilde hakaretlerde bulunacaksınız, bu konularda yasa anayasa tanımayacaksınız, sonra da adalet isteriz diyerek yürüyeceksiniz. Bu tavrınız millet içindinde inandırıcı olmadığı gibi tarihi tecrübelerden geçen milletimiz, bu gibi eylem ve söylemlerden etkilenmediğini, tam tersine yanlış yapanları sandıkta cezalandıracağının kararını şimdiden vermiştir.

Görünen o ki, MHP ve BBP sinin haricindeki diğer siyasi partiler, AK Parti’ye karşı bir ittifak anlayışıyla hareket etmeye çalıştıklarının izlenimini vermeye çalışmaktadırlar. Şahsi düşünceme ve siyasi tecrübelerime göre, Saadet Partisi hayır cephesinde yer almamalıydı. Bundan sonra hayır cephesinin oluşturmaya çalıştığı ittifak arayışına sıcak bakmamalı, böyle bir görüntü vermeye çalışmak veya ittifaka evet demek, Saadet Partisi’ne maddi ve manevi yönden hiçbir fayda getirmez. Ülkenin çok nazik bir dönemden geçtiği sırada, gönül ister ki, Saadet partisi MHP’nin önüne geçmeliydi. En azından MHP kadar milli ve yerli bir tavırla, ülkenin ve milletin milli menfaatler için, iktidarda olan AK Parti’ye destek vermeliydi.

 Sayın T.Karamollaoğlu siyasi nezaket gereği, CHP İstanbul milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanması nedeniyle, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun dileklerini iletmesine itirazımız olmaz. Lakin ne nalına ne de mıhına dokunmayan, önü arkası açık bırakılan yazılı açıklama yapmak milli görüş zihniyetinin temsilcisi bir genel başkana yakıştırılamaz.  Saadet Partisi’nin eski Genel başkanı M. Kamalak: “ Nerde bir zulüm varsa karşı durmak mecburiyetindeyiz. CHP’nin yürüyüşünü şahsen destekliyorum.” diyor.

 CHP’li Bekaroğlu Adalet Yürüyüşü’nü Hz. Peygamber yürüyüşüne benzettiğine göre, zulmü yeni fark edenlere tavsiyem, geç kalmayınız, CHP yürüyüşüne katılınız ki gönlünüz rahat olsun. Bilesiniz ki bu tip eylemleri tarih boyunca yaşadık ve hiçbir faydasını görmedik. Şer güçlerin tesirinde kalarak eylem yapanların ve onlara destek verenlerin hiç biri, milletin gönlünde iyi bir yerleri olmamıştır ve olmayacaktır.

Rahmetli Abdülhamit Han’a “Kızıl sultan” diyen şer güçlerin algısına kapılarak asrın sultanına muhalefet edenler, pişmanlıklarını şöyle ifade ettiler;  “Neredesin şevketlim sultan Hamid Han? Feryadım varır mı barigâhına? Ölüm uygusundan bir lahza uyan, şu nankörün….  bak günahına. Tarih ismini andığı zaman, sana hak verecek, ey koca sultan; Bizdik utanmadan iftira atan, asrin en siyasi padişahına.”  

Tarihin tekerrür etmesini istemeyenler, eleştirilerini çok daha dikkatli bir şekilde yapmalıdır. Ülkenin ve milletin milli menfaatlerine uygun olan maddi ve manevi projelere köstek olup, destek vermeyenler veya siyasi hasetlik nedeniyle görmek istemeyenler, basit siyasi getiri ve ideolojik saplantılar nedeniyle, Sayın Erdoğan’ı acımasız bir şekilde ve fütursuzca eleştirenler, yarın Merhum Rıza Tevfik Bölükbaşı gibi özür dileme durumuna düşerler mi bilemem. Özür dilemek önemli bir erdemdir, lakin geç kalınmamalıdır.

Ülkenin siyasi istikrarını ve sosyal barışını bozmaya yönelik bir kısım eylem ve söylemlerde bulunan, destek veren her bir fert, er veya geç yaptıklarının hesabını hem kendi ve hem de milletin şaşmaz vicdanın da vermeye mecbur kalacaktır. Şer güçlerin ekmeğine yağ sürecek söylem ve eylemlerle sokaklara çıkmak hayra alamet değildir.  Rahmetli N.Fazıl Kısakürek Bey, bu hususu şöyle ifade ediyor; “ Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak. Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak, durun, durun bir dünya iniyor tepemizden.  Çatırdılar geliyor, karanlık kubbemizden”

 Tüm siyasi partiler, halkımız, sivil toplum kuruluşları, resmi ve sivil kurumlar,      bilmelidirler ki dünden bugüne yapılan kanunsuz eylemlerin,  ideolojik icraatların, darbelerin, dış ve iç destekli terör olayların, iftiraya dayalı yolsuzluk operasyonlarının ve darbe girişimlerinin hiç biri ülkenin ve milletin milli menfaatlerine katkısı olmamıştır. Tam tersine ülkemiz üzerine hain emelleri olan şer güçlerin işine yaramıştır. 

Tarih boyunca esareti kabul etmeyerek ölümü tercih eden milletimize, bugünlerde dolaylı bir esareti kabul ettirmeye çalışan şer güçlerin planlarına bilerek veya bilmeyerek, şimdilik kaydıyla boyun eğenlere milletimiz asla destek vermeyecektir ve unutmayacaktır.

Bu yazı toplam 1610 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.