1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. MASKELİ İSTİSMARCILARA DİKKAT!
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

MASKELİ İSTİSMARCILARA DİKKAT!

A+A-

Mahlûkatın en şereflisi olarak yaratılan insan, özünden kopunca şahsi ikbal ve menfaatleri için hayatın her alanını istismar etmeye başlar. Hayat kıblesini batıya çevirenler, şahsi ikbal ve menfaatleri için kapitalizmi üstün tutuklarından,  kutsal dinimiz İslam’ı,  işlerine geldiği gibi yorumlamaya,  gerici çağ dışı bir din olarak hafife alarak, müslümanlarla alay etmeyi marifet bilirler. 
Körü körüne batıya endeksli olan insanları,  Rahmetli Erbakan Hoca,  “Gâvur âşıkları” cümlesiyle tarif ediyordu. Şuursuz bir şekilde batıya vurgun olan insanları uyarmak için de  “Hayat iman ve cihattır. İman varsa imkân da vardır”  cümleleriyle özlerine doğru hicret etmeye davet ediyordu. 
 Yeri gelmişken istismar kelimesinin sözlük anlamını yazmakta fayda vardır. İstismar kelimesi Arapçadan Türkçemize geçen bir kelimedir. Sözlük anlamı; iyi niyeti kötüyü kullanma, sömürme, iyi bir düşünceyi ve fikri, kötüyü kullanarak basit getiriler için kullanarak yararlanmaya çalışmak anlamına gelir.  
İstismarcılar; ülkenin ve milletin yararı için alınması gereken doğru ve isabetli tedbirlere engel olmaya çalışırlar. Köhnemiş bir zihniyetin paralı taşıyıcıları olma uğruna, efendilerini üzmemek için, kör bir taassupla ufuksuz bir şekilde, milli ve yerli durmaya gayret gösteren insanları, fütursuzca eleştirmek suretiyle hakaret ederler. 
İstismarcılar;  İnsanların imanını, ibadetlerini, sabırlarını, duygularını, temel insan hak ve özgürlüklerini alabildiğine istismar etmekten çekinmezler.  İçten ve dıştan gelen baskıları, üretilen yalan haberlerin doğruluğunu ve yanlışlığını araştırmadan,  basit siyasi getiri uğruna, iktidar partisinin doğru icraatlarını görmeden, sadece iktidar partisini yıpratmak için yapılan algı operasyonlarına balıklama atlarlar.
 
İstismarın bir başka çeşidi de; İnsan onuruna yakışmayacak şekilde, şahsi ikbal ve menfaatleri için, devletin yetkili kişilerine siyasi iktidara, Başbakana, Bakanlara, Cumhurbaşkanına, yaranmak için söz ve kalemleriyle yalakalık ve dalkavukluk yapmaktır. İstismarcıların hiçbiri iyi niyetli değildir. Ülkenin ve milletin milli yararlarını düşünmezler. “Kral öldü yaşasın yeni kral” düşüncesiyle hareket etiklerinden sadece şahsi menfaatlerini düşünürler.  
Bu kısa izahtan sonra kimlerin istismarcı olduklarını uzun-uzun yazmaya gerek olmadığını düşünüyorum.  Arife tarif gerekmez Ülkenin ve milletin menfaatlerini düşünmeyen düşünüyormuş gibi yapan şahsi menfaatlerini her şeyin önünde tutan herkes istismarcıdır.
İyilerini tezin ederek söylüyorum, temel insan hak ve özgürlükleri ağızlarından düşürmeyenler, Suriye de, Arakan da, Filistin de, Irak da, Afganistan da, Doğu Türkistan da ve diğer yerlerde müslümanlar yapılan soykırımlara, katliamlara,  iğren tecavüzlere karşı ses çıkarmayanlar, kimlerin adına neyi istismar ettiklerini anlayamayacak kadar geri zekâlı olduklarını düşünemiyorum.
Özgürlükten ve adaletten yana mangalda gül bırakmayanlar, kendileri gibi düşünmeyen insanları özgürlük kapsamı içine almayanların nasıl bir özgürlük düşmanı ve istismarcısı olduklarını anlatmaya gerek yoktur.  Neron zihniyetli bu tip kişilerin kin ve nefretlerinin kölesi olduklarını unutmamalıdırlar.   Mazlumların ve mağdurların feryatlarına karşı gözlerini, kulaklarını ve vicdanlarını kilitleyen özgürlük istismarcılar, gün gelecek, kilit vurdukları organları aleyhlerinde şahitlik yaptıklarında, iş işten geçmiş olacaktır.  “Ah keşke falancaları dost edinmesiydim” demeleri de para etmeyecektir. 
 
Çok uzaklara gitmeye gerek yok, 15-Temmuz-2016 tarihli darbe girişimi başarılı olsaydı,  sözde özgürlükten yana olan beyler; darbecilerin yapacakları hukuksuzlukları,  televizyon ekranlarına çıkıp, yanlış yapıyorsunuz, insanları mağdur ediyorsunuz gibi benzeri laflar yapabilecekler miydi?  Hiç sanmıyorum.   28 Şubat surecinde nasıl davrandıklarını çok iyi biliyoruz. Sözünü ettiğimiz beylerin zihniyetlerinde,  dünden bugüne hiç bir değişiklik olmadığını milletçe bir sefer daha görmüş olduk.
  Hiçbir parti ayırımı yapmadan herkese doğruları söylemeye mecburuz.  FETÖ ve diğer örgüt mensuplarının, devletin resmi ve sivil kurumları içinde yerleştirilmelerinin sucunu, sadece AK partisine yüklemek istismardır.  Her kes bilir ki, Fetullah Gülen’in yurt içinde ve yurt dışında açtığı okular için en büyük desteği merhum Ecevit ve Demirel vermiştir.  Amerika’ya gitmesine en büyük yardımı merhum Ecevit’in yapmıştır. 
F Gülen’in yaptığı din istismarını, ne yazık ki birçok müslüman anlamadan iyi niyetle yutmuştur. “ Allah bana şefaat imkânı verirse, ilk önce Ecevit için kullanırım”  diyen F, Gülen dinin her alanını çok sinisice ve planlı bir şekilde istismar etmiştir.   Yüce Allah herhangi bir kişiye şefaat hakkı verse, o kişi istediğine şefaat etme yetkisi yoktur. Üzülerek ifade edelim ki böyle bir ifadeyi kullanmak Yüce Allah’ın müsaadesine ve takdirine isyan olduğunu anlayamayacak kadar müslümanlar dinlerinden bihaberdir. 
   Sözde özgürlükçülere soruyorum; FETÖ mensupları,  devletin sivil ve resmi kurumlarında, tüm siyasi partilerin içinde örgütlendiği gibi, PKK terör örgütüyle ve diğer örgütlerle iş birliği yaptığı, Amerika ve diğer batı ülkeleri tarafından desteklendiğini bilmiyor musunuz? Batı çalışma grubu,  Rahmetli Erbakan hocaya engel olmak için F. Gülenle işbirliği yaptığını neden konuşmuyorsunuz?  
Sayın Tayyip Erdoğan hizmet hareketi olarak gördüğü bu cemaatin mensupları için,” Alnı secdeli insanlar, bunlardan zarar gelmez”  diyecek kadar iyi niyetli ifadesini ahlaksızca istismar eden F. Gülen ve mensuplarını eleştirmek yerine,  İslam dinini terör dini, müslümanları terörist gibi göstermeye çalışan şer güçlere, neden tepki gösterip eleştiremiyorsunuz?  
 Şer gülerin ve içteki hainlerin yaptıklarını gördüğünüz halde, batılı siyasetçi ve gazetecilerin ağzıyla konuşarak,  “Türkiye de özgürlük yoktur” diyen satılmışları ve hainleri özgürlük adına savunarak iktidar partisine muhalefet etmek istismarın daniskası değimlidir?     Dış şer güçler ve içteki hainler çok iyi bililer ki,  müslümanlar, tüm baskı ve zulümlere rağmen, devletlerine karşı hiçbir darbe girişiminde bulunmadılar, bulunmazlar, bulunmayacaklarıdır. Çünkü devletimizin sahibi, ezici çoğunluğu müslüman olan milletimizdir.
  Bazı siyasiler, alaycı bir üslupla “ Alnı secdeli insanlar bakın ne yaptılar” diyerek, İslam dinine ve Müslümanlara karşı olan olumsuz düşüncelerini, fırsat bu fırsat anlayışıyla,  zihni nefretlerini kusmaları açık bir istismardır.  Sayın Cumhurbaşkanımız İslam dünyasına ve ülkemize karşı yapılan ihanetleri bertaraf etmek için, milletimizi milli seferberliğe çağırmıştır. 
Bu çağrıyı istismar etmek isteyen art niyetlilere  “ Öküzün altında buzak aramayınız.” Yapılacak iş; Sayın Devlet Bahçeli gibi milli ve yerli bir refleksle devletin yanında yerimizi alarak, Şer gülere ve içteki hainlere karşı tek yumruk olma zamanıdır. Daha fazla izahata gerek yoktur.  Başkanlık sistemine neden hayır, neden evet denileceğini ehli vicdanla düşünmenin zamanıdır. Bu işte nefsi hesaplar yapılmaz, herkes yaptığının karşılığını eksiksiz olarak alacaktır.  

Bu yazı toplam 1774 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.