1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Medeniyet-eleştiri özgürlükçülük ve youtube yasağı
Medeniyet-eleştiri özgürlükçülük ve youtube yasağı

Medeniyet-eleştiri özgürlükçülük ve youtube yasağı

“Medeniyet” sözcüğü Arapça kökenli. “Medine”den türemiş. Medine, “şehir” anlamında. Medeniyet te, şehirleşme ve doğal olarak kent kültürü diye tanımlanmış. “Medeniyet” sözcüğü Osmanlıca’nın egemen

A+A-

“Medeniyet” sözcüğü Arapça kökenli. “Medine”den türemiş. Medine, “şehir” anlamında. Medeniyet te, şehirleşme ve doğal olarak kent kültürü diye tanımlanmış.

“Medeniyet” sözcüğü, Osmanlıca’nın egemen olduğu süreçte, ilk kez 1757 yılında kullanılmış.

Şehirleşme ile birlikte nezaket, genel ahlak, gelenek ve göreneklerin çağa göre yorumlanması, hayatın değişen ve gelişen değerlerinin yerel değerlerle sentezi gibi farklı kriterlerle evrilerek günümüze gelmiş bir sözcük.

“Medeniyet”in karşılığı olarak Türk Dil Kurumu “uygarlık” sözcüğünü önermişti.

(Hafızam beni yanıltmıyorsa rahmetli Nurullah Ataç, “tayyare” yerine “uçak”, medeniyet” yerine “uygarlık” sözcüklerini dilimize kazandırmıştı, 1940’lı yıllarda.)

Medeni bir toplumun düşünsel eksenindeki en önemli norm, “eleştiri” ve “özeleştiri” kavramlarıdır.

Eleştiri, Aristotales’in Poetika’sıyla sosyal ve düşünsel hayatın gündemine girmiştir.

Türk Halk Edebiyatı’nda da bu türün pek çok örnekleri vardır.

Yunus Emre’den Kaygusuz Abdal’a, Seyyid Nesimi’den Kul Himmet’e, Serdari’den Ruhsati’ye, Dertli’den Sümmani’ye kadar pek çok halk ozanının muhtelif şiirlerinde veya dizelerinde bireysel veya toplumsal anlamda eleştirileri bol miktarda bulmak mümkündür.

Edebi metin anlamında Tanzimat Edebiyatı’na dek “eleştiri” türünün özelliklerine sahip bir disiplin oluşmamıştır. Klasik edebiyatta, özellikle Şuara Tezkireleri (Şuara: Şair / tezkire: biyografi)  hep klişe ifadeler içerdiğinden, eleştiri türüne pek itibar edilmemiştir.

Cumhuriyet döneminde Sadri Ertem, İ. Alaattin Gövsa, Mehmet Behçet Yazar, Nurullah Ataç, Yaşar Nabi, Peyami Safa, Hasan Ali Yücel, Eflatun Cem Güney, İ. Hakkı Baltacıoğlu, Hilmi Ziya Ülken, Halit Fahri Ozansoy gibi değerli eleştirmenlerimiz yetişmiştir.

1940 sonrası Türk edebiyatında roman ve hikaye konusu genelde eleştiri yazılarının bir bölümünü oluşturur.

Bu dönemde Halide Edip, Reşat Nuri, Peyami Safa, Sait Faik, Hüseyin Rahmi, Yakup Kadri, Sabahattin Ali gibi hikayeci ve romancılar ön plandadır. Bu sanatçıların yazdıkları üzerine yazılanlarda başta “milli roman” meselesi olmak üzere pek çok sosyal ve hatta iktisadi çarpıklık da eleştiri konusu yapılır.

“Yeni Adam” dergisi, bunun pek çok örnekleriyle doludur.

Gelelim günümüze.

Bırakın edebi konuları, güncel sosyal olayları bile eleştiri merceğine tabi tutan yazar-çizer o kadar az ki!..

Örneğin “Youtube Yasağı”.

“Özgürlükçülük” nutuklarıyla yeri-göğü inleten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Youtube Yasağı”na bugüne kadar değinmemesinin mantığı acaba ne olabilir?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin haklı olarak soruyor:

“Cumhur (halk) 4 bin internet sitesine neden giremiyor?”

Bu da bir politik eleştiri.

İktidarda ise “tık” yok. Bu nasıl özgürlükçülük?

Nasıl medeniyetçilik? Eleştiriye tahammülsüz!..

Bu haber toplam 728 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.