1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Medya ve Sosyal sorumluluk
Medya ve Sosyal sorumluluk

Medya ve Sosyal sorumluluk

Hünkar Hacı Beştaş-ı Veli’nin çağlar ötesinden günümüze ulaşan evrensel bir mesajı var. Öyle bir mesaj ki, Batı dünyası henüz dil-din-ırk-mezhep-cinsiyet bağlamında savaşlar yaşarken “hümani

A+A-

Hünkar Hacı Beştaş-ı Veli’nin çağlar ötesinden günümüze ulaşan evrensel bir mesajı var.

Öyle bir mesaj ki, Batı dünyası henüz dil-din-ırk-mezhep-cinsiyet bağlamında savaşlar yaşarken “hümanizma” ya ( insan unsurunu eksen alan, ayrımcılığı reddeden felsefe) davetiye çıkartmış.

Öyle bir masaj ki; “Yaradılanı, Yaradan’dan ötürü sevmenin” erdemini anlatır.

Keşke ülke yönetimine talip olan siyasilerimiz, hem teorik, hem de pratik anlamda, Hünkar’ın o mesajının sosyolajik derinliğine uygun hareket etseler.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin o dizeleri hasret kaldığımız değerleri işaret etmekle.

İşte o dizeler:

“Sevgi muhabbeti kaynar, yanan ocağımızda

Bülbüller şevkle gelir, gül açar bağımızda

Hırslar, kinler yok olur aşk meydanımızda

Arslanla, ceylan dosttur kucağımızda”...

Bundan yaklaşık bir yıl önce “Balyoz Belgeleri’nin yayınlandığı sürecin ardından 49 emekli ve muvazzaf subay mahkemece tutuklanmıştı. Şimdi sayı 164’ü buldu.

Elbette, tutuklama bir tedbirdir.

Suçluluğun kanıtı değildir.

Delillerin karartılmasını engellemek içindir.

Yahut, suç isnad edilen kişilerin kaçışına mani olmayı amaçlayan bir hukuki uygulamadır. Asla suçluluk karinesi değildir. Demek ki mahkeme öyle uygun görmüş.

O süreçten sonra, tam dört kez salıverilen ve ardından tekrar tutuklananlar oldu.

Konu yargıdadır.

O nedenle, hukuki konularda dair fikir beyan etmemiz elbette mümkün değildir.

Ancak...

“Masumiyet karinesi” hukuk anlayışının temel kriteridir.

Yani;

Suç ispatlanıncaya kadar, masumiyet esastır.

Bu temel ilkeye elbette herkesin, ama öncelikle medya organlarının ve mensuplarının uymaları hem hukuki, hem de ahlakı bir zorunluluktur.

Hukuk devletine inanan herkes bu kriteri unutmamalıdır.

Yani;

Gözaltındakileri, önyargılı bir biçimde, peşinen kriminal bir muameleye tabi tutmak, bir medya mensubu için vicdani, hukuki ve ahlaki bir davranış biçimi olamaz.

İdeolojik saplantısı olan medya mensuplarından, bu kurala uymayan “yapay zeka sahipleri” çıkabilir.

Ancak unutmayalım:

“Yapay zeka, doğal aptallığa asla çare oluşturmaz”

Bu süreçte, her medya mensubu sosyal sorumluluğunu unutmadan yazmalı, çizmeli yayın yapmalıdır.

Bir Kızıldereli özdeyişi şöyle der:

“Kimseyi onun mokasenini giyerek bir mil yürümeden, eleştirmeyin”

Yani “empati” yapın. Kendinizi onun yerine koyun.

Medya organlarının, sosyal sorumluluk bilinciyle, toplumu germeden, şüphelileri rencide etmeden, hukuk sürecinin neticesini beklemeden fevri yaklaşımlardan uzak durmaları şarttır.

Bu haber toplam 818 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.