1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Mekke'nin Fethi kutlamaları
Mekke'nin Fethi kutlamaları

Mekke'nin Fethi kutlamaları

Dünyada beş kıtada 200'ü aşkın ülkede 1,5 milyarın üzerinde Müslüman yaşıyor. Bu büyük topluluk aynı kitaba, aynı peygambere inanıyor, aynı dini gerekleri uyguluyor. İslam'ın kutsal kitabı

A+A-

Dünyada beş kıtada 200'ü aşkın ülkede 1,5 milyarın üzerinde Müslüman yaşıyor. Bu büyük topluluk aynı kitaba, aynı peygambere inanıyor, aynı dini gerekleri uyguluyor. İslam'ın kutsal kitabı Kuran-ı Kerim hiçbir değişime maruz kalmadan günümüze dek ulaşmış. Bu nedenle bazı yöresel gelenekler ya da mezhep farklılıklarından doğan ritüeller dışında 1,5 milyar Müslüman birlikte hareket ediyor.

Hepsi günde beş vakit namaz kılıyor, Ramazan ayında oruç tutuyor, aynı dönemde Hac vazifesini yerine getiriyor.

İslam dininin özel günlerinin tamamı Hicri takvime göre ayarlanmış. Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, kandil günleri ülkemizde kullandığımız Miladi takvime göre her yıl farklı günlere denk gelse de Hicri takvimde sabit günler.

Ülkemizde Hicri takvime göre değil de Miladi takvime göre kutlanan iki dini gün var. Bunlar 31 Aralık tarihine denk gelen Mekke'nin Fethi ve 23 Nisan’a denk gelen Kutlu Doğum günleri.

Sokaklarda afişleri sizler de görmüşsünüzdür. Son 7-8 senede olduğu gibi bu yıl da 31 Aralık gecesi Mekke'nin Fethi'ni kutlama toplantılarına çağrılar yapılıyor. İran'da, Pakistan'da, Endonezya'da, Cezayir'de, Mısır'da hatta kutsal Mekke şehrinin de içinde olduğu Suudi Arabistan'da 31 Aralık günü böyle toplantıların yapıldığını hiç sanmıyorum. Mekke'nin Fethi ile ilgili bir kutlama yapılıyorsa Hicri takvime göre Ramazan ayına denk geldiği için o günlerde yapılıyordur.

31 Aralık gecesi için ülkemizde (özellikle şehrimizde) zorlama biçimde ortaya atılan Fetih kutlama programlarının 1,5 milyar müslümanın birliğini zedelediğini düşünüyorum…

Kararı alıyor, üstelik uyguluyorlar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin UKOME'si, bir süre önce çok önemli ve radikal bir karar aldı. İstanbul'un en hareketli, en canlı bölgesi araç trafiğinden arındırılacaktı.

Pek çok kişi İstanbul'da Sultanahmet, Sirkeci, Beyazıt bölgelerinin tamamen araç trafiğinden arındırılması, bu bölgedeki 90'dan fazla cadde ve sokağa araç girişinin yasaklanması ile ilgili kararı “Uygulanamaz” buluyordu.

Ancak İstanbul'un UKOME'si aldığı kararın arkasında durdu. 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren bu bölgeye araç giremeyecek. Araç trafiğine kapatılan bölge, İstanbul'un Avrupa Yakasının göbeğinde, özellikle yabancı turistlerin en çok tercih ettiği bölge olarak biliniyor. Yeni yıl ile birlikte 10. 00-18. 00 arası bu bölgeye araç giremeyecek. İlerleyen süreçte metro gibi alternatif ulaşımın yaygınlaşmasıyla aynı bölgede 24 saat kesintisiz araç yasağı uygulanacak.

Belki başlangıçta zor olacak. Ancak trafiğe kapatılan geniş bölgede ticaret yapanlar, işyerleri bulunan esnaflar da araç trafiği yasağını destekliyorlar. İstanbul Belediyesi de aldığı kararı çekinmeden uygulamaya koyabiliyor.

Hatırlarsınız, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi üç yıl kadar önce İzmit trafiği ile ilgili ne çok karar almıştı. Hürriyet Caddesi tamamen yaya yolu olacak, Cumhuriyet Caddesi'nden sadece Büyükşehir otobüsleri geçebilecekti. Ankara Caddesi'nden D-100'e çıkış olacaktı.

İstanbul, kentin göbeğindeki en hareketli bölge için birkaç ay önce aldığı kararı cesaretle uygulamaya koyuyor. Bizimkiler üç yıl önce aldıkları kararı uygulamak için hâlâ bekliyorlar.

Bunlarla barış olur mu?

Salı gecesi haberi ilk olarak internet sitelerinde gördüm. Çarşamba günü ise televizyon kanallarında ilk haber oldu.

Avrupa Kupası maçı için Güney Kıbrıs'a giden Karşıyaka Basketbol Takımı, Apoel takımı taraftarlarının taşlı sopalı saldırısına hedef olmuştu.

Ülkemize İsrail takımı, Yunan takımı geldiğinde, kıllarına zarar gelmemesi için güvenlik güçlerimiz seferber olurlar. Hatta ortada biraz fazla gerginlik varsa iç saha avantajımızı yok edip maçı seyircisiz oynatırlar.

Güney Kıbrıs'ta 2 bin kişi ile dolu salonda polis yok, güvenlik yok. Maçı ev sahibi Apoel 82-80 kazanıyor. Maç bitince, salona önceden hazırladıkları sopalarla gelen Kıbrıslı Rumlar, sahaya iniyor, Karşıyakalı basketbolculara saldırıyor. Bizim basketbolcular soyunma odasına kaçıp, kurtulmak istiyorlar. Soyunma odası koridorlarında da eli sopalı küstah Rumlar bekliyor. Vuruyorlar sporculara.

Kıbrıs konusunda bütün dünya üstümüze geliyor. “Adadan askerinizi çekin, işgale son verin” diyorlar. Adanın kuzeyinde Mehmetçik olmasa spor salonunda yaşanan olaylar sokaklarda yaşanacak. Küstah Rumlar, Türkleri ezecek…

Kıbrıs'ta yeni kuşak anavatan Türkiye'ye soğuk bakıyor. Türkiye'nin ada üzerindeki garantörlüğünü ayak bağı olarak algılıyorlar. Ama 60'lı, 70'li yılları yaşayanlar işin farkında. Rumlarla barış içinde ortak yaşamanın olanaksız olduğunu biliyorlar.

Bu olayın içinde dikkat çeken bir durum daha var. Olaylarla ilgili ortaya çok kısa bir görüntü ve birkaç kare fotoğraf ancak çıktı. Karşıyakalı sporcu ve yöneticiler saldırının boyutunun çok daha büyük olduğunu anlatıyorlar. O gece ile ilgili Rumların elinde çok sayıda görüntü ve fotoğraf olduğunu tahmin ediyorum. Ama ortaya çıkarmıyorlar. Benzer bir durum biz de olsa televizyonlarda uzun uzun görüntüler yayınlanır, gazeteler sayfa sayfa fotoğraf basardı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.