Mektup

Mektup

Bizim işimizde, bazen önünüze gelen haberleri derin üzüntü içinde yazarsınız. Bazı haberler, kimyanızı bozar, öfkelendirir. Ama kimi zaman da, insanlara, kentinize hizmet ettiğinizi hissetmenizi

A+A-

Umarım, Ezel ve Sıla okumuştur

Bizim işimizde, bazen önünüze gelen haberleri derin üzüntü içinde yazarsınız. Bazı haberler, kimyanızı bozar, öfkelendirir.

Ama kimi zaman da, insanlara, kentinize hizmet ettiğinizi hissetmenizi sağlayan haberler olur. Keyiflenirsiniz, moraliniz yükselir.

Geçen hafta böyle bir duygu yaşadım. Gazetenin faksına Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevinden bir mesaj gelmişti. Kandıra 2 Nolu Cezaevinde yatan Mustafa Uçar tarafından gazeteye çekilmişti. El yazısı ile kaleme alınmış faks mesajında şöyle yazıyordu:

“- Merhabalar; çalışmalarınızda başarılar, hayırlı mesailer dilerim.

İkiz kızlarım Ezel ve Sıla, 23. 12. 2006 doğumludur. 23 Aralık Perşembe günü doğum günlerini kutlayacaklar. En kısa zamanda onların yanlarında olmayı umut ediyorum. Sizden ricam, bu mesajı ve ekte gönderdiğim fotoğrafı,  kızlarımın yaşgünü olan 23 Aralık’ta yayınlamanızdır. Bunu yaparsanız çok mutlu olurum.”

2 Nolu F Tipi Cezaevinden gelen, bir baba tarafından kaleme alınmış bu mesajın ekinde, yine faksla gönderilen ikizlerin yan yana çekilmiş fotoğrafı, gazeteye konulamayacak kadar siyah gelmişti.

Hani imkanım olsa, izin alabileceğimi bilsem, F Tipi Cezaevine gidip, Mustafa Uçar’ı bulmak,  gazetede yaşgünlerinde yayınlanmasını istediği Sıla ile Ezel’in fotoğrafının orijinalini alıp, gazeteye basmak isterdim. Böyle bir imkanım olmadığı için, 23 Aralık Perşembe günkü gazetede, sadece Mustafa Uçar’ın mesajını Perde Arkası’na koyabildim. Ezel ve Sıla, henüz okuma bilmiyordur. Ama umuyor ve diliyorum ki, anneleri ya da bir yakınları görmüş, onlara babalarından gelen mesajı okumuştur.

Bu gazetede ilimizdeki cezaevlerinden gelen insani içerikli mesajları neredeyse hiç ayırmadan kullandığım için beni eleştirenler oldu. Bazı tutuklu ya da hükümlülerin mesajlarında cezaevinde çekilmiş fotoğraflarını da kullanıyoruz. Bu insanlar suç işlemiş. Bu insanların mağdur ettiği, canını yaktığı insanlar da var. Bu yüzden eleştirildik, “Neden cezaevlerinden gelen mesajları kullanıyor, üstelik fotoğraflarını basıyorsunuz. Bizim canımız yanıyor” diyen, tepki gösterenler oldu.

Benim görüşüme ve gazetecilik tarzıma göre, bu gazete herkesin, bu kentte yaşayan her insanın gazetesidir.

Romanların, hurdacıların, evsizlerin, en yoksulların da gazetesidir. İşledikleri suç ne olursa olsun, cezaevinde yatanların da gazetesidir.

Bu gazete bu kentteki azınlıkların, yabancıların da gazetesidir. Cezaevindeki insanların dışarıdaki yakınlarına, tanıdıklarına iletmek istedikleri insani mesajları yayınlamak da bu gazetenin görevidir.

Yine yıllardır İzmit Protestan Kilisesi, her yıl Noel ayini ile ilgili kilise cemaatine yönelik duyuru ilanını bu gazeteye verir. Bu gazetede hem bu kentin imamları ile ilgili en ayrıntılı haberler yayınlanır, hem her yıl İzmit Protestan Kilisesi’nin Noel ayini duyurusu yayınlanır.

Çünkü herkes bu gazeteyi tercih eder. Bu gazete farklıdır. Özeldir. Kentin yegane düzgün, dürüst ve okunan gazetesidir.

Bu şekilde işe yarıyor olmaktan büyük kıvanç duyuyorum.

Değerli okurlar, elinizde tuttuğunuz ÖZGÜR KOCAELİ, bu kentin güçlü, istikrarlı, güvenilen yegane gazetesidir. Aynı zamanda, bu kentin en eski gazetesidir. 1991 yılında ÖZGÜR KOCAELİ’yi yeniden yayın hayatına sokarken, geçmişte birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızın önemli bölümüyle yeniden bir araya geldik. 1991 yılından buyana da özellikle yazı işleri servisinde çok az eleman değişikliği yaşandı.

Bu gazetede çalışan arkadaşların önemli bölümü-ben de dahil- bu gazetedeki işlerinden emeklilik hakkı kazanmıştır. Çok uzun yıllar aynı ekibin bir arada çalışması, özellikle yazı işlerinde bir hantallık nedeni oldu. Buna bir de benim gerçekten kötü ve başarısız yönetim tarzım eklendi. Gazete çalışanlarının bir bölümü nasıl olsa kimse geliş gidiş saatine bakmıyor, nasıl olsa kimse kim ne kadar haber üretmiş, ne kadar verimli çalışmış bunun hesabını tutmuyor diye çok rahatladı. Kimi günü bazı arkadaşlar bir haber bile yapmadan oturarak geçirmiştir. Kimi arkadaşlar sık sık çok basit gerekçelerle işe gelmemiş, kafadan tatil yapmıştır.

Bu tablodan uzun süredir rahatsızlık duyuyorum. Aslında gazetenin yazı işleri kadrosunda en az 1/4 oranında bir değişim yapmanın, artık devlet memuru statüsüne geçmiş, heyecanını kaybetmiş arkadaşların yerine yeni, heyecanlı, gazeteciliğe yürekten meraklı insanları almanın gerektiğini biliyorum. Ama bugüne kadar ben 30 yıldan beri bir kişiye bile, “Seninle çalışmak istemiyorum. Git muhasebeden ilişkini kes” demedim, diyemedim. Öfkemi, sıkıntımı içime atıyorum. Sabrediyor, belki düzelirler diye bekliyorum. Bu sabrımı çok zorlayanların olduğunu da sizin aracılığınızla belirtmek isterim.

Bu arada, yine çok uzun süreden beri birlikte çalıştığımız, benim yazı işlerinde “Ağabey” diye hitap ettiğim, bu yıl Hacı da olan sevgili arkadaşımız Ahmet Kurt geçen gün kendisi geldi, “Ben yılbaşı itibariyle ayrılmak istiyorum” dedi. Ahmet Kurt, ilimizde özellikle sendikal haberler konusunda herkesin en güvendiği, haber potansiyeli en yüksek gazetecilerden biridir. Yeni yıl ile birlikte Kocaeli Sanayi Odası’nda çalışmaya başlayacağını tahmin ediyorum. KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu da geçen hafta beni aradı, Ahmet Kurt’la ilgili olarak benden izin istedi. Memnuniyetle dedim.

Umarım, yeni yılda KSO’daki görevi ile Ahmet Kurt daha mutlu daha rahat ve daha kazançlı olur. Ahmet Kurt’un bu gazeteye önemli emeği vardır. Ayrılacağını açıklamak için yaptığımız görüşme sırasında karşılıklı helalleştik. Kendisine ömür boyu sağlık ve mutluluk diliyorum.

İlimizde gazeteciliğin giderek değer kaybettiğini, kalitesinden uzaklaştığı kanaatindeyim. ÖZGÜR KOCAELİ bu çirkin ortamda ilkelerini, çizgisini sonuna kadar korumak ve bozulmamak konusunda kararlı ve iddialıdır. Bu kentte bildiğim, tanık olduğum kimi olaylar, bu meslekle ilgili yanlışlar, inanın zaman zaman midemi bulandırıyor. Hani aklımdan, “Acaba bu kentte bu küstah gazeteciler gibi olmak, saldırgan, dönek, dostluk tanımaz, ahlak bilmezler gibi olmak mı lazım” diye de geçiriyorum. Ama biz istesek de öyle olamayız. Bunu da çok iyi biliyorum. Bu sütunlarda, yeni yılda daha güzel haberler, daha olumlu yazılarda buluşmak umuduyla, saygılar sunuyor, sağlık, mutluluk ve bol kazanç diliyorum.

İsmet ÇİĞİT

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.