1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Menderes'in Dramı
Menderes'in Dramı

Menderes'in Dramı

Yıl 1959. Türkiye'nin acil olarak 300 milyon dolar krediye  ihtiyacı var. Rahmetli Menderes bu parayı temin etmek için ABD'ye gidiyor. ABD'li yetkililer Menderes'e soruyorlar: -Bu krediye neden ihtiyaç

A+A-

Yıl 1959.

Türkiye'nin acil olarak 300 milyon dolar krediye  ihtiyacı var.

Rahmetli Menderes bu parayı temin etmek için ABD'ye gidiyor.

ABD'li yetkililer Menderes'e soruyorlar:

-Bu krediye neden ihtiyaç duyuyorsunuz?

Menderes'in cevabı:

-Güneydoğu Anadolu Projesi için.

ABD'li yetkililerin cevabı nettir:

-Biz Fırat ve Dicle üzerinde baraj kurulmasını istemiyoruz.

Menderes eli boş olarak dönüyor ABD'den.

İlginçtir;

Türkiye yılların ardından GAP için uluslararası finansman desteği aradığında, ne Dünya Bankası ne IMF ne de farklı finans-kapital çevrelerinden tek kuruş kredi alamadı.

GAP halen Türkiye'nin en önemli milli projesidir. Ve bu projede hiç bir uluslararası finans kurumunun desteği yoktur.

Menderes ABD dönüşü Meclis'te bir grup konuşması yapar.

Bir cümlesi çarpıcıdır:

-Bu projeye mani olmaya kimsenin gücü yetmeyecektir!..

Menderes'in ardından aynı amaçla Celal Bayar ABD'ye gidiyor. O da "Hayır" cevabıyla yetinmek zorunda kalıyor.

Bu gelişmelerden sonra 27 Mayıs 1960  İhtilali'nden yaklaşık 3 ay evvel Türk Diş İşleri Bakanlığı Menderes'in Haziran ayında bir dizi proje anlaşması için SSCB'yi resmen ziyaret edeceğini duyurdu.

Hemen akabinde  aynı yılın Eylül ayında Kruşçev'in Türkiye'ye geleceği açıklandı.

Tekrar ediyorum:

Menderes Haziran'da Moskova'ya gidecek, Kruşçev de  Eylül ayında Türkiye'ye gelecekti.

Bu bağlamda Türkiye ile SSCB arasında bir dizi proje anlaşması  aktedilecekti.

Ne oldu?

27 Mayıs 1960'ta darbe yapıldı ve tüm projeler akim kaldı.

Hiç kuşku yok ki, 27 Mayıs 1960 İhtilali  "Cumhuriyet"  inancına vurulmuş bir darbedir.

Türkiye'ye "vesayet sistemi"ni getiren  27 Mayıs'tır.

Siyaseti idama mahkum eden bir zihniyettir 27 Mayıs.

Cumhuriyet "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir." ilkesi üzerine bina edilmişti.

Cumhuriyet'in kurucu iradesi buydu.

Ne oldu sonra?

1961'de "Millet bu hakimiyeti Anayasa'nın öngördüğü organlar eliyle kullanır" deniliyor.

Bu kuralın temel amacı ne?

Gayet net:

Parlamentonun üstünlüğüne son vermek!..

Oysa...

Parlamentonun üstünlüğü 1924 Anayasası'nın en temel özelliğiydi.

27 Mayıs'la birlikte parlamento ulus adına egemenliği kullanan tek irade olmaktan çıkarılmıştır. CHP'yi sürekli olarak iktidarda tutacak yapay formülasyonlar üretilmiş hatta seçim sistemi bile buna göre dizayn edilmiştir.

Esasen 1961 Anayasası'na sosyo-psikolojik baskılara rağmen milletin önemli bir çoğunluğunun "hayır" oyu vermesi de manidardı.

Tabi, 12 Eylül'deki koşullara benzer bir şekilde sandıktan "evet" çıktı.

O da ayrı bir inceleme konusu.

Özetle;

Menderes ve iki DP'li Bakan'ın kökeninde GAP gerçeği vardır.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da  kanayan yara yani geri kalmışlık bazı süper güçlerin işine gelmiştir. Türkiye'de ciddi bir Türk-Kürt entegrasyonu istenmemiştir.

Bu gün de öyle değil mi?

27 Mayıs'ın yıldönümünde "Demokrasi Şehitleri" olan Menderes-Polatkan ve Zorlu'ya Cenab-ı Haktan rahmet diliyorum.

Mekanları cennet olsun!..

Bu haber toplam 1072 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum