1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. MERHAMET, SEVGİ, TUTKU, ADALET, DOST, GÜVEN VE SAMİMİYET
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

MERHAMET, SEVGİ, TUTKU, ADALET, DOST, GÜVEN VE SAMİMİYET

A+A-

Makalemizin başlığına koyduğumuz kelimeleri, doğru anlayıp yerinde kullanırsak mahcup olmayız. Yüce Allah (CC) bizleri şöyle uyarmaktadır. [“ Ey iman edenler, sizden olmayanları dost edinmeyin, sizi şaşırtmakta kusur etmezler, sıkıntıya düşmenizi isterler.” Sizler öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise sizi sevmezler”] (Al-i İmran 118.119) merhamet ve sevgiyle dolu insanlar,  yönetirken, seçerken,  tayın ve atama yaparken, haksızlığa uğratıldıkları düşüncesiyle bazı kişileri korurlarken, merhametlerini adaletin önüne geçirmemelidirler. Merhamet kucaklayıcı, adalet caydırıcı olmalıdır.

Şeriatın (hukukun) kestiği parmak acımaz. Merhameti istismar eden kişilere merhamet edildikçe, bilelim ki bu kişiler, marazlı olanlarla beraber hareket edeceklerinden daima maraz üreteceklerdir. Merhamettin kucaklayıcı, adaletin caydırıcı özelliğini anlamayanlar, dünyevilik endişelerden veya karakterleri gereği,  zalimlerin ve işbirlikçi hainlerin mayın gibi tehlikeli olan fikirlerini benimseyerek, dikenli bahçelerinde dolaşmayı marifet bildiklerinden, kendilerine merhametle yaklaşan insanlara vefalı olmazlar.

Zalimler ve iş birlikçi hainler tarih boyunca ve günümüzde,  dinimiz İslam’a, son ilahi kitap olan Kuran-ı Kerime, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.)  ve İslam ümmetine yaptıkları alçakça hakaretleri ve saldırıları unutanlara veya umursamayanlara merhametle değil adaletle muamele etmek en doğru harekettir.

 Müslüman yöneticiler;  Merhamet ve sevgilerini doğru zamanda, doğru yerde kullanıp, adaletten ayrılmadıkları surece, şer güçler ve hain işbirlikçiler asla istedikleri sonuca ulaşamayacaklardır. Galip olan sadece Yüce Allah’tır ve O’nun yardım ettiği müslümanlardır.   Şeytanı güçler ve işbirlikçiler, tarih boyunca ve günümüzde, ahlak ve maneviyata dayalı, milli ve yerli kalkınmaya önem veren liderleri sevmediler ve sevmeyeceklerdir. Milli duruşlu liderleri iktidardan düşürmek için her türlü alçaklığı yapmaktan geri durmayacaklardır.

İçteki siyasi söylem ve eylemlere baktığımızda, bazı siyasi partilerin milli ve yerli duruşları, milletimize moral verirken, bazılarının gayrı milli duruşları milletimizi üzmektedir.  Basit siyasi menfaatlerinin ve ideolojik saplantılarının tutkunu olanların gözlerine, kulaklarına ve kalplerine sis perdesi indiğinden, aydınlıkla karanlığı, doğru ile yanlışı ayırt etmekte zorlanıyorlar.

 Sözünü ettiğimiz perdeli siyasetçiler, aydın ve yazarlar, geçmişte, yakın tarihimizde ve günümüzde yaşanan siyasi, sosyal ve ekonomik olaylara, tarihin doğru penceresinden bakarak okuyamadıklarından, milletimiz nezdinde, ülkesi ve milleti için kimlerin nasıl bedeller ödediğini, kimlerin güvenli, kimlerin samimi olduğunu, doğru ve adil bir şekilde değerlendiremediklerinden, hak edenin hakkını vermek hususunda korkak ve çekingen davranırlar. 

 Ülkesine ve milletine hizmet gayesiyle yola çıkan siyasi liderlerin, millet nezdinde samimiyetlerini ve güvenirliklerini sorgulamak hiç birimizin haddine değildir. Lakin ülkeye ve millete yaptıkları hizmetleri konuşurken, yazarken takdir ve tekdir ederken, tutkumuzla sevgimizi birbirine karıştırmamalıyız.

Tutku, nefsi menfaatlere dayalı çarpık bir sevgi olduğundan, sevdiğimiz kişilerin, cemaatlerin, tarikat ve partilerin yaptıkları hataların görülmemesine yol acar. Sevgi; Yüce Allah’ın ve Resulünün emir ve yasaklarına gönülden uymak suretiyle yerine getirmenin adıdır. Böyle bir sevgiye sahip olan insanların sevgisi, sevdikleri kişilerin, partilerin, cemaatlerin hata ve kusurlarını, doğru ve yanlışlarını görmek suretiyle kardeşlerine uyarma ve takdir etme görevini yerine getirirler. Dost sevgi yüklü olduğundan, acı da olsa sözün doğrusunu söyler.

 “Türk siyasetinde insanların en çok güvendiği , samimi bulduğu siyasetçilerin başında rahmetli Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit gelirdi..”  gibi ve benzeri  cümlelerinin başında “Bana göre,Bazılarına göre” sözcükleriyle başlasaydılar, şu satırları yazma ihtiyacı duymazdım. Halkımızın siyasi liderlere olan güven ve samimiyet ölçüsü, sandıktan çıkan destek oylarıyla değil, milletin gönlünde ve tarihin altın sayfalarında bıraktıkları izleriyle ölçülmelidir.

Bana göre, çok partili sisteme geçtikten sonra, milletimizin gönlünde ve tarihin altın sayfalarında iz bırakan,  güven veren, samimi olan liderlerin başında rahmetli Erbakan hocamız, aynı çizgide güçlü bir şekilde yol alan cumhurbaşkanımız Erdoğan gelmektedir. Milli ve yerli düşünen rahmetli Menderes’i, Turgut Özal’ı, Alparslan Türkeş’i, Muhsin Yazıcıoğlu, sayın devlet Bahçeli’yi, Meral Akşener’i ve diğer siyasi liderlerin güven ve samimiyetlerini Sandık sonuçlarına göre değil,  milli duruşlarıyla değerlendirmeliyiz.    

Alaettin KÖKSAL

Bu yazı toplam 1304 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum