1. YAZARLAR

  2. Ali GÜNDOĞDU

  3. Mezara para götürülür mü?
Ali GÜNDOĞDU

Ali GÜNDOĞDU

Yazarın Tüm Yazıları >

Mezara para götürülür mü?

A+A-

Ülkemizde ve dünyada rüşvetin giderek azaldığına tanık olsak da, rüşvet tarihi süreçte daima olacaktır. Zira rüşvet, her toplumda ve her vakit vardır ve var olmaya da devam edecektir. Çünkü rüşvetin tarihçesi binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Hatırlayınız. Yakın tarihimizde bir duruşmada salon, sanığın şu sözleriyle çınlamıştı:
“Rüşvetin belgesi mi olur?”
Rüşvetin tarihçesi çok uzun yıllar öncesine dayanıyor.
Eskiler, “Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar” diye önemli bir sosyal tespit yapmışlar.
Gerçekten de, geçen yüzyıllar, antik çağlar, hatta antik dinler arasında şöyle bir gezinti yaptığımızda, farklı olanlardan çok benzerlikler dikkati çekiyor.
Nedir bu benzerlikler, hep aynı olanlar?
Elbette insanoğlunun süfli ve çıkarcı yönleri, yani kısaca egoizmi…
Yapılan arkeolojik kazılarda eski Helenistik ve Roma mezarlarında, iskeletlerin dişleri arasına ve göz boşluklarına sikke (antik para) konulması olayına sıkça rastlanırmış.
Bu olayın nedeni tamamen antik din inançlarına aitmiş ve şöyle açıklanırmış:
Efendim, eski Roma çoktanrılı dininde bir kişi öldüğü zaman o kişinin ruhu, Yeraltı ve Ölüler Tanrısı Hades tarafından öbür dünyaya taşınırmış.
Ancak öbür dünyaya taşınmak, ebedi mutluluğa, yani cennete gitmeye yetmezmiş. Ruhları cennetten ayıran Styks isimli bir ırmak ve bu ırmağın kenarında, ruhları kayıkla karşı kıyıya geçiren bir sandalcı varmış.
İşte, antik dönemde ölülerin ağız ve gözlerine konan o paralar, Styks Irmağı sandalcısına verilen rüşvet ve taşıma bedelleriymiş.
Ölen kişi zenginse bu paralar altın, yok garibanın tekiyse bakır olabiliyormuş. Daha da gariban veya kimsesiz ise, para falan konamıyor ve bu yüzden cennete giriş olasılığı da hayli azalıyor.
Ne diyelim…
Eskilerin acaba dini imanı para mı, rüşvet her yerde çok yaygın mı, yoksa bu durum, kendi halinde çok özel bir dinsel inanç mı?
Bunu siz değerli okurlarımın yorumuna bırakıyorum..
Ancak bu eski inançta dikkatimi çeken bazı şeyler oldu.
Pagan Dini’ndeki (eski Roma çoktanrılı dini) Hades, İslamiyet’teki Azrail’i, Styks Irmağı ise, Sırat köprüsünü çok andırıyor.
Rüşvet konusuna fıkra gibi bir olayla son verelim:
Bir müşteri mermerciye gidip bir mezarlık yaptırmak istediğini söyler ve fiyatları sorar. Mermerci mezarlığı yapabileceğini ama fiyatların mezarlığın özelliğine göre çok değişebileceğini ifade eder. Müşteri özellikleri konuşmadan şu fiyatı geçmeyen bir şeyler yapılmasını ister.
Durum mermercinin ilgisini çeker; müşteri işin teknik özelliklerine girmeden sadece bütçeden söz etmektedir. Merakını yenemeyerek bu durumun nedenini sorar. Aldığı yanıt kendisini şoke eder: Müşterinin, bir belgesinin devlet dairesinde onaylanması gerekmektedir. Ancak görevli memur belgeyi imzalamak için vefat etmiş bir büyüğünün mezarının yaptırılmasını istemektedir ve siparişi verilen mezar da bu mezardır.

mezar-001.jpg

2300 YILLIK BİR MEZAR

Bir kadına ait Antik Yunan mezarı. M.Ö 300-350 civarı. Sofya Müzesi… Antik çağdaki çok tanrılı din, günümüz semavi dinlerinden çok daha farklı özelliklere sahipti. Bu farklılık en çok ölü gömme adetlerinde görülmekteydi. Antik dünya insanı tıpkı günümüz semavi dinlerinde olduğu gibi öteki dünya yaşamına inanmaktaydı. Ancak günümüz inançlarından farklı olarak antik dinlerde öbür dünyada kullanabilmesi için ölünün yanına şahsi eşyaları, mücevher ve takıları, elbiseleri, yiyecek içecek, kap kacak ve çeşitli kullanım eşyaları da konulmaktaydı. Fotoğraftaki iskeletin sağlığında çok zengin ve muhtemelen kraliyet ailesinden olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü eller kraliyet sembolü olarak göğse toplanmış ve sağ elde altın bir asa tutmaktadır. Bunun dışında ise üst kollarda altın bilezikler, saç süsleri, elbisenin altın süs ve tokaları görülmekte, iskelet çevresinde ise kullanım eşyalarına yer verilmektedir. 

acisu-cesmesi-002.jpg

Acısu Çeşmesi fotoğrafı 

Geçen hafta bu sütunlarda İzmit’in tarihi çeşmeleri fotoğraflarına yer vermiştim. Bir okurumuz, Acısu Çeşmesi’nin orijinal halini gösteren bu fotoğrafı göndermiş. O günleri hatırlayanların dikkatine sunarım.

Bunaltıcı sıcaktan kaçın, 
serin yürüyüşlere katılın

Kocaeli bir sanayi kenti olarak biliniyor. Ancak Kocaeli, aslında bir tarım ve orman, bir turizm kentidir de… 
İzmit Körfezi ve Karadeniz sahillerinde mavi denizler, Sapanca Gölü’nde dinginlik, Samanlı Dağları’nda ise yeşillik sizi bekliyor. Üstelik mesafeler öyle çok uzak değil. 
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Samanlı Dağları başta olmak üzere pek çok yerde oluşturulan doğa yürüyüş parkurları yaz aylarında rağbet görüyor. Bu parkurlar şehir stresi ve bunaltan sıcaktan kurtulabilecek en ideal rotaları sunuyor. Kah ormanların içinde, kah dere yataklarında uzanan doğa yürüyüş parkurları spor yaparken serinlemeye imkan veriyor. 

52 PARKUR
Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturulan 52 doğa yürüyüş parkurunun her biri ayrı bir macera sunuyor. Bu parkurlardan biri olan Nüzhetiye Serindere Yürüyüş Parkuru geçtiğimiz günlerde yaklaşık 40 kişilik bir grubu ağırladı. Grup Nüzhetiye Köyü’ne araçlarla vardıktan sonra parkur başına kadar yaklaşık bin 500 metrelik bir yürüyüş yapıldı. Gruba parkur hakkında kısa bir bilgi verildikten sonra doğa yürüyüşüne başlanıldı.

5 KİLOMETRE
İlk 500 metresi ormandan ilerleyen parkur daha sonra dereye indi. Serin suların içinden geçen grup üyeleri zaman zaman da şelalelerle karşılaştılar. Temiz havanın ve doğa güzelliklerinin tadını çıkaran ve sık sık fotoğraf çeken yürüyüş severler 5 kilometrelik parkur boyunca güzel anlar yaşadılar.

SERİN BİR YÜRÜYÜŞ
Saat 10.00’da başlayan yürüyüşte vadi içinde tamamen güneşsiz ve serin bir hava hakimdi. Güneş ışınları ancak 11.30 sularında vadi içlerine girebildi. Bu özelliği ile Serindere Parkuru adından da anlaşılacağı gibi serin bir yürüyüş vadediyor. Yürüyüşte yaşlılardan gençlere hatta bebek denebilecek kadar küçük çocuklar da yer aldı. Doğa sevdalıları sırtlarındaki taşıma aparatıyla çocuklarını da yürüyüşe dahil ettiler. Yürüyüş Büyükşehir’in uzman ekipleri gözetiminde gerçekleştirildi.

cocuklar-sirtlarinda.jpg

Doğa sevdalıları sırtlarındaki taşıma aparatıyla çocuklarını da yürüyüşe dahil ettiler.

adi-gibi-cok-serin.jpg

Serindere Parkuru adından da anlaşılacağı gibi serin bir yürüyüş vadediyor.

Bu yazı toplam 1482 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.