• BIST 107.324
  • Altın 143,294
  • Dolar 3,5602
  • Euro 4,1499
  • Kocaeli 27 °C

MHP Kurultay’a gitmek zorunda

İsmet ÇİĞİT
Türkiye’ni 3 ncü büyük partisi MHP, 1 Kasım seçimlerinde kelimenin tam anlamıyla hezimete uğradı. Üstelik, MHP’nin bu denli büyük oy kaybetmesinin nedenini hemen hemen herkes, “7 Haziran ile 1 Kasım arasında yapılan hatalar” olarak gösteriyordu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, çok başarısız bir siyasetçi konumuna düştü. Doğal olarak parti içinden sesler yükseldi. MHP tüzüğüne göre, partide olağanüstü kurultay istemek kolay değil. Bahçeli ve parti yönetimi, “Nasıl olsa muhalifer kurultay için mevcut delegasyondan imza alamaz “ havasındaydılar.
MHP’de olağanüstü kurultay için 275 delegenin imzası gerekiyordu. Meral Akşener, Sinan Oğan ve Koray Aydın,  543 imza topladılar. Bu 543 imzanın 423’ünü Meral Akşener’in toplamış olması da  parti içi muhalefette gücün kimde olduğunu gösteriyor.
Parti tüzüğü açık. Siyasi partiler yasası ortada. 275 imza gerekirken 543 imza toplanmış. Şimdi Bahçeli, “İmzalar bizi bağlamaz. Kurultay 2018’de. İsterlerse yargıya gitsinler” diyor.
Bu tabloda Bahçeli ve MHP yönetiminin böyle bir tavır içine girmesi, parti için çok daha sakıncalı. Çünkü yargıdan olağanüstü kurultay kararı çıkacaktır. Toplanan imzaları parti genel merkezine teslim etmeye gelen avukatların MHP binası önünde taciz edilişine üzülerek izledim. MHP içinde gerilim artıyor. Bahçeli yıllarca MHP’yi bu tür gerilimlerden uzak tutmaya çalışmıştı. 1 Kasım seçimleri öncesi büyük hatalar yaptı ve partisi kaybetti. Şimdi demokrasi kuralları içinde parti içi muhalefet harekete geçmişken, bu şekilde dik durmaya çalışması, kendisi için de Türkiye’ye lazım olan MHP için de fayda getirmeyecektir.
Devlet Bahçeli, bu ülkeye, partisine hizmet etti. Belli ki artık sağlığı da iyi değil. Böylesi bir antidamokratik tavır içine girmektense, kendi iradesiyle koltuğunu Merak Akşener’e bıraksa tarihe çok daha iyi ifadelerle geçmiş olmayacak mı? 
*Yahya Kaptan kavşağından ışık kalkmalı
Geç oldu, güç oldu; ama oldu. Üstelik güzel de odu. Symbol Köprülü Kavşağı biti. Bu proje aslında D-100 karayolu üzerindeki Yahya Kapan kavşağından başlayıp, Köseköy merkez kavşağına kadar olan 3.5 kilometrelik bölgeyi kapsıyor. Yaklaşık 80 milyon TL’ye mal oldu. Büyük bir proje. D-10’de trafik akışı rahatlasın diye yapıldı.
Ama Büyükşehir Belediyesi’nin doğru bir kararla araç trafiğine kapattığı D-100 üzerindeki Yahya Kaptan Kavşağında yayalar için trafik ışıkları duruyor. Eskiden D-100’e belli sürelerde kırmızı yanardı. Şimdi yayalar için bırakılan ışıklar, vatandaş tarafından kumanda ediliyor. Çoluk çocuk, sürekli gidip ışıkların düğmesine basıyor, oyun oynuyorlar. Yahya Kaptan Kavşağı’nda da sürekli D-100’deki araçlar için kırmızı ışık yanıyor, trafik yine tıkanıyor. 
Trafik rahatlasın diye 80 milyon TL’lik proje yapacaksın, sonra  çok basit bir yaya alt geçidi veya üst geçidi yapmadığın için, bu yatırım işe yaramayacak. Büyükşehir Belediyesi’nin bir an önce Yahya Kaptan Kavşağına  yaya geçidi yapması ve buradan trafik ışıklarını kaldırması gerekiyor. 

*Toplu taşıma araçları ilaçlanıyor mu?
Malum, mevsim kış.. Grip hayli salgın.. Grip mikrobunun insandan insana geçtiği ve hızlı yayıldığı da biliniyor. 
Bizim ilimizdeki en büyük sorun da toplu taşıma hizmetleri. Kentin her bölgesindeki özel minibüsler de, belediye otobüsleri de genellikle tıklım tıklım dolu oluyor. Büyükşehir Belediyesi, kendisine bağlı bazı birimlerde çalışma ofislerini grip mikrobunu temizlemek için ilaçlıyor, dezenfekte ediyormuş. İyi yapıyorlar. Ama merak ediyorum, acaba bu şehirdeki toplu taşım araçları geceleri garaja çekildiğinde dezenfekte ediliyor, ilaçlanıyor mu?.. Bu kentte pek çok kişi, grip mikrobunu toplu taşıma araçlarından kapıyor. Pek çok şehirde belediyeler toplu taşıma araçlarında bu uygulamayı yapıyorlar. Bizim şehrimizdeki araçların büyük bölümü, eski püskü ve pis. Üstelik tıklım tıklım dolu oluyor, insanlar üst üste seyahat ediyorlar. En azından günde bir kez bu mevsimde mutlaka ilaçlamak, dezenfekte etmek gerekiyor. 
*“Değişim-Demokrasi-Kardeşlik”
AK Partili pek çok insanla da konuşuyorum. Teşkilat yöneticisi, Belediye Başkanı, milletvekili.. Ülkeyi seven, demokrasiye inanan bütün AK Partililer aynı şeyi söylüyorlar:
“-Biz gerçekten güçlü, bizi doğru eleştiren, bir sonraki seçimde bizden fazla oy alabilecek bir muhalefeti samimiyetle istiyoruz. Muhalefetin zayıf olması, bizim de gevşememize neden olabiliyor.”
Türkiye siyasetinde şu tekerlemeyi de çok sık duyarsınız: ”Ülkenin iktidar sorunu yok. Muhalefet sorunu var.” Bu da çok doğru bir tespittir. 
Türkiye demokrasisinin en eski partisi CHP, hafta sonunda 35 nci olağan kurultayı yaptı.  CHP Türkiye’nin en eski partisi ama,  40 yıldır iktidardan uzakta. Bugün bu ülkenin terör sorunu, dış politika-komşularla ilişkiler sorunu, ekonomik sorunları, yargısal sorunları, özgürlük sorunları varsa, bunların hiç birinde CHP’nin dahli yoktur. 
Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkanlık yarışında rakipsiz olduğu kurultayda, özellikle terör konusunda çok önemli konuşma yaptı. CHP 35 nci kurultayının sloganını  “Değişim- Demokrasi ve Kardeşlik” olarak belirlemiş. 600’den fazla adayın çarşaf listede yarıştığı Parti Meclisi seçimlerinin sonuçlarını bugün göreceğiz. Eminim, CHP yönetiminde önemli bir değişim olacaktır. Kılıçdaroğlu, CHP’de kardeşliği öne çıkartmaya da önem veriyor.
Yıllardır CHP Doğu ve Güneydoğu’da oy alamıyor. O bölgeyi AK Parti ile, HDP’ye, terör örgütüne bıraktılar. Şimdi CHP, hem Kürtlere yakınlaşmaya çalışacak, hem samimi Müslümanlara kendisini yeniden tanıtmak için çaba gösterecek. 
Türkiye’de günün birinde iktidar alternatifi olabileceğini gösteren muhalefete çok ihtiyaç var. Kemal Kılıçdaroğlu, dürüst bir lider. Bu konuda kuşku yok. Ama CHP pek çok şeyi yanlış yapıyor. Umalım ki bu kurultay ile birlikte değişsin. CHP; bu partide kendilerine menfaat arayan samimiyetsiz, halkın güvenmediği tiplerden tamamen kurtarılsın. 
Türkiye’nin güçlü bir CHP’ye ihtiyacı var. Hatta iktidardaki AK Parti’nin bile ihtiyacı var. 35 nci kurultayın parti açısından başarılı geçtiğini  söyleyebiliriz. Ama sonuçlar ortada, sadece Alevilerin, Atatürk sevdasıyla partiye vefa duyan insanların oyları ile, yüzde 25’in üzerine çıkılamıyor. CHP’nin açılım yapması lazım. Bu ülkedeki herkesi kucaklaması lazım. Dindar insanları dışlamaması lazım. Üzerindeki ölü toprağını atması lazım. Artık insanların da CHP’ye önyargı ile bakmayı bırakıp, biraz tanımaya, anlamaya çalışması lazım. 
*Çöp konusunda yapılacak tek şey var
Malum, kentimizde son günlerde en çok tartışılan konu “Çöp” konusu.. Kocaeli çok hızlı büyüyor,  çok hızlı kalabalıklaşıyor. 
Bu şehrin nüfusuna her yıl 40-50 bin yeni insan katılıyor. Okul yapmakla, hastane yapmakla iş bitmiyor. Suyu düşünmek, elektrik şebekelerini düşünmek, ulaşımı düşünmek, yolları, kavşakları düşünmek lazım..
Aynı şekilde çöpü düşünmek lazım. Kocaeli’nin halen nüfusu 1 milyon 600 bin civarında.. Bizim şehrimizde kişi başına günde 1 kilo çöp çıkıyor. Halen, günlük toplanan çöp miktarı 1600 ton.. Her geçen yıl hem nüfus arttığı için; hem de zenginleşme oldukça kişi başına çıkan çöp miktarı arttığı için  çöp miktarı da fazlalaşıyor. 
Bu çöpleri toplamak lazım. İçlerinden, geri dönüşüme uygun olanların ayrılması, ekonomiye kazandırılması lazım. Geri kalanını da bir şekilde  imha edilmesi, ya da depolanması lazım.. 
Çöplerin açıkta depolanması (buna vahşi depolama yöntemi) deniliyor, artık dünyada, özellikle Avrupa’da tamamen terkedildi. Avrupa Birliği vahşi depolamaya izin vermiyor. Düzenli depolama denilen yöntem var.. Çöpler, eski taş ocaklarında, maden ocaklarında açılmış çukurlara bırakılıyor, sonra üzerleri toprakla örtülüyor. Bu da sağlıklı bir yöntem değil. Doğayı kirletiyor. Geçmişte, toprak altına hapsedilmiş çöplerin yıllar sonra patladığına da tanık olmuştuk. 
O halde geriye çöpleri yakarak imha etmek, bunu yaparken de içinden geri dönüşüme uygun olanları ayırmak ve yakma işlemi sırasında bir miktar elektrik enerjisi üreterek kazanç sağlamak kalıyor. 
Ama şehrimizde yaşanan olaylar da ortada. Kimse, kendi bölgesine, kendi evinin yakınlarına Çöp Fabrikası kurulsun, bu fabrikanın etrafı depolama alanı olsun istemiyor. O halde ne yapacağız;  her gün kişi başına 1 kilo çöp toplanıyor. Nüfus 2 milyonu bulunca günde 2 bin ton çöp çıkacak.  Alikahya’daki çöp fabrikasının ve çevresindeki depolama alanının kapasitesi doldu dolacak. Bu şehrin ürettiği çöpleri imha için yeni çöp fabrikasına ihtiyaç var. Ama hiç kimse, kendi bölgesinde yapılsın istemiyor. 
………
Gelişmiş ülkeler, bu konuya da çözüm bulmayı başardılar. Öncelikle topluma “Geri dönüşüm” bilincini  yerleştirmek gerekiyor. Herkes kendi evinde ya da işyerinde geri dönüşüm için kağıt, ambalaj metal, pil, yağ gibi atıkları ayrı yerlerde toplayacak. İşyerlerindeki hurda lastik, metal atıklar ayrılacak. Bunlar geri dönüşüm firmalarına verilecek. Diğer çöpler ise, kanalizasyon sistemine benzer bir yöntemle, doğrudan imha edilecek.
Ben bir örneğini KKTC’nin Girne şehrinde gördüm. Konteynerler, kanalizasyon bağlantılı. Atılan normal çöpler, bu konteynerlerde öğütülüyor. Kanalizasyon sistemine gidiyor. Arıtma tesisinden geçip, aynı kanalizasyon atıkları, evsel atıklar gibi denize veriliyor. 
Gelecekte bu iş için sokaklardaki konteynerlere de gerek kalmayacak. Evinizin lavabosunda çöp öğütücü olacak. Geri dönüşüm için ayrılan çöpler dışındaki çöpler, doğrudan lavaboya atılacak, kanalizasyon sistemine gönderilecek.
Kocaeli gibi, topraklarının neredeyse tamamı yerleşim alanına dönüşmüş bir kentte artık çöp depolama alanı, çöp fabrikası alanı bulmak çok zor. Ama bir şekilde çöpleri de bertaraf etmek lazım. Bu konu bence metro projesinden daha önemli ve önceliklidir. Çöp fabrikası iin yer aramaktansa, çöpleri öğüterek kanalizasyon sistemi üzerinden bertaraf edecek yapılanmaya geçmek daha öncelikli düşünülmelidir. 
*Değerli bir dost ziyareti
Ali Ufuk Yaşar.. 1963 doğumlu. Buralı.  1994 yılında işçi olarak çalıştığı Tüpraş’ta sendika işyeri temsilcisi oldu. 5 yıl temsilcilik yaptıktan sonra, 1999’da Petrol-İş Kocaeli Şube Başkanı seçildi. O’nun genç sendikacılık dönemi ile, benim genç gazetecilik dönemim örtüşür. Hep mücadelenin içinden geldi, hep demokrasi ile geldi. Şube başkanlığının ardından 4 yıl Genel Sekreterlik yaptı.
Türkiye’nin en büyük sendikalarından Petrol-İş’in  Genel Başkanlığı’na karşısında çok deneyimli  bir rakip bulunmasına rağmen ( 170-70)’lik inanılmaz bir sonuçla seçildi. Kongrede sendikanın 16 şubesinden 13’ünün desteğini aldı. 
Ali Ufuk yaşar, şimdi 31 bin aidat ödeyen üyesi bulunan 90’dan fazla şirkette örgütlü Petrol-İş Sendikası’nın Genel Başkanı. Gazetenin yılbaşı ilavesini hazırlarken, 2015 yılının ilimizdeki başarılı  isimlerini çıkartmış, Ali Ufuk yaşar için de “Yılın Sendikacısı” sıfatını uygun bulmuştum., Cumartesi günü sendikanın Kocaeli Şube Başkanı Salih Akbulut ile ziyarete geldi. Hem  “yılın sendikacısı” sıfatına teşekkür, hem gazete binasını hayırlama ziyaretiydi. Benim için, çok değerli bir eski dostla bulaşmanın gururu oldu. 
Ali Ufuk yaşar, kendisini çok iyi yetiştirmiş, çok önemli pozisyona gelmiş bir adam. Sohbette sordum, “Bundan sonra Türk-İş Genel Başkanlığı hedefi var mı?”. Yaşar, hiçbir görevi 3 dönemden fazla yapmaktan yana olmadığını söyledi, “Türk-İş’te bir değişim ihtiyacı var. Benim bulunduğum yerde, en üst makam Konfederasyon Başkanlığı. Ama İstanbul’daki bir sendikanın Genel Başkanıyken, Ankara’da Türk-İş Genel Başkanlığı yapmak da pek doğru gelmiyor bana” dedi. Yani, “Türk-İş için hayır” demedi. 
Türkiye’de sendikacılığın ne kadar ayaklar altına düştüğünü, kimlerin elinde kaldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. İki tane doğru dürüst sendika kaldı. Biri, Disk’e bağlı Lastik-İş, biri Türk-İş’e bağlı Petrol İş. Ne mutlu tesadüf ki, bu iki gerçek sendikanın da Genel Başkanları bizim hemşerimiz. 
Bu yazı toplam 672 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37