1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. MİLLİ GÖRÜŞ MARKA DEĞİLDİR
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

MİLLİ GÖRÜŞ MARKA DEĞİLDİR

A+A-

Milli görüş: İslam dininin helal ve haramlarına hassasiyetle riayet edilmesi gerektiğini açıkça ifade eden,  siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki ve kültürel alanlarda temel ilkelerini İslami kaynaklara dayandıran, milli ve yerli olan bir düşüncenin, bir fikrin ve sarsılmaz bir inancın adıdır.   Kısaca yaptığımız bu açıklamaya göre milli görüş ve adil düzen zihniyeti, beşerin uydurduğu bir marka olmadığından, hiçbir partinin tekelinde de değildir.
Her bir milletin kendi inançları doğrultusunda milli ve yerli olan bir düşünce yapısı vardır. İslam dinini kabul eden ve etmeyen milletlerin milli ve yerli duruşları, birbirinden çok farklıdır. Ülkemiz ve İslam dünyasının milli ve yerli duruşu, Kur’an ve sünnet kaynaklı olduğundan,  rahmetli Erbakan hocamız milletin bu bakışına, anlayışına ve inancına Milli görüş adını vermiştir.
Milli görüş gömleği beşeri bir marka olmadığından, İstenildiği zaman giyilen istenildiği zaman çıkarılan bir gömlek değildir. Bu gömleği giyen bir insan, yüce Allah’ın koyduğu helal ve haram hükümlerini ve manevi değerleri ret ve inkâr etmedikçe,  böyle bir insan için, milli görüş gömleğini çıkardı demeye hiçbir insanın yetkisi yoktur.  
Meselenin özü bu şekilde olduğu göre, üzülerek ifade edelim ki, milli görüş zihniyetini kendi partisinin markası olduğunu ifade eden bir parti yetkilisi şu talihsiz açıklamaya yapabiliyor. “ Milli görüş, adil düzen Saadet partisinin tüzel kişiliği adına, Türkiye patent enstitüsü tarafından marka olarak tescil edildi. Saadet partisinin izni olmadan bu kavramları kullanmak suçtur.”  Her partinin beşeri bir düşüncesi bu düşünce doğrultusunda geliştirdiği ve kamuoyu ile paylaştığı fikirleri ve ilkeleri vardır.  Bu gibi fikir ve düşünceler din olmadığından insanların kabul edip,  etmemesinde bir sakınca yoktur.
Milli görüş ve adil düzen zihniyeti din eksenli olduğuna göre,  milli ve yerli olan bu zihniyeti hiçbir parti kendi tekelinde görüp markalaştıramaz.  Milli görüş ve adil düzen zihniyetini beşerileştirerek, marka haline getirirseniz, insanlar bu markayı benimsemeyebilirler.  Akıllarınca doğru bir şey yaptıklarına sanarak, milli görüş zihniyetini bir partinin markası haline getirmeye çalışanlar, bilerek veya bilmeyerek milli görüş zihniyetine en büyük darbeyi vurmuş oldular.
Temel inanç esaslarına aykırı olmamak kaydıyla,   farklı bir siyasi anlayışla hizmet etmeye gayret eden kişilere, milli görüş gömleğini çıkardınız demek için, inkâra mucip delilerin olması şarttır.  Milli görüş gömleği bir marka ise, o gömleği çıkarmanın bir mahzuru yoktur. Meseleyi manevi ve maddi yönden tahlil edersek,  tevhit inancını kabul etmiş/ etmemiş insanlar hangi fikir ve düşüncede olurlarsa olsunlar, yaptıkları icraatlarında, ileri sürdükleri fikir ve düşüncelerinde milli olmaya mecburdurlar.
Tevhit temelli bir anlayışla örülen milli görüş gömleğini, Rahmetli Erbakan hocamız şu şekilde açıklıyordu;  “ Ülkemizin insanları müslümandır ve milli görüşçüdür. Bugün milli görüşçülüğünü açıkça ilan edenler ve sırasını bekleyenler” diyerek izah etmeye çalışıyordu.  Bu gibi ve daha birçok benzeri ifadelerle, müslüman milletimizi uyandırmaya, heyecanlandırmaya,  korkmadan özlerine dönmeleri için uğraş verirken, aynı zamanda maddi ve manevi cephelerini ve ruh hallerini anlatıyordu.
Rahmetli Erbakan hoca; Toplumun sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel yönünü çok iyi biliyordu.   Dış şer güçlerin ve içteki şuursuz işbirlikçilerin ülkeye ve millete verecekleri zararlara engel olmak,  yerli ve yabancı fincancı katırlarını ürkütmemek düşüncesiyle,  maddi ve manevi gücümüzü,  milli ve yerli düşüncemizi,  milli görüş ve adil düzen kavramlarıyla anlatmaya çalışıyordu. 
Rahmetli Erbakan hocanın,  milli görüş ve adil düzen kavramlarıyla ne yapmak istediğini çok iyi anlayan dış şer güçler ve işbirlikçiler, ellerinden gelen her türlü engelleri çıkarmak suretiyle, Erbakan hocayı durdurmaya çalıştılar.  Ülkesi ve milleti uğrunda ödediği ağır bedellere rağmen yılmadı, boyun eğmedi,  muhaliflerini kendi cephelerinden vurarak yıkmayı başardı.
 Milli ve yerli düşünen herkes, Kur’an-ı anlayarak okumaya, çalışmalıdırlar. Hz, Peygamberimizin hayatını, bin yıllık tarihimizle birlikte yakın tarihimizi, çok partili sisteme geçtikten sonra,   milletimiz nasıl ve ne şekilde, hangi zorluklar altında yönetildiğini, ülkenin imar edilmesi,  maddi ve manevi iyileştirmeler için nasıl bedeller ödendiğini objektif bir şekilde okuyup değerlendiremeyenler siyasette başarılı olamazlar.    Milli görüş zihniyetini temsil ve tebliğ ettiğini iddia eden Saadet partisi, söylem ve eylemlerinde çok dikkatli olmalıdır. Hiçbir zaman savunma durumuna düşmemelidirler.  Fikir, düşünce ve inançlarıyla öncü kuvvet gibi yol açmanın önderliğini yapmalıdırlar.  
Üzülerek ifade edelim ki, rahmetli Erbakan hocamızdan sonra, Saadet partisinin, yanlış yerdeki duruşuyla, savunma çıkışlı siyasi söylem ve eylemleriyle, hem fikri ve hem de sayısal gücünü kaybetmiştir ve kaybetmeye devam etmektedir. Hiç kimse lafı eğip bükmesin, rahmetli Erbakan hocanın boşluğunu Saadet partisi değil, sayın cumhurbaşkanımız T. Erdoğan doldurmuştur. 
Milli ve yeri duruşu, düne göre çok daha açık bir şekilde üstlendiği için, şer güçler ve yerli işbirlikçiler sayın cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın üzerine, dün den çok daha şiddetli bir şekilde gelmektedirler.  Bu durumu ehli vicdan sahibi hiçbir insan inkâr edemez. Özelikle Saadet partililer, Sayın Erdoğan’ın şahsında ülkemizin kalkınmasına, milletimizin manevi değerlerine yapılan saldırıları görmemek için gözlerini ve vicdanlarını kapatmamalıdırlar. 
  Ümmet bilinciyle hareket eden Saadet partisi; “ Hayra motor şerre fren olmalıdır.” Marifet iltifata tabi olduğuna göre, halkın iltifat etmediği, körü körüne Ak partisine muhalefet etmeyi marifet görmemelidir.
Saadet partisi anayasa değişikliğine hayır diyeceğini ilan ederken, niçin hayır diyeceklerini veya neden evet diyemeyeceklerini net ve açık bir dil ile ifade edemediler.  Saadet partisi siyasi söylemlerinde net olmalı, bu netlik içinde doğru ve yanlışları topluma anlatarak halkın güvenini kazanmalıdır.
Özelikle saadet partisi basit siyasi getiri ve vehimlerin tesirinde kalmadan,  anaya değişikliğine Evet veya hayır demenin umumun lehine veya aleyhinde olup olmadığını kesin delilerle ortaya koyarak kararını vermeliydi.   Umumun menfaati düşünülerek alınan her karar, kısa ve uzun vadede milletin lehinde olacağını düşünerek hareket etmek, kararların en isabetlisidir.  
Saadet partisinin anayasa değişikliğine hayır demesi umumun menfaatini düşünmekten çok basit siyasi getirilerini düşündüklerinden anayasa değişikliğine hayır demişlerdi. Bu tavır maslahata uygun değildir. Makalemizi bir soruyla noktalayalım. 18 maddelik anayasa değişikliğinde seçim barajı sıfırlansaydı, Saadet Partisi anayasa değişikliğine ‘Hayır’ diyecek miydi?                                                                                   

Bu yazı toplam 1407 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum