• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 3 °C

Mısır’daki firavunların firavunlukları!

M.Zeki CANŞİ
Şu Firavunların Firavunlularını bir türlü bırakmadığı Mısır’da Musa’ları yok etme, kesip biçme eylemleri bir türlü bitmiyor. Dikkat ederseniz, bu tarz insanlık dışı uygulamalar, bir virüs gibi içine nüfuz ederek genellikle geri kalmış ya da gelişimini henüz tamamlayamamış İslam ülkelerinde göze çarpmaktadır.  Siyonizm’in tahripkâr tavırları, bu coğrafyaların genetik kodlarına işlemiş durumda. 
Bildiğiniz gibi, geçen haftaya damgasını vuran olay, Mısır’ın % 52 oyla seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ve arkadaşlarının idama mahkum edilmesi kararı henüz tazeliğini korurken, o ısmarlama kararın altında imzaları bulunan üç hâkimin de uğradığı silahlı saldırıda ölmeleri bomba etkisi yarattı. Özellikle Türkiye gibi ülkelere de rol model olması için verilen kararın zamanlaması da dikkat çekici. Belli ki, seçimler arifesinde ülkemize de bir mesajlar vermek isteniyor. Tabi, bu mesaj hemen ellerinde patladı ve böylesi kararları alabilecek uydu hâkimlerin başına gelebileceklerinin de düşünülmesi gerektiği gözler önüne serildi. 
Zulmen, cebren ve hile ile Mısır’ın başına getirtilen Sisi’nin devlet terörü uygulayarak ayakta kalabilmesi için kendisine en büyük engel olarak gördüğü Muhammed Mursi’nin düzmece gerekçelerle mahkum olması bile uykularını kaçırtmış olmalı ki, Mursi ile birlikte İhvani Müslimin’in yöneticilerini ve Belamlık yapmayan âlimleri de idama mahkum etme girişimleri, ne yazık ki idam cezasını kaldıran batı toplumunu zerre kadar etkilemediğini görmek de aslında pek şaşırtıcı değil. Gerek ikiyüzlü riyakar batı toplumu ve gerekse tüm bu toplumları maniple eden Siyonistlerin ve onların paydaş uzantılarının bu karar karşısındaki tutumları, kendilerini suçüstü yakalamaya yeter ve artar da. 
Siyonizm’in manyetik alanından kurtulamayan sözde İslam ülkelerinin o işbirlikçi yöneticilerinin idare ettiği ülkeleri teker teker bir gözden geçirin bakalım. Hemen hemen hepsi tarumar olmuş, Mısır, Suriye, Irak ve Libya gibi ülkeler  stabilizasyona sevk edilmiş liderleri ya idam edilmiş ya da mahkum edilmiş. Arabistan ve Katar gibi ülkelerin yöneticileri de henüz bu Siyonist güçlerin emrinden çıkmamışlar ama onlar da perişan olmaları için gün sayıyorlar. Tabi, buna benzer vukuatları Türkiye’nin başına da getirmek istiyorlar, Lakin bunu henüz başaramamışlar. Bunu başarmak için de dahili ve harici işbirlikçileriyle tempo tutmaya devam ettikleri de çıplak gözle görülmektedir. 
Türkiye dahil hiçbir İslam ülkesi olmasın ki, kaleyi içeriden fethetme metodunu esas alan bir anlayışla hareket ederek Siyonizm ile ortak paydada buluşan paydaşlar olmasın. Bu paydaşlar öyle maskelerle ve öyle kılıklarla ümmetin karşısına çıkıyorlar ki, insanların inanası gelmiyor. Kimilerine namütenahi imkânlar tanınmakta, kimilerine şan şöhret, makam ve mevkiler verilmekte kimilerini de paraya boğarak onları sinsi planlarına paydaş edebilmekteler. Öylesi insan ve sosyal çevreleri kullanıyorlar ki, şüphelenmek nerdeyse imkânsız. Eğer bir yüzleri deşifre olmuş birileri var ise de, henüz tahayyül dahi edemeyeceğimiz yüzlerce kişi ve çevrelerin olabileceğini unutmamamız lazım. Din görevlilerinden tutun, siyasi, bürokratik, askeri ve ekonomik bir takım çevrelere varıncaya kadar piyasada mebzul miktarda işbirlikçilerinin içimizde fink attıklarını bilmemiz gerekir ve ona göre tedbirini almamız lazım.
Şunu herkes iyi bilsin ki, haktan hukuktan taviz verildiği zaman, raydan çıkıldığı zaman, adalet ilkeleri ile evrensel hukuk nosyonundan sapıldığı anda öncelikle ilahi tokat bir şamar gibi inmekte ve ardından  baştan beri ifade etmeye çalıştığım çevrelere alan açılmakta ve oluşan vakumu  bu Siyonistler doldurmaya çalışmaktadırlar. O halde esas mesele, adaletten sapmamak ve öylelikle o tarz zararlı mahluklara alan açmamak gerekir. Hülasa, her şey bizim elimizde. Yeter ki dik duralım tağutlara karşı İbrahimi duruş sergileyebilecek bir imana sahip olalım. Ümmetin kazanımlarını politik hırslarımıza kurban etmeyelim. Kronizm ve nepotizm (eş-dost, ahbap-çavuş ilişkisi) hastalığına yakalanmayalım. Göreceksiniz, o zaman hiçbir güç ve kuvvet birliğimize zarar veremez! 
Bu yazı toplam 253 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37